• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

SEN İĞNE İLE KUYU KAZ

06 Temmuz 2015 Pazartesi 17:12


Napolyon; “sen iğne ile kuyu kazabilirsin” dediği zaman insanların çoğu şaşırmıştı. Onu dinleyenlerin bir çoğu, hiçbir şey yapmadı ancak; ona gerçekten yakın olan ve onun hedeflerini bilen çok az insan, ona inandı ve söylediğine ikna oldu. 
                

Dediler ki; Napolyon, birçok başarıyı elde etmenin, ancak; sabır ve sükûnet ile davranmakla mümkün olabileceğini, herkese söylemek istiyor. Napolyon’un sözü, başka bir problemde ortaya çıkıyor, sahneye konuluyor ve temsil ediliyordu. 

İnsan, hedeflerine ulaşmada, başkalarının duygularını ikna etmede, bütün hedeflerin peşine koşacak kadar uzun ve verimli ömür sahibi değildir. Öyle ki; şahsın hedefe bağlanması için, hedefin başkalarını ikna edecek bir yapıda olması gerekir.
Senin bakış açına göre, bir hedefin peşinden koşmak için, önce senin ona inanman ve aktif bir taraf olarak hareket etmen gerekir. 

Düşünce itibari ile, onun maharetine önce kişi, kendisi inanmalıdır.  Başkalarının desteğine ihtiyaç hissetmeksizin, bütün bilgilerin toplanması ve en iyi şekilde kullanılması, bilgilerin ikna edilecek kişileri hedef alan biçimde birbirine bağlanması ve kişinin hayattaki gidişatını bozacak gururdan uzak durması (olması) gerekir. Kişi, o anda dişisinin önünde erkek tavus kuşu gibi davranmalı, onun gibi yürümeli, ortaya kuyruğunu dik tutmuş erkek tavus kuşu görüntüsü çıkmalıdır. Onu (bu dik duruşu) alta doğru pervane gibi yaymalı, onu dişisine karşı geri almada (yani dik duruştan vazgeçmede) çok yavaş olmalı ve onu sarmalı, sonra ona doğru hızlıca yönelmeli ve açık bir görüntü ortaya koymalıdır. Erkek, çevresindeki tüm dişileri, aşırı sevgiyle koruyacağı, haremindeki kuş sürüsü gibi, çevresindeki tüm dişi kuşları toplar. İşte, bazılarının kibrini taklit ettiği tavus kuşu, böyle bir kuştur.
Hangisi daha faziletlidir..? Napolyon’un dediği gibi; iğne ile kuyu kazmak mı..? yoksa; dişilerin önünde mütevazı olmak mı..? 

Psikologların bazıları, burada; şahsiyetin tarifinde, ihtilaf etseler de, birçok psikolog şahsiyet gelişiminin; mala, paraya, imkânlara, inatçı fikre ihtiyacı olmadığını vurgular, onlar, şahsiyetin güçlü bir iradeye, azme, çevresindekilere karşı sadık ve dik duruşa ihtiyaç duyduğunu söylerler. Bu şu anlama gelir ki; insanların arasında var olan uzaklık; metre ile ölçülebilen bir uzaklık değildir. Sadık ve samimi bir ilişki ve onları birbirine yakınlaştıracak bir kalp olmalıdır.  Herhangi bir işe doğru bir bakış, sağlam esaslara bağlıdır. Onu geliştirmek, kişinin elindedir. Daha iyiye ulaştırma ve iyileştirme, yeni neticelere ulaştırmak, kökünü sağlamlaştırmak, beş duyu organını kullanarak sabır ve sükûnet ile hareket etmek, prensipli davranmak gerekir. 

Öyle olmalı ki, kişi için ; ‘o canlı değil… onda beş duyu yok… onda bazı duygular yok… ‘ denilebilmelidir. Hatta öyle ki; ‘onda düşünce kudreti yok’ denilebilmelidir. İnsan zeki olduğu gibi adil de olmalıdır. Adalet onda bir şeyi eksiltmez.

Onun için Allah C.C der ki ; Allah adil olmanızı, yakınlarınıza ve yetimlere ihsanda bulunmanızı, kötülükten ve azmaktan uzak durmanızı emrediyor, sizi uyarıyor, belki; akl edersiniz diye… 

Tercüme Eden
Av. Zekai Gül

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET