• 3,602 TL

  • 3,784 TL

  • 143,58 TL

  • 88.531

ncekiler Sonrakiler

SAMSUN MEVLEVİHANESİ  

22 Ocak 2016 Cuma 04:23

Mevleviliğin Türk-İslam kültürü içinde önemli bir yeri vardır. Hz. Mevlana’nın 17 Aralık 1273’te ölümünden sonra yakın dostlarından Çelebi Hüsameddin ve daha sonra oğlu Sultan Veled’in sayesinde Mevlevilik kuralları, ilkeleri olan bir tarikat olarak örgütlenmiştir. Böylece Mevlevilik önce Konya‘da daha sonra ise, ülke içinde ve dışında birçok seveni ve müridi bulunan büyük bir doktrin olarak toplumun içinde yerini almıştır. 
             

Mevlevihane genel bir isimlendirme olup, Mevlevi ayinlerinin yapıldığı iaşe ve ibatesinin sağlandığı tarikat yapılarıdır.

 

Mevlevihaneler, sadece dini bir müessese olmayıp, siyasi ve sosyal yaşamada aktif olarak katılmışlardır. Mevlevihaneler zincirinin bir halkasını da Samsun Mevlevihanesi oluşturmaktadır.
               

 

1852–1853 (H. 1269) yıllarında Samsun’da bir Mevlevi Dergâhı vardı. Yöneticisi Mustafa isimli bir kişiydi. Samsun’da Kaliİçi’nde Mustafa Bey Hamamı adı ile anılan dergâha ait birde hamam bulunuyordu.


               

1862–1863 (H. 1279) yılında Samsun’a yapılması düşünülen limanın ön çalışmalarını yapması için, İstanbul’dan Samsun’a Mühendis Es Seyid Ali Rıza Bey gönderildi. Bu kişi aynı zamanda bir Mevlevi idi. Samsun’daki Mevlevihane hakkında yaptığı araştırmalar sonucunda Mevlevi Dergâhının kaybolduğunu gördü. Ali Rıza Bey Mevlevihane’nin yeniden kurulması için çalıştı. Hafız Ali isminde bir kişi Mevlevihane’nin yöneticisi seçildi.
               

Samsun Mevlevi Şeyhi tayin kılınan Hafız Ali Dede; Canik Mutasarrıflığına başvurarak Samsun’un güneyinde bulunan vaktiyle Musalla olarak terk olunmuş olan arsa içerisine iki üç hücresi bulunan bir Mevlevihane inşa etmesi izin talep etti. 
               

Canik Mutasarrıfı tarafından istenilen yer ‘Musalla’ Mevlevihane’ye verildi. Zamanla yerin bir bölümü buraya komşu bulunan Avusturya Konsolosluğunun mülkiyetine geçti. Onun yanına da Rus Konsolosluğu inşa edildi. ‘Musalla’ arazisi üzerine Hafız Ali Dede bir Mescit, bir Tevhidhane ve birçok hücreden oluşan Mevlevihane inşa edecekti. 
             

 Musallanın çevresi bir çitle sınırlandırıldı. Arazinin dağıtımı için gerekli ferman 27 Eylül 1862 tarihinde düzenlendi: 
               

 

“… Samsun’da Mevlevihâne mevcut olmadığından başka müruru zaman ile mahallini bilenler dahi kalmamış olduğu halde Mevlevihâne-i mezküre (adı geçen) meşihatine (şeyhlik) tayin kılınan Hafız Ali Dede ol tarafa vusulünde (ulaşma) tarafından iki üç hücreyi şâmil bir bab Mevlevihane inşa etmek üzere mahal (makam) ira’esini canibi Meclisine ifade etmesi üzerine Samsun’un canibi cenubisinde (güneyinde) kâin (oturan) Musallanın vâridatı ve mihrap yerinden ma’adâ (başka) mahallinde eseri bina olmadığından öteden berü açık ve minberi te’yid bu olarak etraf selasesine Ecnebi Konsoloshaneleri yapılması arsasından bir miktar mahalli Avusturya Devleti Konsoloshanesi Dairesine geçerek ve bir aralık mihrap yeri dahi daire-i mezküre derununa (içine) geçtiği görülüp terk ettirilerek şimdi arsa-i haliye (boş) bulunduğundan bunun bir miktarı mahalline mumaileyh Ali Dede canibinden ebniye inşa ile mezbur mahallinin etrafına parmaklık keşide olunması meclisi mezkurden mukaddeman (devamlı) bâ mazbata Lade’l inha (edilmeksizin) Mevlevihâne-i mezküre vakfının tevliyeti (başlangıç) dahi Dede-i mumaileyhin (adı geçen) uhdesinde mukayyet ise de mezkür Musalla mahalli vakfının ismi tasrih (açık) olmadığından vakfı vakfiyesi ve Musalla namı ile mahalleri Defterhâne-i âmiremde (emrim) sarahaten (açık) taharri (araştırma) bulunamamasından dolayı ba’de (sonra) usulı Şer’iyye (şeri kanun) ve nizameyiseni müraca’at olunmak üzere ber tafsil (açıklama) yazılan isti’lama (ilâm) cevabin bî tekrar (ikinci defa) gelen mazbata ve harita üzerine iktizası (gereği) mahkeme-i teftişten lede’l-isti’lam (bilgisiz) arsa-i mezkürenin (adı geçen) vakfı ve mütevellisi ve derdest (bitmemiş) ve mukayyet (kayıt) vakfiyesi ve bir güna müsteğıllat (çokluk) ve hâsılatı ve dahilinde aher (diğer) mülki ve arâzi mîriyeden mahalli olmayub heman Musalla denile gelmiş ve hey’eti hâliye ve haritasına nazaran Mevlevihane yapılması içün gösterilen mahalle harim (mahrem) değildir denilememiş idüğinden buraya Ali Dede tarafından ber mınvali muharrer Mevlevihane inşasıyla arsa-i mezkürenin tesallutu (başına gelen) aherden kurtarılması menutı re’yi âl-i şânım idiğü ve işbu Mevlevihane inşa olunacak mahalli bir taraftan ala hâlihi terk olunacak musalla mahalli ve bir taraftan Pestere’nin Bağı ve bir taraftan Rusya Devleti Konsolosu Konağı ve bir taraftan tariki â’mm mahdut tulen (uzunluk) yetmiş beş ve arzen (genişlik) otuz beş zira’ki terbî’an (dört tarafı) iki bin altı yüz yirmi beş zira’ (yüz elli bin metre kare) olup kadim musallanın harimi olduğu ve kemakân (devamlı) Musalla olmak üzere terk kılınacak mahal bir taraftan salifülbeyan (beyan sahibi) Mevlevihane inşa edilecek mahalli mahdud mezkür ve iki taraftan Avusturya Konsolosu Konağı ve tarafı râbi-i tariki â’mm ile mahdud tulen yetmiş beş ve arzen kırk bir zira’ki terbî’an üç bin yetmiş beş zira’ kadim ve mihrabı havi olduğu cümle (tüm) iş’arattan anlaşılmağla ve mahalli mezkur bir vakıf dahilinde olduğına kimesnenin (kimsenin) ma’lumat ve derununda (içinde) aherin (başkasının) mülkü ve arazi mîriyeden mahal olmadığı cihetle vaktile mucer (icar) red  musalla olmak üzere metrûk olarak inha olduğı ve haritasında gösterildiği vechile kadim mihraplı kemakân  Musalla olmak üzere terk ile ma’ada (bundan böyle) karib (yakın) olan mahalline Mevlevihane inşası muhafazasını muceb (icap eden) ve mekule (söylenen) arife-i maliyenin (bilinen malın) re’yi u’lil’ emr ile tasarrufu câiz olmağla bu suret de mahalli mezkurin kadim mihrabı havi terbî’an (dört tarafı) üç bin yetmiş beş zira’ mahalli  kemakân Musalla olmak üzere terk ve ibka (baki) ve etrafına parmaklık keşîde ile mezkür musallanın hareminden ma’dud (sayılı) olan terbî’an iki bin altı yüz yirmi beş zira’ mahalline dahi mumailyh Hafız Ali Dede tarafından mescid tevhidhaneyi (kelime-i tevhit) havi ve hücürâti (hücre = oda) lazimeyi muhtevi Mevlevihane inşasına emri irade-i seniyye-i şâhaneme (adıma) ta’alluk (gönderilen) eylediği halde  Evkaf Muhasebesine kaydolunarak lazım gelen emri âl-i şanımın (emrimin) tasdırı ve keyfiyet ma’lum olmak üzere Defterhane-i Âmirem’e bir kıt’a ilmühaberin tasdiri hususı cânibi nezareti Evkafı Hümayunumdan bâ takriri inha ve ifade olunmuş ve mucibince arsa-i mezburenin iki bin altı yüz yirmi beş zira’  mahalline mumaileyh canibinden ebniye inşa ile mezbur üç bin yetmiş beş zira’ mahallinin etrafına parmaklık keşide olunması zımnında icabının icrası Meclisi vâlada nesiyb olunarak irade-i seniyye-i mülukem dahi ol merkezde müteallik ve şerefi sudur olmuş olmağla ol vechile keyfiyeti muhasebe-i merkumeye kaydı ve imla ve mezkur ilmühaber tahrir ve i’ta olunarak ber minvali muhizer Mevlevihane inşasına rızasını hâvi işbu emr-i Âl-i şânım isdar ve nisyar olunmuşdır imdi (şimdi) siz ki mütasarrıf  müşar (ismi geçenler) ve naib ve müfti ve Evkaf Müdiri ve sâir a’zayı Meclisi mumaileyhim siz keyfiyeti irade-i seniyye-i mülükâneme mantuk emri munifimden ( tarafı) ma’lumınız olduk’da mezkür arsanın iki bin altı yüz yirmi beş zira’ mahalline mumaileyh canibinden ebniye inşa ettirilmesi ve mezkür üç bin yetmiş beş zira’ mahalli kemakân Musalla olmak üzere terk ve ibka ile etrafına parmaklık keşide olunması hususına dikkat eyleyesiz. 2 Rebiulevvel 1279“ 
                 

Bu dönemde Samsun Mevlevi Şeyhi Hafız Ali Dede idi. Hafız Ali Dede 1864’den 1867’ye kadar görevde kaldı. 
                 

Ölümü üzerine 10 Ağustos 1867 tarihinde Ali Dede’nin oğlu Cemalettin Efendi Dergâhın şeyhi olarak halef oldu. 27 Eylül 1867 tarihindeki fermanla Cemalettin Efendi Şeyh seçildi. 
                   

Mevlevihane’nin yapımı esnasında bağışlanan köylerin 10 tanesi Canik Mutasarrıfı tarafından onaylandı. Samsun’dan bir saat uzaklıkta olan ‘Alina’ adındaki mezranın (tarlaların) gelirinin 3/5’i tahsis edildi ki 1883–1887 yıllarında geliri ortalama net 1524 kuruşa denk düşüyordu. Mevlevihane; taştan yapılmış bir semahane ve tahtadan yapılan birkaç hücreden oluşuyordu.
               

1868–1869 (H. 1286) yılı Ağustos ayının 19. günü,  Süleyman Paşa Medresesi’nin (bu medrese belediye binasının karşısında idi.) bir odasında başlayan yangın kısa zamanda büyüdü. Şehrin çoğu yerleri yandı. Bu sırada Mevlevihane’nin tahtadan oluşan kısımlari kül oldu. Sadece taştan olan semahaneye bir şey olmadı.         
             

 

Şeyh Cemalettin Efendi 14 Ekim 1893 yılında vefat etti. Oğlu Ali Enver küçük olduğundan Samsun Mevlevihanesi’nin başına, Gelibolu’daki Mevlevihane’den vekâleten Çilekeş Laz Mehmet Dede getirildi.
               

Samsun Mevlevihanesi’nin Musalla ya da Dua Yeri denilen bölümüne cenazeler defnolunmakta idi. 1900 yılına gelindiğinde mezarlar tahrip edilmeğe başlamış, zeytin dut vesair ağaçlar kesilmiş, suyu gayet lezzetli bir kuyunun suyu azaltılmış, Mevlevi şeyhlerine ait birçok mezar taşları da oradan nakledilerek kentin dışında bulunan Ayyaş Baba Türbesi (İsa Baba) civarına nakledilmişlerdir. 
              

       

Bir süre onarım gören Samsun Mevlevihanesi 1901 yılında yeniden ibadete açılmıştır. Günümüzde Samsun Mevlevihanesi’nden hiçbir iz kalmamıştır. Sadece Mevlevihane Caddesi adıyla bir cadde bulunmaktadır.    

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI