• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

SAMSUN'DA BATIL İNANÇLAR!

29 Aralık 2014 Pazartesi 21:08

Anadolu’da yaşayan halk inançları, Anadolu insanının yaşamıyla, tarihiyle ve sosyal karakteriyle yakından ilgilidir. Bu türden inançlar Anadolu insanının düşüncesine, eylem ve davranışına yön verici bir niteliğe sahiptir. 

İnsanımız su içerken, tarlasını ekerken, ineğini sağarken, çocuğunu büyütürken, yola çıkarken, bir yakınını sonsuzluğa uğurlarken, evlenirken, bayramını kutlarken; sözün özü bütün tutum ve davranışlarında bu inançlarla iç içedir. 


Bu kadar etkin olan, ancak bu topluma zarar veren, onu geri bırakan, pasif kılan, bilimle ve İslam Dini ile çelişen kimi halk inançlarını -batıl inançları- tespit etmek ve onları toplum hayatından tecrit etmek biz sosyal bilimcilerin görevi olsa gerektir. Bu bir öz eleştiri olsa bile bundan asla kaçınmamak gerekir.


Yöremizde tespit ettiğimiz ve akılla, mantıkla ve inanç sistemimizle çelişen pek çok halk inancından birkaç örnek verelim: Makas başkasına ağzı açık verilmez; verilirse veren kişi ile alan kişinin arası açılır. Soğan kabuğu yakmak fakirlik getirir. İğne ve sabun elden ele verilmez; verilirse uğursuzluk getirir. Elbise kişinin üzerindeyken dikilmez; dikilirse o kişinin aklı veya nasibi dikilmiş olur. Süpürgeye oturulmaz; oturulursa bu uğursuzluk getirir ya da oturanın kızı çok olur. Geceleri tırnak kesilmez, aynaya bakılmaz, ev süpürülmez; salı günü yola çıkılmaz, temizlik yapılmaz; ev ocağa doğru süpürülmez, eşiğe oturulmaz, evde örümceğin yuva yapmasına izin verilmez. Eğer dikkat edilmezse bütün bunlar birer uğursuzluk sebebi olabilir. Ayrıca yıldız kaydığında birisinin öleceğine inanılır. Hıdrellezde hamile kadın bir yeri kilitlerse çocuğunun sakat doğacağına inanılır. Erkek, sevdiği kızın evinden tuz çalarsa kızı kolay alır. Bir yerde baykuş öterse uğursuzluk getirir; o evden cenaze çıkar. Mezara elini uzatanın elinde dolama (çıban) çıkar. Karganın ötüşü cenazeye işarettir. Köyde ürün bol olursa o yıl cenaze çok olur. Gelin taksisi siyah olursa bahtı kara olur.

İki kırklı kadın (loğusa kadın ) birbiriyle karşılaşmazlar; eğer karşılaşırlarsa çocukları basık olur, yani yürümeye geç başlarlar. 


Samsun’un Canik İlçesine bağlı Gölalan Köyü’nde yaptığımız derlemeler sırasında yeni doğmuş çocuğun kötü iyelerden kurtulması için yanında def veya tas tabak gibi ses getirecek nesnelere vurulduğunu tespit ettik. Yine Canik İlçemize Kaleboğazı Köyü’nde yaptığımız derlemelerde ise ay ve güneş tutulmasının bir savaşa delalet ettiği şeklindeki halk inancına rastladık. 


Şamanizm’de güneş ve ay kötü ruhlarla mücadele ederler; kötü ruhlar onları yakalayıp karanlıklar dünyasına sürüklerler. İşte güneş ve ay tutulmasının gerçek sebebi bu mücadeledir. Şamanlar onları kötü ruhların elinden kurtarmak için bağırıp çağırırlar, davul çalarlar ve gökyüzüne ok atarlardı. Bugün ay tutulması sırasında silah atılması bu inancın günümüzdeki bir yansımasıdır.


Canik İlçesi Tuzaklı Köyü’nde tespit ettiğimiz bir halk inancına göre düğün günü gelin güvey evine getirilirken bir dereden geçmeleri gerekirse, gelebilecek uğursuzlukların önlenmesi için suya bozuk para atılır. Bu durum eski Türk inanç sistematiği içerisinde yer alan su iyesine verilen bir saçı (cansız kurban) örneğidir.

Yine Atakum İlçemize bağlı Toybelen Köyü'nün köy mezarlığında bulunan ve "Temre Dedesi" denilen yerde insanların gelip dilek diledikleri, adak adadıkları bir ağaç vardır ki, insanlar dileklerinin ve sıkıntılarının burada kalması düşüncesiyle bu ağaca çul-çaput ve paçavra bağlarlar. Bu çul ve çaput bağlama işi bize Orta Asya'dan gelmiş ve bugün de Türk kültür evreni içerisinde halen varlığını devam ettiren bir Şaman âdetidir ve ruhlara sunulan cansız kurbanı temsil eder.  

Anadolu’nun pek çok yerinde olduğu gibi Samsun yöresinde de bazı insanlar dua ederken ellerini göğe kaldırırlar, yukarı bakarlar ve bir birileriyle konuşurken “Yukarıda Allah var, Allah yukarıda her şeyi görüyor, yukarıdan başımıza taş yağacak” gibi ifadeler kullanırlar. Bu sözler, Gök-Tanrı inancının günümüzdeki yansıması olarak düşünülmelidir.

Burada ifade ettiklerimiz, Samsun yöresinde tespitini yaptığımız altı yüz adet halk inancından yalnızca birkaçına örnektir. Bu uygulamalardan bazıları ise elbette folklorik bir değer taşır ve inanç sistemimizi bozucu bir karakter taşımaz. Örneğin çocuk kırklaması töreni, Hıdrellez kutlaması, ölenin ardından yemek (ölü aşı) vermek, gelinin kucağına ilk çocuğunun erkek olması temennisiyle bir erkek çocuk vermek bu türden masum ve devam ettirilmesinde de bir sakınca olmayan folklorik geleneklerdir.

İnsanlar ilahi dini öğreten peygamberlerinden zaman bakımından uzaklaştıkça eski dinlerinden kalma bazı inanç ve adetleri yeniden canlandırmaktadırlar. 


Çünkü toplumlar değişse, medeniyetler gelişse bile özde var olan kimi duygu ve inancın veya kültürel bir olgunun kolay kolay kaybolmadığı bir vakadır. Ancak bu tür inançlar 21. yüzyılın büyük Türkiye’sine yakışmamaktadır. Bu nedenle akıl, mantık ve bilim dışı olarak kabul edilen ve inanç sistemimizle büyük ölçüde çelişen bu türden batıl/boş inançları hayatımızdan çıkarmalı, toplumu bu tür hurafelerden kurtarmalıyız. Bunun için gerekli olan en önemli ihtiyaç ise bilinçli bir eğitimdir. Çünkü cehaletin panzehiri doğru bilgidir, bilimdir. 


batıl

ibrahim arslan
30 Aralık 2014 Salı 12:38

bekir hocam tespitleriniz çok doğru inşallah halk olarak bunlardan kurtuluruz.

1 Beğendim
0 Beğenmedim
 
Yanıtla
TÜM YORUMLARI GÖRÜNTÜLE

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET