• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

YENİ KENTE ESKİ ÂDET YA DA AHİLİĞİ GÜNCELLEMEK

22 Aralık 2014 Pazartesi 00:50

Saygıdeğer okurlar, 22-29 Eylül tarihleri arasında ülkemiz genelinde Ahilik Haftası kutlamaları düzenlendi. Ben de bu yazımda esnaf ahlakı, felsefesi ve öğretisi diyebileceğimiz Ahilik Kültürü ve bu kültürün günümüze uyarlanması konusuna değinmek istiyorum. 


Ahilik kurumunun temel dinamiği olan Ahi kelimesi, Arapça “kardeşim” manasına gelmekle birlikte, kelimeyi eski Türkçe’de “cömert ve yiğit” anlamına gelen ve ses bilgisi açısından ahi kelimesiyle de benzerlik arz eden “akı” kelimesine dayandıranlar da mevcuttur.


Ahilik köylere kadar yayılan teşkilatıyla, milli birlik ve bütünlüğü, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı ilke olarak benimseyen; toplumsal ahlak kurallarına bağlı, milli bir toplum kurmayı amaçlayan; temel ihtiyaç maddelerini en kaliteli ve en ucuz biçimde üretmeyi öngören, 13.yy.’da kurulup gelişen ve Osmanlı döneminde kurumsallaşmış bir örgüt biçimidir. Ayrıca Ahilik için; Türk yardımseverliğinin, doğruluk ve merhametinin bir alaşımıdır denilebilir.


Ancak bu teşkilatı Anadolu’da kuran ve kurumsallaştıran kişi Orta Asya’dan Anadolu’ya gelip yerleşmiş olan Ahi Evran’dır. Teşkilatını pek çok şehir, kasaba ve köyde kurduktan sonra Kırşehir’e yerleşmiş, ömrünün geri kalan bölümünü orada tamamlamıştır. İyi bir teşkilatçı olan Ahi Evran’ın mesleği debbağlıktır. Dericilerin piridir. Hacı Bektaş-ı Veli ile de dostlukları vardır.


Ahilerin genel prensipleri şunlardır: 1.Alçak gönüllü olmak, 2.Kerem sahibi olmak,3. Affedici olmak, 4.İnsanlara güzellikle muamele etmek, 5.İşinde dürüst olmak.
Ahiliğin ticaret ahlakında yapılması istenmeyen kimi şeyler:
1.Hileli ve çürük mal satılmayacak
2.Müşteriden fazla para alınmayacak
3.Bir başkasının malı (ve emeği) taklit edilmeyecek
4.Satılan mal noksan tartılmayacak ve bozuk terazi kullanılmayacak

5.Sahte ve kalitesiz (fason) mal üretilmeyecek.


Ahilik, yaşanabilir bir toplum oluşturma idealinin Osmanlı dönemindeki tezahür ediş biçimidir. Günümüzde çeşitli esnaf kuruluşlarına yahut bazı sivil toplum örgütlerine kimi imkanlar sağlanmak suretiyle bu teşkilatın toplumsal anlamda işlevselliğinin sürdürülmesi ve toplumsal huzurun, kardeşliğin ve dayanışmanın teminine katkı sağlanması mümkündür. 


Güncelleştirilmiş olan bu sivil teşkilat, özellikle esnafın kendi arasındaki anlaşmazlıklarının çözümünde, müşteri ile esnaf yahut esnaf ile idareci arasındaki sorunların çözümünde ve işverenle işçiler arasındaki anlaşmazlıklarda arabuluculuk gibi bir işlev de üstlenebilir. Ahilik her şeyden önce bir eğitim, bir terbiye işidir.  


Dünyada terörü besleyen ve anarşiye sebebiyet veren iki önemli anlayış söz konusudur: Birincisi, “sen çalış ben yiyeyim anlayışı”, ikincisi ise “Benim karnım tok olduktan sonra başkasından bana ne anlayışı”dır. Ahilik felsefesi ve öğretisi bu iki anlayışı kökten reddeder ve bu türden düşüncelerle mücadele eder.  Demek ki Ahilik, ta başta terörü besleyen bu iki kaynağı kurutarak barışa çok önemli katkı sunmaktadır. Yine insanlar arasında kardeşlik ve sevgi bağını kurarak ve insanları yüce yaratıcının bir eseri ve emaneti olarak kabul ederek ve de onlara eşit davranmak suretiyle de barışa katkı sağlamış olmaktadır.  


Hileli mal üretmek, karaborsacılık, stokçuluk, tartıda hile yapmak, sözünde durmamak, borcunu ödememek gibi ticari olumsuzluklar kanunlarla yasaklanmış olmasına rağmen, bu türden istenilmeyen durumların önüne maalesef ülkemizde ve İslam coğrafyasında pek geçilememektedir. Ahilik anlayışının günümüzde yeniden tesis edilmesi, bu tarz olumsuzlukların önüne geçilmesinde önemli bir katkı sağlayacaktır. Çünkü herkesin yanında bir polis, bir zabıta, bir savcı bulunduramazsınız. 


Ancak bu kamu görevini vicdanlara yaptırabilirsiniz. Açık söylemek gerekirse dünyada yaşanan zulmün, hukuksuzluğun, ahlaksızlığın, adaletsizliğin önünü manevi değerleri yeniden ihya etmekle alabiliriz. Biz öncelikle İslam dünyası için geçerli olabilecek formülü şöyle açıklıyoruz: Çağın teknolojik imkanlarına hem üretin hem de tüketim boyutuyla sahip olan,  diğer yandan Kur’an ahlakıyla ahlaklanmış yeni bir nesille Türk-İslam medeniyetini çağın idrakine yeniden sunmak suretiyle hem çocuklarımızı, hem aile kurumunu, hem ticaretimizi hem de dünyayı yeniden mamur edebiliriz. 


Hiç olmazsa bu yolda ömür tüketmek bizim hem milletimize hem insanlığa hem de yaratıcıya karşı olan bir sorumluluğumuzdur. Bu durumun netice itibariyle bütün Müslüman coğrafya için çok hayırlı sonuçlar doğuracağı kanaatindeyiz. Belki de Yeni Türkiye’nin en önemli görevi ve vizyonu bu olacaktır. Çünkü maneviyatsız bir kalkınma ileride önü alınamaz sorunlar ortaya çıkarabilir. 


Bizim görevimiz uyarmak ve hatırlatmaktır.


YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET