• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

BEŞ MİLYAR YILLIK YUVAMIZ, DÜNYAMIZ!

10 Aralık 2014 Çarşamba 02:54


Öhö öhöö öhhööööö…

Ciğerleri ha tükendi ha tükenecek. Sırtı epeyce kamburlaştı. Yükü çok ağır. Dudakları da iyice kurudu. Çatlakları görünüyor ve artık nemlendirici de saklamaya yetmiyor. Gözlerindeki yeşil yerini kapkara dumanlara bırakırken, nefesindeki mavide de kusmuk kusmuk çöpler yüzüyor.

5 milyar yıllık yuvamız. Dünyamız.
Anasını ağlattık anasını. Acımak yok. Ormanı ağaç ağaç, dal dal dolar, toprağı  tarla tarla, bağ bağ Euro, denizi damla damla, balık balık  TL olana değin, durmak yok tüketmeye devam. Yiyeceğiz, içeceğiz, apartmanlar çok küçük, gökdelenler yetmez. Uzay boşluğuna rezidanslar, apartlar, süitler yapana değin, sökün kaburgalarını dünyanın ve koyun üst üste. Elimizin uzanamadığı maviliğin ötesine, dünyanın omuzlarını çiğneyerek çıkalım. Sat anasını çevreciliğin. Yemekle biter mi be şu koskoca devran.

Doğanın her açığını taciz etmeliyiz. Bundan daha büyük bir haz var mı ? İlahi bir varlığı insani güçlerimizle parçalayıp, yeniden dizayn ediyoruz. Ya da öyle sanıyoruz.

 Bunları düşünmeye gerek yok. Fazla mal göz çıkarmaz. İhtiyacımız olmayanı da yapalım. Dursun bir köşede, ya lazım olanı çabuk tüketiriz, ya da bakar bakar kudretimizle övünürüz.

Yırtalım şu kadının elbisesini, eteğini de yırtın, sütyenini koparın, çırıl çıplak bırakmadan rahat yok bizlere.

Bizden sonra gelecek olanları emzirmesin ; kesin göğüslerini. Biz son sarıldıkları olalım ; koparın kollarını. Kimseyi  ısıtmasın bu yüzyıldan sonra ; sökün bağrını. Hiçbir evladını nefeslendirmesin ; deşin ciğerlerini ve kalbini parçalayın, ya biri sevgisinden nasiplenir de ona acırsa ; maazallah kaçırırız elimizden bu piliçi.

Çizik at ayak bileklerine, yıkılsın tıpkı bir fil gibi ve bizler sırtlanlar, leş kargaları, çakallar, saldıralım kimimiz etini, kimimiz derisini alsın, yağmalayıp kaçalım.

Unutuyordum az daha bu dünyanın bir de hayvanları var. Fil dediğim iyi oldu. Tuzaklar kurun. Hepsini yakalayalım. Aslanlar, zürafalar, foklar, yunuslar penguenler… Bütün hava yollarını tutun , kuş sürülerine çıkış yok. Hepsinin kanadını kırın. Tüylerinden yastık yapmak istiyorum ve şu dere kenarına inmiş olan ayıyı boğun, bu kış çok çetin, sağlam bir gocuk çıkartırız ondan.

Birileri hepimizi yok sayıp böyle düşünüyor. Dünyamız, toprak anamız, deniz kızımız, dağ babamız ve oğul havamız sanki onlara miras kalmış, sanki yaratılıştan beri yalnızca onlara hizmet etmek için, kazanç sağlamak için var edilmiş gibi davranmaktan vazgeçmiyorlar hiçbir yüzyılda.

Hayvan ve bitki dostlarımıza ettikleri zulme yürekler dayanmıyor ve bütün bu yapılan eziyetler bastonu elinde ihtiyar bir kadın yapıyor dünyamızı. Gençliğinden eser bırakmadık. Sağlık sıhhat dünya için boş laf. Bütün bir döngü şaşırdı güzegahını.

Artık yazlar yaz gibi değil, kışlar bir şımarık bir şımarık sorma, bu güz de yağmadı, baharda ne zaman gelecek bir çöp çiçek yok demekten alıkoyamıyoruz kendimizi.

Geçen hafta bir arkadaşımın yurdunda kalmıştım. Bir  öğle yemeği vakti, yemekhanede laflarken, akranlardan biri, -soğuk ama hani kar nerde, ortalık mikrop yuvası, eskiden buralara hep kar yağarmış- dediği anda bana gün doğdu. Mevzuya hararetli bir giriş yaptım, anlatırken bir iki kelam, aşçı başı da geldi muhabbete iştirak etti.  Betonlar, hava kirliliği, gereksiz imar derken, aşçı başıyla siyasi çatışmaya girecektik ki, aşçım sigara içiyoruz, kaç yıl yetiyor iki ciğer? Araba egzozları, fabrika bacaları ve nice dumanlı hava sahaları pöfür pöfür dumanlanıyor nasıl dayansın bu dünyanın ciğeri bu eziyete, ağaçları hep kestik, toprağı beton ettik. Bir ağaç yılda kaç bin kilo havayı temizler biliyor musun ve toprağı asfalt ve betonlarla kaplarken hiç düşündün mü bir insanın diri diri tabuta koyulmasından ne kadar farklı bir işlemdir bu? Aşçı başı hak verdi anlaştık. İkimizin cebi de delikti, ve elimize beş para geçmedi. Ya bir patron, müteahhit, iş adamı olsaydı karşımda, sanırım parasıyla döverdi beni. Yalan değil döverler, sustururlar, cürmüm ne ki? Ateş olsam ne kadar yer yakarım? Sonuçta yalnızım. Çoğunluğa aşılayamadıkça doğa sevgisini, demokrasi palavrasıyla kandıracaklar, yedi ceddimizi.

Pekala ne zamana kadar sürer bu üslupsuz tecavüz ?

Her varlığın bir direnme, dayanma, susma, boyun bükme, görmezden gelme, sınırı vardır. Öğretmenler  ve ana- babalar  dahi öğrencilerine ve çocuklarına bir yere kadar tahammül ederler ve kırmızı çizgiyi aştıklarında volkan gibi patlarlar.

Dünyayı en çokta insan bedenine benzetirim. Bana göre zaten her bir insan bedeni aslında bir dünyadır. Dünyada var olan bütün işleyişlerin ve sistemlerin bedenimizde de var olduğuna inanıyorum.  Bu yüzden tıpkı fazla alkol sonucu karaciğerimizi kaybetmemiz, yanlış beslenme sonucu midemizi delmemiz vs. nasıl birer sorunsa ve bedenimizin bizim yanlış tutum ve davranışlarımıza verdiği bir acı cavapsa, dünyadaki beklenmedik afetler ve normal dışı haraketlerde dünynın hastalıklarından ileri gelen davranışlarıdır ve bu davranışların mimarı bizler, sonuçlarıylada yüzleşmek zorundayız.

Dünya şu an uyarıyor, küçük cezalar veriyor veya sitem ediyor bizlere. Tusunamiler, büyük volkan patlamaları, büyük depremler, eriyen buzullar, delinen ozon, kayan mevsimler, tükenen hayvan nesilleri bunlardan sadece birkaç tanesi.

5 milyar yıldır, bir dinozorlar, bir de biz bu denli hor kullandık kilerimizi. Fakat biz bıçaklamaya devam edelim. Herkes bir jilet atsın. Çünkü tabiat ananın ruhunda vardır, yaralarını sarmak.

Gün gelir bir Nuh bekleriz. Gemisinde bize de yer verecek. Ya da kaçımız kaçabilir ikinci Pompei vakasından? Pekala ya bizim kırdığımız kaburgaları iyi etmek için yarılırsa yer…

Gerçekleşmeyince  hiç olmayacak sanıyoruz ve ateş hep düştüğü yeri yakıyor. Lakin ateşin yaktığı yerler bu durumlardan ders çıkarabiliyor mu?

Bir gün, Amerikan filmlerinin, dünyanın sonu senaryolarından birini çekecek İlahi yönetmen ve başrolünü bütün insanlar beraber paylaşacağız. Umarım filmin sonunda esas oğlan ve kız sağ kalıp soyumuzu devam ettirme cesaretini gösterirler.

Atalar boş konuşmaz; tatlı tatlı yemenin, acı acı kusması olur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET