• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

BİLGEYE DÜŞEN BİLGİNİN TARİFİNİ KIVAMLI VERMEKTİR

21 Aralık 2014 Pazar 01:39

BİLGEYE DÜŞEN BİLGİNİN TARİFİNİ KIVAMLI VERMEKTİR ; GERİYE KALAN DAMAK ZEVKİ

Barışın hakim olduğu herhangi bir ülke var mı?

Savaştan uzak olmak, barış içinde yaşamak mıdır?

Barışın mührü kimlerin ellerinde?

Kim öğretiyor, kim dağıtıyor dünyaya barışı ?

Bizler kimin barışını yaşıyoruz?

Ya da gözümün gördüğü yakın tarih savaşları kimler tarafından hangi ucuz bahanelerle çıkarıldı?

Şimdi biz Amerika’yla, İtalya’yla, Fransa’yla, Rusya’yla, Almanya’yla, Japonya ve Çin’le, İran’la yada Arap Emirlikleriyle dost muyuz ?

Birbirimizi bombalamıyoruz diye, namlularımız kadınlarımızın süt yüklü göğüslerine değmiyor diye ve dişi bitmemişlerimizi çıplak götleriyle bir toz bulutunun içinde fotoğraflatmıyoruz diye dost muyuz?

Biz dostsak ve aramızda bir barış varsa bu orduları kim neden hala muhafaza ediyor?

Bunca namlusu bükülesice silah ağlatırken dünyamızı, daha gaddarlarını üretme yarışını neden sürdürüyoruz?

Dost dostun kuyusunu kazar mı ?

Dünyaya barış mesajları verenler savaşa hayır diyenler, takır takır yağdırıyor mazlum döşlerine mermileri.

Kimden niçin korkar bu medeniyet yularını takmış ödlekler?

Kasapta kendileri, satırda kendileri, bu vahşetin ilhamını nereden alırlar sorarım sana efendi?

Hem barış için örgütler kurarlar dünya çapında , hem de kendi yasalarına uymazlar. Hadi gelde bunu anla.

Hem bir savaş niye çıkar?

Savaş çıkacaksa yoksulluktan da öte açlıktan çıkmalı.

Öyle bir açlık ki Afrika’nın en kuru kemiklisi, en derisi kavrulmuşu çıkarmalı savaşı.

Halbuki dostlar vakfında barış nutku atanlar, dostlar kıraathanesine geçince, ağızlarında puro, ellerinde kadeh kumara başlamasalar, insan canını sermaye yapıp ve şu milyar dolarlar harcanan silah pazarından çıksa birkaç tüccar, şu pazarda dönen paranın on da birini açlığa  vakfetseler, Yusuf’un haber verdiği kıtlığı dahi Yusuf’un bolluğuna çevirirler.

Fakiri ,açı, açlığı, sefilliği, yoksulluğu ve daha nicesini sözlüklerden, ansiklopedilerden bir cümle lugatlardan silerler.

Bu tüccarlar sermayenin onda birini de eğitime vakfetse, soyunu kuruturduk cehaletin. Yeryüzünden kazırdık, bir daha yazılmamacasına  bu veremli hastalığın adını.

Bir bayrak neyi temsil eder dostlarım, bir din , bir marş, bir mezhep, neyi temsil eder?

Sorsam hiçbir din savaşın demiyor diyor, mücahitler ve misyonerler!

Sorsam bayraklar hürriyetimizin tacıdır diyor vatandaşlar. Açlığın, yoksulluğun, cehaletin, ve köleliğin cumhuriyetlerinde hür olmak, böyle bir temayı kim yazdı kaderimize. Herkesin insan yaratıldığı bir topaçta bayrakları kim perde yapıp astı şuurlarımıza ve vicdanlarımıza.

İnsanlığımızın tam göz bebeğine astılar peçe yapıp aslında. Bayraklarda ne maneviyat bıraktılar, ne asalet, ne mana.

Bilim çağında, şu belki  de Marsa koloni göndermeye hazırlandığımız çağda hiç mantık sahibi  insan işi olabilir mi, kültürü, örfü milli değerleri savaş sebebi saymak.

Milli değerler nereden doğdu peki ?

Dinlerden ve coğrafyaların genlerimize aşıladığı özelliklerden doğmadı mı?

Şimdi ben çöl havasını yutsaydım lokma lokma yahut kuzeyin üşüttüğü çocuk olaydım veya bir Alman sarışının kundakladığı, Yahudi Alissa´nın emzirdiği bebek doğsaydım, ya da İtalyan bir genç olduğumu düşün Avrupalı kızlar içtiğim göğüslerini yüzüme vurmasınlar diye sevmemelimiydim türkülerimi, Anadolu mu cehennem bilip, yurttaşımı barbar mı bellemeliydim. Nasıl hor görebilirdim elleri şiş yarası analarımı, gözleri iş yarası babaları mı.

Yok dostlar yok. İnsanlık bu değil. Yaradanın yaratma gayesi bu değil. Barışın rüzgarlarına hürriyet sunulacak kadeh bu değil.

21. yüzyıl, tarihin kıritik dönemlerinden biridir. İnsanlığın baraj sorularından bir çoğunun yazılı olduğu bir sayfadır. Kalmak yada geçmek gücün vicdanına bırakılmış. Şu ana kadar cevaplarımızdan hep eksik not almış olsak ta, hala geçer not alacak kadar çok soru var masamızda.

Doğru ilim milyonlarca yanlışın içine saklanmış olsa ne çıkar ? Düşünce, fikir ve irade  doğruyu ilim peştemalımıza koyabileceğimiz kadar güçlü malzemeler.

Sendenim, bendensin, bu ondan cehaleti insanlık adına bir ayıptır. Dayatmayla, mutlakiyetle, tek adamcılıkla, gayrimeşru çalışmalarla ideoloji yayma çabaları insanlığımızın kara lekeleridir.  Bilgiye  ulaşmanın bu kadar kolay olduğu bir devirde bırakın herkes kendisi bulsun doğruyu, yahut kendi yanlışlarıyla yaşasın.

Bilgeye düşen bilginin tarifini kıvamlı vermektir. Geriye kalan damak zevki.  

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET