• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

BU TARZ SİZİN

20 Şubat 2015 Cuma 00:51

 

Benim sevgilimi memleketimi, benim can parçam yurttaşım ne kadar hak etmektedir?  Üç tarafı özgürlüğü temsil eden, bir tarafındaysa heybetli dağlarıyla yüceliğini dile getiren, her yüzyılda bütün dünya insanlarını kendine aşık eden bu ülkenin kıymetini benim sevgili yurttaşım söyle ne kadar hak etmekteyiz. 

 

 Denizleri her geçen gün kirlenen, yüzülecek alanları her geçen yaz azalan bir ülke haline nasıl getiriyoruz bu coğrafyayı?  Düşünüyorum da şu hayatta beni en çok gücendiren konulardan biride -sahil kasabası çocuğu olduğumdan mıdır nedir- denizlere para vermek olmuştur. İnsan yüzmek için para verir mi? Bu oldum olası asabımı bozar benim.   


Hele geçen yaz tersaneye balıkçı kayığı götürdüğümüzde Çınar tersanesinin hemen yanı başındaki plajda yüzenleri görmüştüm de onlar para vermiyorlardı ama durumları daha bir tuhafıma gitmişti. Tersanenin iskelesine bağlı kayıkların akıttığı yağlar, boşalttıkları sintineler, tersaneden kalkan toz toprak nasılda yüzülmez hale getiriyordu denizi ve belki de çevrelerinde başka bir doğru düzgün yüzme alanı olmadığı için insanlar o pis sularda yüzmeyi kabulleniyorlardı.

Yeşilin de anasını ağlattığımızı bütün dünya biliyor. İçimizde buna gelişim diyenler olsa da ağaca zarar vermeden gelişmeyi başaran bir çok ülke olduğu da aşikar. 

Altyapı hemen hemen şehirlerimizin hepsinde vasatın altında. Her sonbahar da sele teslim olan onlarca şehirden bunu da anlamamız lazım. Çöp kovalarını birçok şehrin birçok kesiminde göremememizin sebebiyse insanların çalıp, satmaları. Doğal olarak da sokaklarımız gelişmiş ülkelerin sokaklarına nazaran fazlaca kirli. 

Daha bir çok sorunumuz var bizi medeniyete uzaklaştıran.
 Pekala bunun sebebi nedir? 

Bana sormazsınız bilirim ama herhangi biriniz merak ederse diye söylüyorum. Başından kalkmadığımız aptal  kutuları ve kitapların ihtiyaç listelerimizin 235. sırasında olması. 

UNESCO verilerinin dediğine göre günde 6 saat televizyon izleyen ve 3 saat internette gezinen bizler kitap okumaya sadece yılda 6 saat ayırıyoruz. İyi ki o kitap aşığı insanlarımız varlar. Yoksa o 6 saati de göremeyecektik raporlarda.

Neden Avrupalıdan geride olduğumuzu çok fazla araştırmaya gerek yok. Onlarda yüz insanın yirmi biri kitap okurken bizde on bin insanın sadece bir taneciği kitap okumakta. O biricikler var ya onlar alnının ortasından öpülecek olanlar işte. 

Veriler böyle olunca dünyada kitap okuma ortalaması sıralamasında devletler arasındaki sıramız da 86 olsun bir zahmet değil mi?
En çokta aşk kitapları okurmuşuz. Ne kadar aşka bağlı, sevgiye, sevenlere saygılı bir toplumuz biz böyle. 

Farklı yazarlardan çıkan aynı sözcükleri tekrar tekrar okuya okuya yerlerdeki çöpleri görmez, kesilen ağaçları fark etmez, kirlenen denizleri bilmez olmuşuz da haberimiz yok. Bu memleketi kanser  etmişiz de umurumuz da değil. Doğru ya ben mi kurtaracağım anasını satayım bu memleketi. 
Unutmayalım ki iki tane Türkiye'miz yok.  

Lezzet harikası ülkemizi öldürüp de mucize lezzetler aramak zorunda kalmak istemiyorsak şayet, dünya devleriyle aramızda uçurumların olduğu kütüphane sayımızı kat be kat arttıralım bir an önce. Fakat gene de siz bilirsiniz. Çok affedersiniz siz değil eşiniz bilir. İsterseniz okumazsınız tabiî ki ne de olsa bu tarz sizin.  Yeteneksizseniz amenna fakat yetenek siz seniz bir zahmet en azından bireysel olarak bu toplumun okuma kültürüne artı değer katmak için televizyonu kapat ve babadan oğla, anneden kıza evcek yemek yeme saatleri gibi kitap okuma saatlerinde de buluşun.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET