• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

FİLMİN ADI KISIR DÖNGÜ

30 Temmuz 2014 Çarşamba 16:26

Yazı yaz gibi değil, baharı bir tuhaf.
Rüzgar yaratıldığından beri bir yüzyıl daha görmemiştir ki 21. Yy´daki kadar set çekilsin önüne.

İnsanlık kendini diri diri gömdü ve bir kısır döngünün içinde Azraili bekler oldu. Fakat adeta bir rüyadaymışçasına kimse bu durumu umursamıyor.
Ne diyor bu adam diye düşünmeyin. Kentlerden bahsediyorum. İnsanoğlunu mutasyona uğratan,değerlerini, fikrini,zikrini tepeden tırnağa değiştiren kent hayatından dert yanıyorum.

Hani, o tek seferde dört ciğer dolusu nefes alışlar. Bu beton ağlarla örülü mahpushanelerde bir ciğeri doldurmak güç.
Şimdilerde gözümüzün gördüğü tek tük ağaçlar belediyelerin seçim kampanyalarının ürünleri.
Nerde yazın gölgesinde uyuduğumuz, kışın ocağımızı ısıttığımız halde her sene artarak yüzümüzü güldüren , Türkiyemin ciğerleri?
Kendi oturduğumuz dalı kestik, Nasrettin Hocam affet bizleri, dersimizi alamamışız.
Betonları göğe değdirme yarışına girerek kendi kendimizi esir ettik önce.

Ruh halimiz bozulmaya başladı,hastalıklarımız arttı,can sıkıntılarımız ayyuka ulaştı.Artık yokluktan ziyade varlık yıpratıyor oldu bizleri.
Ekmek, sulamak, yeşertmek, filizi görünce gülmek, yemişi görünce sevinmek, hasatlar, imeceler .
Tarihe karıştı alın teri, ayıplandı, bayağılaştırıldı, utanılacak bir şey yaptık onu.
Hayatımızın amacı masa başı bir iş, kısa vadede ay başını beklemek, uzun vadede, emekli maaşını çekmek.
Ne kaldı geriye ömürden. Kala kala Azraille bir bardaklık çay randevusu.
Şimdi bizler yaşamış mı oluyoruz.

Meslek edinelim diye ne bir komşunun hatırını soracak vakit verdiler ne de bir akrabayı ziyarete imkan .
At olduk yarıştırdılar bizi. Biz at gençliğiz!
Sonra!

Huzura ermek için bu kadar okuduktan sonra erebildik mi muradımıza.
Hayır! Ne mümkün!
Çocuk okutacağız, ev alacağız, arabamız olacak egzozuyla göğe kara bulutlar çizeceğiz.
Bir de sağlık diye bir şey vardı değil mi ?

Kazandığımız parayla geri almak isteriz hep lakin çoğu zaman nafile.
Şimdi bizlere insan demek ne kadar doğru olur ?

İnsan, sosyal varlık, konuşan, iletişim kuran, geçmişi farklı geleceği farklı olan, yaradılışın teması.
İnsan, asosyal varlık, kendi kendinin mucidi robot, kısır döngü filminin senaristi, kaybettiği dostlukları sosyal paylaşım sitelerinde arayan, yolda görünce yüzüne bakmadığı insanlara , sanal dünyada ´slm´lar , ileten ´nbr´ler soran , ´kib´ler , ´by by´lar dileyen .
Şimdi herkes elini vicdanına koyup , kendine ait tanımı ezberlesin. Ne olduğunu öğrensin.
Hal böyle olunca, farklı farklı hayatlara en yakınken en uzak kaldık.
Evimizin bir duvar altında, bir duvar üstünde, bir duvar sağında ya solunda .
Karşı komşumuzun dahi adını bilmekten yüzünü görmekten acizken diğerlerine sıra hiç gelebilir mi?

Şehir dışına çıkarken , çiçeklerimizi sulamasını isteyebileceğimiz kadar güvenebildiğimiz bir kimsemiz kaldı mı acaba?

Sürekli artan dünya nüfusu içinde , herkes yalnızlık denen meretin bağımlısı oldu. Kafasıda güzel olsa hani.
Bir ahbabımızı bulupta şöyle iki bardak çay içecek olsak, muhabbet kendini köye, dağa, ağaca, çiçeğe, göle , nehire götürür oldu.
Bir emekli olayım köyüme yerleşeceğim. Her gün hanıma semaveri yaktıracağım, mangalımı yapıp, eşe dosta haber göndereceğim deriz ama bunu kaçımız başarabildi, yahut başarabilecek.
Bu yaz falan yere istirahate gideceğim derken bile iki kere düşünür olmadık mı?

Bu devranın hiçbir değerimize saygısı yok. Elimizden bizi biz yapan bütün inceliklerimizi aldı. Lakin gözü doymadı. İnsanlığımızı aldı fakat ona yetmedi. Daha neyimiz kaldı; şu kuru canımızdan gayri?

Gemiyi dalganın vicdanına koymuşuz ,kıçımıza sürtünen kaya, gözümüzün gördüğü virane limanlardır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET