• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

HENÜZ GEÇ DEĞİL

08 Eylül 2014 Pazartesi 16:25

Şaire şiir yazdıran, yazara mürekkep akıttıran, Bir bestenin gizli sebebi, göz yaşlarımızın çeşmesi, uzay çağının, bilim çağının , iletişim çağının kanseri, insanlığın son ortak yanı.

Onun adı yalnızlık.

Bazılarımız kabullenmek istemez , üvey evlat muamelesi yapar, yalnızlık bunları çarpar.
Kimi öyle bir kabullenir ki, yalnızlığın kölesi olur. Devir değiştikçe, ruhlar yozlaştıkça dengeyi sağlamak hızla zorlaşıyor.
Fakat yaşadığımız çağa iletişim çağı derken, nasıl bir tezattır ki bu, insanlar yalnızlık okyanusunda bir bir boğuluyor.
Sosyal paylaşım siteleri hızla başını alıp gitmişken, ilk okuldan sonra yolumuzun hiç kesişmediği sınıf arkadaşımızı, askerden sonra belki de hiç aramadığımız tertipimizi bulmak klavyenin birkaç tuşuna basmak kadar kolaylaşmışken insanlar kendini çılgınca yalnız hissediyor.
Kısaca teknoloji gidiyor Mersin´e biz gidiyoruz tersine.

Kesinlikle teknoloji düşmanı değilim. Fakat bizden alıp götürdüklerini de görmezden gelmeme vicdanım el vermiyor.
Hızla değişen, gelişen, artık koşmaktan öteye gitmiş olan teknoloji sanırım haddini aştı.
Bizler onu evimize, mutfağımıza, banyomuza, ceplerimize, çantalarımıza biraz rahat yüzü görelim diye aldık. Ama görüyorum ki içimizdeki bazı paragözler, insan fıtratındaki zaafları çok iyi analiz edip, bu zaaflardan faydalanmayı kendilerine ilke edinmişler.
Bizlerde bu vicdan sefili haydutlar ilkelerinden şaşmasın diye elimizden geleni yapıyoruz.

Telefonumuzla dostlarımızı aramak yahut ihtiyaç dahilinde arama yapmak dışında her şeyi yapıyoruz.
O kadar çok fotoğraf çeker olduk ki bizden gelecek neslin tamamı boynuz kulağı geçer mantığıyla muhtemelen sokak lisanslı üst düzey fotoğrafçı olacak.
Mesela mankenliğin bir değeri kalmayacak, piyasa ucuz ve kaliteli mankenlerle dolup taşacak.
Artık herkes kamera karşısında nasıl gülmek gerekir, başımız sağa ne kadar yatık olacak, belimizin neresinden tutalım , ayaklarımızın arasındaki mesafe ne kadar olmalı , ne kadar eğilmeliyiz vs. hususları itinayla profesyonel herhangi bir destek almadan öğreniyor.
Tabi bu kadar zahmete yakışıklı oğullar, sülün gibi kızlar boşuna katlanmıyorlar.

En fazla beğeni alma yarışı, en fazla yorumu toplama yarışı heyecanlarını ayyuka çıkarıyor.
Bu popüler olma yarışı, dikkat çekme arzusu kini, haseti, kibiri, ezikliği de sol cebinde taşıyor. Fotoğraf çekmek için gezmelere gitmeler, fotoğraf aşkıyla o kafe senin bu kafe benim dolanmalar.
Halbuki fotoğraf bahane .
Ya koca günün sonunda elde ne var.

Koskoca bir YALNIZLIK!

Komşuya da gidemeyiz., çanak kırmamız lazım , devlet vazifesi gibi önemsediğimiz o çanak kırmalar.
Hayatı sanaldan yaşar olduk. Kişisel bilgisayarlar iki hususta aciz. Biri yemeğimizi yediremiyor olmaları diğeri onlara tuvaletimizi yapamıyoruz. Bilim insanları bu özellikleri de eklemeyi başarırlarsa masalarımızın başından hiçbir kuvvet bizi kaldıramayacak.
Yaşasın yaptıklarımızın kölesi olmak!
Yaşasın milyonlarca sanal ahbap!
Yaşasın mesajlaşırken dost olup, sokakta selam vermeyen dostlar!
Biz insanoğluyuz her şeye bir kılıf uydururuz.
Fastlove , fastfriend, fastfamilyler üretiriz kendimize.

Evden dışarı çıkıp , fırına ekmek almak için gitmeye ne gerek var ! Fırıncıya kolay gelsin demesek ne olur sanki ! Bakkala merhaba demek, terziye söküğümüzü diktirmek, sırf binmiş olmak için bir dolmuşa binmek gibi eylemlerle vakit kaybetmeyiz bizler ve sonra yalnızlıktan dert yanarız.
Asosyal paylaşım sitelerini bugünde yalnızım, bu gecede sohbet edecek kimsem yok , tavanla konuşuyorum gibi isyankar safsatalarla doldururuz ve gökten zembille bir eş inmesini bekleriz.

Çevremize, yaşadığımız hayata , kendimize bu kadar yabancılaşmışken , dünyada bulunmamızın gayesini unutmuşken , sadece tüketmeyi ilke edinmişken bu kadar yalnız olmamız sanırım olması gereken.
Peki neden şikayet ediyoruz, telefonu kapatıp garsonun yüzüne bakmaktan acizken.

Yahut şu internetin fişini çekip annemize kulak versek.
Beyin ölümü gerçekleşmiş hastaların fişleri gibi adeta bizi hayata bağlayan internet fişleri.
Silkinip kendimize gelmezsek mümkün olan en kısa zamanda , android beyinli, ruhsuz, yürüyen cesetler haline geleceğiz . Ne bir doğum gününde , ne de bir cenazede bulunacağız.

Yaşarken ıstırabını çektiğimiz yalnızlık , en ağır tokadını suratımıza evde kokuşmuş cesedimizi belediye görevlileri tabutumuza koyduğunda indirecek.
Henüz geç değil bir merhaba için. Telefon sana sırıtıyorken yanı başında , rehberin ilk sırasından başla selamlaşmaya.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET