• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

HER SAVAŞ ÖNCE İNSANLIĞIMIZIN VİCDANINI OYAR

10 Ağustos 2014 Pazar 16:24

Savaşların tek kaybedeni halkın fakir kesimidir. 

İnsanı yurdundan, ocağından, ailesinden, sevdiği çok şeyden mahrum bırakmıyor sadece. Savaş insanın onuruna öyle bir darbe vurur ki, kendini yıllarca insan bilirken bir anda hayvandan daha aşağıda kalırsın da bir kendin bilirsin bir de birazcık olsun insanlığı kalan bilir. 

Birinin adını bilmiyorum, diğer üçünün de adını bilmiyorum. Onlar toprağını bir bombanın alevinde yitirmiş olanlar. Onlar kurşun yağmuruna açacak şemsiye bulamayanlar. Onlar Suriye’den kaçmış dört savaş yetimi. 
Birini daha on dördünde bir subyen sanmıştım. Yirmilik delikanlıymış. Savaşın açlığı onu iliklerine kadar emmiş olmalı. Yoksa bu kadar sıska, daha başka nasıl kalınır ?
Sivaslı Kürt Kazım toz karası, sıcak kavruğu delikanlı kardeşime emretti. Kürt Kazım’ı ben dahil kimse anlamadı. Konuşurken, böğürür, homurdar vaziyette bir ses çıkaran bu adam savaş yetimini azarladı. 

Neden? 
Çünkü Kazım’ı anlamamıştı. Ben Türkçeme aşıkken seni anlayamadım Kazım ; o dil bilmez garip seni nasıl anlasın? 
Ahmet abi Kazım’a çıkıştı. Çocuk anlamıyor. Türkçe mi biliyor neden tarif etmiyorsun da söyleyip söyleyip azarlıyorsun dediğinde Kürt Kazım niye anlamıyor, o mal mıdır dedi ve Suriye’deki savaşa gülüp geçtim. Her savaşta bütün barışların bitmesi gibi biter elbet. Lakin benim memleketime bu cehalet nasıl bir savaş açmış ki insanım, yurttaşım Sivaslı Kürt Kazım, bir kuldaşıma, insandaşıma, mazlumdaşıma, garibandaşıma, muhtaçtaşıma bu onur kırıcı muameleyi yapabiliyor?

Tek sıkıntıları bu mudur peki ?

Düşenin dostu olmaz a dostlar. Din kardeşim demezler, sınır komşum demezler, bir tekme koymakla yetinmezler. Adam mecbur olmaya görsün sürüm sürüm süründürürlerde canın yandı mı bile demezler. 
Bütün çalışanlar sabah sekiz akşam beş. Pazarları tatil. 
Savaş düşkünlerineyse, elektirik faturasından çekinmeseler sabah sekiz gece bir yaptıracaklar. Pazar mı? Ne Pazarı sen azar nedir bilir misin? 

Adamları joker niyetine kullanıyorlar. Garibanlar bütün herkese yardım ediyorlar. Üstüne bütün pislikleri bir fiil temizliyorlar. İki kişi dolduruyor, bir kişi sürekli el arabasıyla taşıyor. İş kalmadığındaysa süpürgeyle toprağı aşındıra aşındıra süpürüyorlar. Sanki o kürek yere konsa veya o el arabası beş dakika duraklasa çarmıha gerileceklermiş gibi çalışıyorlar. 

Korkularını okumamak mümkün değil. Gene göğsüm sızlıyor, biraz yaşardı gözlerim evet. 
Kendimi bilmediğim bir dilde düşünmeye çalışırken düşlüyorum, çevremi anlamaya çalışırken düşlüyorum. Her yer ne çok karanlık, her şey ne kadar yabancı ,ne çok korkuyorum. Kim korkmaz değil mi ?

Öğretmene de az üzülmedim. Oysa ne çok öğrencisi olmuştur. Cahil halkını akil eylemek için verdiği mücadele kursağında kalmış ve şimdi o mücadelesini kursağından söke söke çıkarıp kullanıyorlar. 
Önceki senelerde savcı da çalışmış bu köhne yerde, hakim de gelmiş bu pisliğin içine. 
Ne oldum deme ne olacağım de, makam da mevki de, iş te güç te bir kaosluk.
Rüzgar serinletir, arada ayağına taş batmalı insanın ama tipi karda boğar ; her savaş önce insanlığımızın vicdanını oyar. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET