• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

ISIRGAN OTU VE GÜL

28 Eylül 2014 Pazar 16:59

Isırgan otunun dahi çorbası yapılır. Belkihiç işiniz dahi  olmadığında onunla, sırfyakınından geçtiğiniz için  canınızıyakar, bacaklarınızı kabartır.

Toplamaya kalktığınızda ellerinizişişirir. Fakat yakmasının romatizmaya faydası vardır.

Çayının,çorbasının da bin bir derde devaolduğunu söylüyor tıp.

Fakat ısırgan otuna bakışımız bir gülebakışımız gibi mi? Gülün de çok yararı vardır sağlık açısından.

Lakin ısırgan otu ondan bu konuda dahaileridir. Bunları bilsekte gülün tahtına ısırgan otunu koyamayız. Onda ayrı birestetik vardır.

 Bazen çocuklarımızı da ısırganotu ve gül gibi ayırıyoruz. Derslerine çalışan, karnesini baştan aşağı beşgetiren, pekiyiyle geçen, çevresi tarafından örnek gösterilen, dikkatleriüstüne toplayan kafasının içi zehir gibi çalışan çocuklarımız gülü temsilederlerken, misafirliğe gittiğimizde komşunun evini dağıtan, beş dakika yerindeduramayan, derslerde uyuyan, öğretmen ödev vermedi diyen, kavga dövüş evesokabildiğimiz, yaramazlık yaparken elini kesen,dizini kanatan, kolunu bacağınıkıran çocuklarımız da ısırgan otunu temsil ediyorlar.

Pekala ısırgan otunun dahi binbir çeşit faydasıvarken bu çocuklarımızın faydaları yok mudur? Kendilerine has becerilergeliştirmemişler midir? Onlar dünyaya can yakmaya mı gelmişlerdir ?

 Yoksa ebeveynler çocuklarını birer bilim insanı titizliğiyle incelemekten acizler mi, ısırganotunu temsil eden çocuklarımızı anlamıyorlar mı, yoksa kolaylarına mı geliyor,karnını tok, sırtını pek tutup birtakım bahanelerin ardına saklanıp çocuğubeklentileriyle boğmak?

Çocuğun hatalarının ardına kendi hatalarınızısakladığınız için bulamıyor olmayasınız onların dünyalarında gömülü cevherleri?

Bunları bana henüz 13 yaşında bir çocuksordurttu bana.

Henüz 13 yaşında ve daha bir yerde üç dakika sabit durduğugörülmemiştir, uyumak haricinde.

Ona Hüseyin kod adını verdim.  Baltayla karnını yardığını, geceleri Gebzesokaklarında dolandığını, karnesinde elle tutulur bir not olmadığını ve dahanice olumsuz meziyetlerini  bilmeyen yok.

Fakat benle her zaman koca bir adam gibi konuşur. Çünkü onu dinlerim.Sorular sorarım ve fikirlerine değer verdiğimi gösteririm.

Gene bir gün böyle iki koca adam konuşurken, araba ve motorsikletkullanmayı bildiğini öğrendim. Bir defa minibüs sürdüğünü söyledi ve atv dekullanabiliyorum dedi.

Ben hiç birini bilmem. Bir tek bisiklet sürebiliyorum onu da bileyim birzahmet. Hepsiyle yaptığı basit kazalarıbir bir anlattı, üstüne yediği dayaklarıda saydı. Fakat gene de bildiğindenşaşmadığı ve şaşmayacağı ortadaydı.

Bedel ödeyerek öğrenmişti bunları.Hepsinin diyetini çok yaşta peşin ödemişti.

Bunların haricinde 13 yaşında bir çocuk.Marketlerden aldığımız yoğurdun geçtiği bütün evreleri bana hiç şaşırmadansayabiliyor. Yoğurdun kaymağının fabrikada nasıl kesilebileceğini anlatıyor.Hem de bir kaç farklı usulde. Üstüne hangisinin ne zararı ne karı var onlarıdasöylüyor by ustabaşı. Dayıları yoğurt fabrikasında çalışırlarken onlarlasabahlaya sabahlaya öğrenmiş ve koca yoğurt kazanının içinde mahsur kalsa da inatlaşmış.Zaten inatçılıkta bir huydur onda. Fakat beni bir daha göndermediğinde annemkaçmasaydım arabanın bagajına saklanıp, öğrenemeyecektim bunları derkenkarşımda duranın bir çocuk olduğundan şüphe ettim. 

Bey efendide maharet bitmiyor. Hiç bilmediğim montajişlerinden, parke, alçıpan ve adını dahi hatırlayamadığım ve bir kaç sefertekrarlayarak telaffuz edebildiğim başka bir zanaattan bahsederken de yıllarınustasıymış gibi bahsetmesi yok muydu beni benden alıp götürdü. Her işi adımadım tarif ederken ders kitaplarındaki ünite- konu-başlık-altbaşlık vemaddelersıralamasını hatırlatan bir üslubu vardı.

Bu çocuk eline kitap verdiğim dehecelemeden okuyamıyor hala. Fakat ekmek sahibi olmanın yolu yalnızca okuldangeçmiyormuş bunu öğrendim. Belki hayatının önemli bir kısmında çokyorulacak,ezilecek, yıpranacak. Lakin işsiz kalmak, aç kalmak, parasız yaşamak,evine sahip çıkamamak gibi kavramlar onun semtine çok yabancı kalmış daha buyaşta.

Daha bu yaşta part time çalışarak ustalık öğreniyor ve -hadi be- diyeceğimizkadar para kazanıyor.

Her şeyi bir kenara koydum da beni sus pus eden sözü ' Gördün mü abibenim de bildiğim çok şey var senin bilmediğin'.

Bu sözü çok düşündüm. Bir savaş çıksa, bir kıtlık baş gösterse memur sınıfıyıkılır da o yıkılmaz.

Sırf bunun için diyorum ki çocuklarınızaısırgan otu muamelesi yapmayınız. İçlerinde ki cevheri ortaya çıkarınız. Varsınokusun çocuk sonuna kadar. Fakat her sömestri ve yaz tatilinde çocuğunuzuçıraklığa verin.

Okulun yanında başka zanaatlarda öğrensin ki yaokuyamazsam ya işsiz kalırsam sonram ne olur demesin. Atanamazsam, işkuramazsam sudan çıkmış balığa dönerim demesin. Gelecek kaygısı kalmasın.

Hayatın saçlarına tek bir telden tutunmasın.Adeta kavrasın ki biri koparsa öbürü var diyebilsin.

Devir okuyanın yüceldiği, kesinolarak iş bulduğu bir devir değil. Bütün meslekler kotalı. Kadroya girebilmekiçin yarışmayı her daim önlerde bitirmek gerekiyor. Geri de kalanlar aptal,başarısız,tembel mi oluyorlar ? 

Kesinlikle hayır! Onlar ısırganotları. Onlar sayısız derdimize deva olabilecek olanlar.

Bizlere düşense gülün kokusunu içimize çekmeyi nasıl seviyorsak, ısırganınyapraklarını da aynı özveriyle ve aynı samimiyetle okşamayı öğrenmek.

Bir diğer çocuğumun kod adı Fikri.

O da daha 13 yaşında ve onun tıp fakültesini kazanacağına, doktor olacağınahepimiz şüphesiz inanıyoruz. O da bizim gülümüz oluyor.

Fikri sayısız hayvanın ve bitkinin özelliklerinitek tek sayabiliyor. Zehir gibi çocuk deriz ya işte o Fikri.

Fakat Fikri'miz özelliklerini bir ansiklopedi gibi bildiği o hayvanların ve bitkilerin çoğundan korkar. Yalnız başına ev dekalamaz. Azıcık bir ağrısı olsa feryat figan attırır kendini hastaneye. Önüneher geleni yemez.

İstediği oyuncak,oyun, bilgisayar,alınmazsa ana-babasına günü zindan eder.

Ne kahvaltı hazırlamayı bilir, ne de önüne birtabak yemek alıp yiyebilir kendi kendine.

Hazır sofraya oturup, kaşığı kendi ağzınagötürdüğü için mutlu olmaları gerekir ebeveynlerinin.

Fakat suçlu Fikri midir?

İmkansız!

Bir şeyleri yapmak istediği anda, koşmak, düşmek, kanamak, kalkıp tekraryapmak istediği anda bir anne sesi feryat figan adeta çocuk ölmüş gibikoşturuyor ulu orta.

Hiç düşünmeden kendinden sonrasını. Bir anne çocuğuna kaç yıl hizmetedebilir. Çocuğun bütün ömrü boyunca yanında olabilir mi?

Elbette güllere kıyılmaz, fakat odikenlerin de bir anlamı var elbet. Siz gülünüze diken çıkarma iznivermezseniz, hayatla mücadele etmeyi nasıl öğrenebilir? Kendi kendinisavunmayı, kollamayı çocuk yaşta öğrenmediği zaman bu beceriksizliği bir ömürnasıl taşıyabilir?

İsterse çocuğunuz da başbakan olacakzihinsel kapasite olsun, şayet doğanın kanunlarına paralel bir fiziksel,yeteneksel, becerisel gelişimden uzaksa o gülünüz solmaya mahkumdur.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET