• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

KARKASLARIN DAVETSİZ MİSAFİRLERİ

30 Haziran 2014 Pazartesi 12:26

Deniz hiçbir zaman o bakışlar kadar hırçın olamayacak ve güneş bir sokak çocuğunun gözleri kadar sıcak bakamayacak hiçbir güne.


Sigara hiçbir parmak arasında ben meşruyum diye haykıramayacak, sokak çocuğunun parmakları arasındaki gibi.

İs, çamur, toz hangi yüzde pak durabilir? Yırtık pijamalar, sökük kazaklar hiçbir bedende şık durmadı, gecenin muhafızlarınınki gibi.

Hangi kıza dağınık ve kirli saçlar yakıştı ki sokak güzelinden başka.

Başında çatısı olan kim de korku cesarete dönüşebilir yahut bir ak güvercin hangi kollarda, suratından çamur akan bir kız çocuğunun kollarında olduğu kadar güvende olabilir.

Dünyanın en saf canlılarını çocuklar bildim yıllarca. Fakat bugün görüyorum ki önemli bir ayrıntıyı karnı tok, sırtı pek olanlar olarak hep görmezden gelmişiz.

Dünyanın en saf canlıları sokak çocukları.

Gülüşün, ağlayışın, sancının, korkunun, sevincin.

Binlerce karesini gördük şu kısa ömürlerimizde duygu denen muazzam nimetin.

Milli maçtaki kahkaha, doğumdan sonraki ağlama, harçlığın azına tamah etmeyip sızlanma, beşinci elbiseden yoksun kalmanın verdiği acı.

Lakin hepsinde beni düşündüren, hafif tiksindiren bir eksiklik vardı. Tonları bir sokak çocuğunun yüzündeki sıcaklığı asla alamıyordu.

Bali çeken, tinere ciğerlerini feda eden bu çocuklara yüreğimden gelerek asla kızamıyorum. O kadar aciz, o denli çaresiz halde gerçekleştiriyorlar ki bu eylemleri mazoşizm küçük bedenlerinde meşrulaşıyor bıyık altından güle güle.

Çoğu zaman başımızdan savdığımız, bir kağıt mendil almaya tenezzül etmediğimiz, horladığımız, dışladığımız, kaldırım taşına yapıştırdığımız iğrenç tükürüğümüzden farklı görmediğimiz bu memleketin ağırca bir yükünü taşıyan, omuzlarını yıkıntıların soğuk duvarlarında dinlendiren, uykularını buz gibi kaldırımlarda ağırlayan, ağlamaktan korkan, sahte dişler gösteren, vadide av olduğundan habersiz avcı rolünü isteyen bu sabiler, insanlık, birlik, paylaşmak, omuz omuza vermek ve nice kavramlar adına bizim, kafamız kadar kitaplardan okuduğumuz, insanlığın kokuştuğu, toplantılarda dillendirdiğimiz, dışı pahalı, içi ucuz partilerde tiksinç gülüşlere meze yaptığımız nutuklardan daha fazlasını sokak kardeşi için, martıların yemlendiği çöplük kenarlarında, akşam yemeğini aramalarda, zengin züppelerinin kollarına taktığı kokanalara caka satmak için sahipsiz bir sabiyi aşşağılamasında beş dakikada elli kişi olmalarda, buğusu üstünde bir ekmeği bacısıyla bölüştüğü günlerde ve nice insan olanın insanlığından utanacağı, içini sızlatacağı, yüreğini kanatacağı anılarda öğrendiler.

Şimdi anlıyorum her duygunun en safını, en sıcağını niçin gecenin üşüttüğü o ıslak gözlerde okuyorum.
Çünkü o gözler tek varlığa sahipler. Duygu denen muazzam nimete ve ilkeleri bunu olsun en güzel biz yaşayalım.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET