• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

SAPASAĞLAM İNSANLIĞIMIZIN TUTAR YANI YOK

28 Eylül 2014 Pazar 17:00

Ben de  yok yok ! dediğimiz olmuştur hepimizin. Sahiden yok dahi yok dünya da. 
Koskoca okyanuslar, bilmem kaç feet tepemizde gökyüzü...
Toprağın üstünü bile tam keşfedemeden altına indik. Pekala altının kaçta kaçını öğrenebildik? 
Öğrenemediklerimizi koyverin gitsin. Öğrendiklerimiz, keşfettiklerimiz, cisme bürüdüklerimiz aslında fazla gelmiyor mu hepi topu 7 milyar küsür insana?
Adil bir dağıtım yapmak imkansız olmamalı ve herkesin yeteneğinin, gücünün, zihinsel kapasitesinin el verdiği kadarını masaya koyması da imkansız olmamalı. 
Bana göre iki ortak bir iş yaparlarken ikisi de kapasitelerini sonuna kadar kullanmışlarsa orada sen çok emek sarf ettin ben az emek sarf ettim muhabbeti yapılmaz. Elde edilen gelir eşit dağıtılır. Şayet gelir eşit dağıtılırsa kimsenin kimsede gönlü kalmaz. Böylece her zaman bir şeyin yüzde ellisine sahip olursun. Bir filmde Tokyo'lu bir adam demişti. Bir şeyin yüzde ellisi hiç birşeyin yüzde yüzünden daha iyidir diye. 
Hadi eşitliğide koyverin gitsin. Ona bahane üretmek kolay. 
Ya adalet! Adaletin ne bahanesi var ki bu kadar şaştı rotasından, gözlerimizin içine baka baka. 
Acına ölen Afikalılara adil davranılmamasının sebebi, onları artık insan ırkından saymamız mı? 
Dilenciye sadaka toplar gibi yardım kampanyaları (adı altında reklam yapılmıştır her daim) yapıp taşıma suyla değirmeni bugüne değin döndürebilmiş olmanız sonsuza kadar döndürebileceğiniz anlamına gelmiyor.
Hadi bu uzak bir örnekti. Biraz da sistemin kendi ülkeme yansımalarına bakayım. 
Bir yanda bir konserle servet kazanan star, bir yan da mavi pazar poşetini çanta yapıp  okula giden öğrenci. 
Bir yanda servetinin hesabını tutamayan kodamanlar, bir yan da çöplerden ve pazar sonrası arta kalan çürük sebze ve meyvelerle hayatını idame ettiren insanlar.
En çokta lise yıllarımdan beri bu yaralamıştır beni. 
'Pazardan arta kalan ezik ve çürük yiyecekler' Biz köyde bu hale gelen yiyecekleri ineğin yalına atardık. Demem o ki yal yemek hayvana mahsustur. Pekala insan yal yer hale geldiyse insanlık ne yöne gidiyor? 
Öküzün boynuzundan düşmemize az kaldı herhalde. 
Nerede kaldı insan onuruna yakışır bir hayat sürmek sözü. Aslında bu da zenginlerin, fakirlerin ağzına çaldığı bir parmak baldan başka bir şey değil ama kötünün iyisi diyelim hadi.
Hadi Afrika'ya geri dönelim. Günlük  bir dolara, bir buçuk dolara, iki dolara çalışan insanlar haddi azamını aştı gidiyor. Bir dolara  ne alınır, ne yenilir, ne içilir ? Gün de bir dolara acımıza ölürüz be!
Zaten onlar da düşündüğümüz gibi yapıyorlar. Canlarına tak ettiği yerde aclarına ölüp gidiyorlar. 
Bir hikayede okumuştum, uyuyup da uyanmak istemediklerini  tenleri gibi bahtlarıda kara kıtalıların. 
Dünyanın ihtiyarladığını söylüyorlar. Hadi ordan be daha hünerlerinin yarısını dahi göstermemiş bir anadır  dünya. Daha kaç kırışığı var alnında? 
Dünya değil de insanlık ihtiyarladı. Hatta bunadı. Başka bir açıklaması  yok bu saçmalıkların. 
Oysa her insan bir dünyadır. İnsan eşrefi mahlukattır. İnsan kainatın tek harikasıdır. 
Sanırım bütün sorunların anasınada bu yazdıklarım. Eş değer bir yaratılmışın olmaması ya da şımarık bir çocuk olmamızdan öte geliyor acımasızlığımız, değerlerimize ve tabiatımızda var olan güzelliklere yabancılaşmamız, onları inkar etmemiz. 
Ne kadar yazarsam yazayım, insanlığımızın öz eleştirisini bitiremem. Fakat insandan gayri bir yaratılmış olmayı da istemezdim. Çünkü en güzel insandır. 
Fakat sapasağlam insanlığımızın da tutar yanı yoktur. 
Demem o ki aşağı tükürsem sakal; yukarı tükürsem bıyık.


YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET