• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

ŞARAP TADINDA İNSAN

08 Eylül 2014 Pazartesi 16:23

Mater Dolorosa’nın karşısında, Ulugazi çay ocağının tahta iskemlesinde, dudağımın sağ yanında artist duruşuyla caka satan sigaramı rüzgarla paylaşıyorum ve üşüyen ciğerlerimi her zamanki gibi süzgeçsiz demli çayımla ısıtıyorum.
Montunu iliklerken çantasını hafiften savuran gazeticiden aldığım ilhamı ziyan etmek istemedim. 
Eh birazda Dolorosa’nın mübarek duvarlarından esinlendim. Kim bilir kaç tane aciz Hıristiyan insanım Allah’a yöneldi bu kalın duvarlarıyla zamana meydan okuyan mabette.

Rüzgar formunda maşallah Muhammed Ali’yi aratmıyor. Düşürdü gardımı sağlı sollu verip veriştiriyor. Bende de ringlerde ölmüş inatçı boksör enayiliği var. Tası tarağı toplayıp girmiyorum içeri. Eh birazda herkesten farklı durmak hırçınlığı besleniyor gençliğin kaynar kanından.
Fakat seviyorum bu inadı. Bugün rüzgarla inatlaşıyorum. Çocuk ayaklarımla dün fındık bahçelerine tırmanırdım. Her yuvarlandığımda tekrar tutunurdum, ben gibi çocuk şıpkalara. Yarın nasıl bir zor düşer bu hayat ekmeğinden payıma bilmem, Gelecek, heybesine benim için diken mi koydu gül mü ekti, gelecek ihtiyar avuçlarıma ne getirecek bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa o günde bu inadı cebimde gezdireceğim.

Belki bu inat beni çabuk eskitir. Şimdilerde asker çarşafları gibi gergin tenim yarınlarda kırışacak. 
Lakin o kırışıkların her bir tanesine ayrı bir şiir, ayrı bir hikaye, ayrı bir anı düşürebilirsem ve tam anlamıyla bir Van Gogh portresi olursam yaşadım ey dünya, ben, sen dönerken zil zurna sarhoş, yaşadım bütün sahtekarlıklarına karşı gerçek bir anlam oldum diyebilirim. 
İnsanı şaraba benzetmem sanırım İlahi edebiyata saygısızlık olmaz. Nasıl ki bir şarap mahzenlerde yıllandıkça anlamına tam olarak bürünüyorsa insan da öylece bürünmeli anlamına yaş’landıkça. Fakat şişenin ağzını tam tıkamazsak yani bir yerlerde şaraba dair bir duruş bozukluğu olursa asla istediğimiz tada erişemeyiz. İnsanda öyle olmalı. Bütün boşlukları tıkamalı bu hayat adlı şişede ve bir gün bir anahtar kilidimizi açarsa bizden tat alabilmeli. Muhabbetimizi duyduğunda dilimize imrenmeli ve bakışlarımıza dair bir beste yapmalı. Anlamımızla anlamlanıp, benliğine dair birkaç satır dizmeli düşüncelerine.
Bir harita bilmeli bizi. Bu kadınlar, bu adamlar biliyordu diyebilmeli. Onların nesli demlenmişti, ne sallama çaya benzerlerdi, ne de hazır kahveler gibi ucuz rahatlamalar bahşediyorlar bizlere diyebilmeliler. 

Ömür!

Bugüne kadar açılmış bütün ömürler okundu ve bitti. Fakat bazı ömürler var ki hala dönüp dönüp ön sözünden başlıyoruz okumaya. Bizler neden karakter kütüphanesinin en çok okunanlar rafında yer almayalım ? 
Neden sayfaları okuna okuna yırtılanlardan olmayalım, bizlerin harflerinin hakkı yok mu elden ele, gözden göze dolaşırken silinmeyene? 
Hakkımız olmayan tek bir husus varsa o da bir kenarda tozlanmaktır. 
Bayram gelir şimdi. O da aldırmaz ne yağmura, ne rüzgara. Tarlayı çamurda kazdık biz der. Oturur bölüşürüz birer ucundan, ters düştüğümüz siyasi muhabbetimizi. Adam sözünün eri olsun da gayrı benim adım anaşit, onun ki faşo olsun. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET