• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

OYUN İÇİNDE OYUN

01 Nisan 2013 Pazartesi 03:56

Dünyada ilk kez 1961 yılında kutlanmaya başlanan tiyatrolar günü her yıl 27 Mart günü de kutlanmaktadır. Konusunu hayattan alan Tiyatro oyunu insanların hafızaların da farklı yer edinir.
Dünyanın kendisi tiyatro sahnesidir. Sahne bazen bir ülkenin bir bölgesi, bazen de bütün ülke olduğu gibi, bazen de dünyanın büyük çoğunluğu, kıtalar sahne olarak kullanılmaktadır. Her birey bu sahnede bir rol alır. Bu rol, kişilerin durumuna, eğitimine, gücüne göre değişmektedir. Kendi köyünde, mahallesinde hava basan, rol kapan, eşkıyalık yapan olduğu gibi; kimisi şehir merkezinde, bazıları ülke genelinde aldığı rolleri oynar. En büyük sorumluluk, en önemli görev dünya sahnesinde rol almaktır.
 
Yurt içinde, bölgede, dünyada rol kapmak yarışında olanlar, çalışanlar Ülkenin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak zorundadır. Bunun için de ciddi araştırmalar yapılır. Ülkenin yakın ve uzak hedefleri belirlenir. Ona göre de eğitim sistemi, insan kaynakları, yatırımlar şekillendirilir. Çalışmalara ona göre yer verilir, hız verilir. Yön verilir. Gücü elinde bulunduranlar eleştirileri genelde kulak ardı ederler. Sadece doğruları kendileri bilir havasında olurlar.
 
Ben, bölgemizde rol kapmaya çalışan oyunculardan, oynamaya çalıştıkları oyundan bahsetmek istiyorum. Yerel oyuncular bazen hava basıyorlar. Bazen nara atıyorlar. Bazen de gözyaşı döküyor, döktürüyorlar. Kimi ağlamaktan sorumlu, kimi kutsallarımızı savunmakta sorunlu, Ama genelde de talimatlar doğrultusunda oynadıkları için basit rolleri bile yapmacık hareketlerle oynamaya devam ediyorlar.  
Evet, tiyatro devam ediyor.
Evet, izleyiciler yerlerini almış.
Sahne aynı sahne.
Oyun kısa aralıklarla, duraklamalarla sürüyor.
Tiyatroda seyirciler aynı, sadece senaryo yazanlar, yönetenler ile figüranlar değişti. Oynanan oyunda hep zarar görenler halkımızdır,  yurdumuzdur, geleceğimizin teminatı olan gençliğimizdir.
Asıl düşünülmesi gereken ülkemizin geleceğinde rol oynayacak gençlerimizin bu rollerine iyi hazırlanabilmesini sağlayacak bir eğitim sistemi kurulmalıdır.
Bu sistem nasıl oluşturulmalı?
Ne gibi hazırlıklar yapılmalı?
Bu hazırlıklarda kimler, hangi rolleri paylaşmalı?
Nasıl çalışılmalı?
Birlik için, dirlik için neler yapmalı.
Ülkemiz için önemli olan da bu noktalardır.
Bu hareket noktasına etki etmek için fırsat kollayan başka oyuncular da sahnede boy göstermektedir. Bu sahne sadece bölgemizle sınırlı değildir. Büyük hedefleri olan ülkeler, diğer ülkeleri de etki alanına almaya çalışmaktadırlar. Ülkemizin de bu alanda boy gösterebilmesi için ülkemiz ihtiyaçlarını karşılayacak, düşünmeyi öğrenmiş, sorgulayan, insan sevgisi ve çağın gerektirdiği bilgilerle donanmış, evrensel insan haklarına saygılı demokrat bireyler yetiştirilmelidir.

Ülkemizde ve dünyadaki oyunlar bana,  çocukluğumuz oyunlarını, körebe, Köşe kapmaca, saklambaç gibi oyunları hatırlattı. Çağ değiştikçe oyunlar da değişiyor. Yaşamımızda bilgisayar yer aldı. Oyunlar da değişti. Ama hep geçerli oyunlar arasında yerini koruyan köşe kapmaca ve körebe oyunu oldu.
Neden mi? 
 
Oyun sadece şekil değiştirdi. Körebe oynarken eskiden tek kişi gözlerini kapatıyordu. Şimdi gözleri bağlananların sayısı çoğaldıkça çoğalıyor. Milletçe körebe oynar olduk. Yine birileri insanların işiyle,  aşıyla oynamaya devam ediyor. Halk körebe oynamaya devam ediyor. Birileri ateşle oynamaya devam ediyor. Halk yine körebe oynuyor. Birileri ülkemizle, ülkelerle, ülkelerin gelecekleriyle oynuyor. Bu oyun hem ateşle hem de ateşli silahlarla olmaya kalkınca… işte en tehlikeli oyun odur. O rolleri insanlar farklı ülkelerin insanlarıyla oynamaya, insanların hayatıyla, insanların vatanıyla oynamaya kalkınca… Kalemler susar. Sadece silahlar konuşur. Canlar yanar, ocaklar söner. Örneklerini çevremizdeki ülkelerde görüyoruz Hiç kimse böyle bir tiyatroda rol üstlenmemeli.  Halk olarak  ;”Yurtta barış, dünyada barış “ istiyoruz.
 
Sadece yurt korosu eşliğinde sevgi ve barış şarkıları söylenmeli. Horonlar, halaylar çekilmeli. Barış olsun diye;  vazgeçemeyeceğimiz değerlerden taviz verilmemeli.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET