• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

40 GÜNDE 42 ŞEHİT ACISI

17 Ağustos 2015 Pazartesi 10:41

Memleketin ilkimi 3 haftada değişti…

20 Temmuz’da Suruç’ta ki patlama ile başlayan,

22 Temmuz’da iki polisin evlerinde şehit edilmesi ile devam eden,

25 Temmuz’da Işid’e operasyon diye başlayıp pkk’ya karşı “bol 

videolu(!)” hava operasyonlarına dönüşen “havada müdahale” sonrası terörün tüm ülke sathına yayılma süreci hızla devam ediyor.

***

40 günde 42 Şehit acısı…
Arkada kalan 26 yetim, kederli aileler, eşler, akrabalar, yaralı bir millet...
Son acı Samsun’da yüreklere düştü…
Eşi haberi Samsun'da ki baba evinde aldı...
Başkomiser Ahmet Çamur, Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde çıkan çatışmada şehit edildi…
Şehidin şehadet şerbetini içmeden bir gün önce sosyal medyadan yazdığı son mesajı çok anlamlı; “Sen gerçekten iyi bir insan olmaya bak! Musallada ‘iyi biliriz' denmesi kimseyi kurtarmaz”…
İnşallah şehidin bu son sözü birilerinin kulağına küpe olur…
Son acımız olsun, başımız sağ olsun!..


SIRADA KARADENİZ Mİ VAR?

Ülkenin “Ne Mutlu Türküm Diyene” söyleminden, “36 Etnik Unsur” tanımlamasına geldiği andan itibaren hortlayan bölücü, ayrıştırıcı, ötekileştiriciliğin en verimli olarak uygulanacak bölgesi olarak hedef haline geldi Karadeniz Bölgesi.

 
Sözde Kardeşlik söylemleri ile 100 yıldır bir arada ve ağızlarından dolu dolu “Ben Türküm” söyleminden “benim aslım şu” söylemine ge(tiri)lmiştir…

7 Haziran seçimleri sonrasında Suruç’ta “amacına uygun olarak(!)” çıktılarından azami nemalanma peşinde olan taraflar, “renkli olsun(!), her bölgeden adam olsun(!)” mantığında ve olayın çıktılarını ülke sathına yayma hedeflerini tam 12’den vurmuşa benziyor…

Bu sürecin sorumlusuna ulaşmak için, pasaportu bile olmayan gencecik çocukları uyduruk bir federasyonla Kobani(!)yi yeniden inşa projesinde, oyuncak toplatma fikri gibi suni ve belirli bir amaç için(!) bir yere toplatanlara bakmak gerek…

İşsiz, çaresiz, manevi arayış içerisinde, değerlerini kaybetmiş, yönünü arayan, çıkış yolu arayan gençleri “kardeşlik söylemleri ile” terörle eş yapılara iten veya çıkış arayan gençlere “dinini değiştirecek kadar sirayet edenlerin” bu gençleri terörle eş yapılarla eşleştirme çabaları ortaya çıktığında "toplumsal huzura ve barışa(!)" hizmet ettiklerini ve bunu yapar iken de “dini kullandıklarını(!)” nasıl savunacaklar acaba?

Bölgede, “kardeşlik söylemleri” ile gençleri istedikleri çizgiye getirmek isteyenlerin ilk aşaması milli ve dini duygulardan uzaklaştırmak olmuş…

Anadilde eğitim, azınlık, ezilmişlik söylemleri ile zemin bulmaya çalışanlar yüzyıllar önce bu coğrafyada hortlatılan damarları canlı tutma, yeniden hortlatma derdindeler…

Bu anlamda bir ve beraber olmalı, gençleri “kardeşlik söylemleri” ile birbirine düşman eden yapılara karşı korumalı ve kollamalıyız…

Daha da önemlisi dikkatli ve uyanık olmalıyız…


YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET