• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

BÜYÜKŞEHİR YASASI VE BAFRA

27 Eylül 2014 Cumartesi 20:53

Son 30 Mart seçimlerinden sonra Bafra’da köy kalmadıTamamı “Mahalle statüsü”ne kavuştu.

Seçim öncesinde yaratılan havada köylerde seçim propagandaları sırasında “köyler mahalle oluyor” denildiğinde lafın devamını söyle(ye)mediler.

Aslında lafın devamı önemliydi. Bu yasa nedir? Ne getirir? Ne götürür?

Bunları hiç hesaplamadılar. Bafra için yeniden yönetime talip olanların; “Seçimden önce büyükşehir yasasını ve getirdiklerini” bile okuyup/anladıklarını sanmıyorum.

Sanmıyorum çünkü seçim öncesi “Popülist siyasetle bol keseden üretilen kopyala/yapıştır projeler”in birçoğu büyükşehir yetkisinde projelerdi.

Sanmıyorum çünkü bu zihniyetin en iyi bildiği şey “Günü kurtarma siyasetidir.

Buna rağmen Bafralıları yanlış yönlendirmek, “Neye mal olursa olsun bu seçimi kazanalım” mantığı ile ürettikleri projeler bugün ortada kalmıştır.

Seçim öncesi “Popülist siyasetle alel acele hazırladıkları projeleri” hızlı bir şekilde büyükşehirin üzerine atma çabaları, Büyükşehire “Yaptık bir hata, ne olur kabul edin” mantığında bir yaklaşım, Bafralı hemşehrilerimi hem güldürüyor, hem düşündürüyor.

Bugün bu zihniyet “Biz yandık. Paramız yok. İşçi çıkartalım. Projeleri yapamayız. Büyükşehire devrettik…” gibi söylemler içerisine girdiler. Bu zihniyete ne zaman birileri çıkıp; “Sen bunların olacağını bilmiyor muydun?” diye haykıracak merak ediyorum.

***

HASTANE GÜZEL OLDU!..

Bafra bir dönem kendisine il olmayı hedef koymuş ve layık görmüş, Samsun’un en büyük ilçesi.

Modern ve büyük bir hastane ihtiyacı uzun bir süredir konuşuluyordu. Nihayetinde modern bir hastanemiz oldu.

Şehrin gelişimi açısından da konumu çok iyi. Geçenlerde acil ameliyat olan bir hastamız için hastaneye gittim.

Saat 21:00-22:00 civarları…

Ne nizamiyede ne de hastane girişinde hiçbir yetkili, güvenlik görevlisi veya memur yoktu. Hastanede 1 saat kadar kaldık. Çıkışta da etrafta kimseler yoktu.

Herkes elini kolunu sallayarak girip çıkıyor

Hastane güvenliği ve kötü niyetli kişilerden doğabilecek güvenlik zaafını gidermek için düzenli nöbet sistemi ile en az birer kişinin sürekli görevlendirmesi, bu nöbet sistemi varsa da “verimli olarak işletilmesi” gerektiğini düşünüyorum.

ESKİ HASTANE NE OLACAK?

Kaymakam Hayati Soylu zamanında yapımına başlanan kapatılan Çetinkaya Belediyesi sınırları içerisinde ve Bafra’ya hakim bir tepede bulunan “yarım kalan hastane inşaatı” için neler yapmamıştık ki;

O dönem inşaata yardım için tombalalar oynatıp, haldeki ve şehirdeki esnaftan paralar toplanmıştı.

Öğrenciler bile harçlıklarından paralar vermişti.

Bafra’nın il olma hedefindeki günlerden kalan bir sembol gibi yarım bir halde duruyor.

Bu binanın hastane olarak kullanılmayacağı kesin olduğuna göre, eğer yatırım ve tahsiste bir şart yok ise uygun bir kuruma devredilmeli.

Bildiğim kadarıyla Eski Bakan Suat Kılıç zamanında bu inşaatın Gençlik ve Spor Bakanlığına devri ve değerlendirilmesi ile ilgili bir çalışma vardı ama gerçekleşemedi.

Bina ile ilgili temel sorun kaba inşaat halinde kaldığı için yapının yıpranması ve yeni yapı denetim şartlarına uygun hale getirilmesi ki ciddi paralar harcanması gerekiyor. Hele deprem ve Bafra’nın bir arada anıldığı bu günlerde…

Kim nasıl yapar bilemeyiz ama ucube gibi duran bu binanın da sorunlarının bir an önce çözülmesi, Bafra’ya kazandırılması gerek

ÇETİNKAYA KÖPRÜSÜNÜN HALLERİ

Zamanın Ulaştırma Bakanı tarafından 1937 yapılan bir köprü.

Çetinkaya Köprüsü…

Sadece bir köprü değil, Bafra Belediyesi ve Bafra TSO’nun logolarında kullandığı Bafra’nın sembolü…

Yapıldığı günlerde “Cumhuriyet büyük yatırımları/eserleri” olarak anılan bir yapı…

Kızılırmak üzerinde karşıdan karşıya geçişler için 1937'den önceki dönemde yaklaşık 650 m uzunluğunda ahşap bir köprü kullanılırmış.

1937 yılı Kasım ayının 4.günü köprü hizmete açılır. O dönem “7 Kemerli olup 250 m uzunluğunda” tanımlamaları ile ihtişamı dilden dile anlatılır.

Meşhur “Köprüden geçti gelin türküsü ile özdeşleştirilmeye çalışıldığından mı” yoksa “Eski tahta köprüden geçerken üç yüz atlı gelin alayının köprünün yıkılmasıyla boğularak can vermesi sonucu yakılan ağıtlardan mı” bilinmez ama zamanla “Çetinkaya Köprüsünden geçmeyen gelin düğün salonuna gitmiyor.” Olmuş…

Bu konuya neden girdik?

Bafra ve yakın çevre ilçelerden bile düğün konvoyları köprüyü geçmeden düğüne başlamıyorlar. Özellikle hafta sonları o bölgede trafik yoğun bir hal alıyor.

Böyle bir gelenek sanki hiç yokmuş gibi, o insanlar oraya hiç gitmiyormuş gibi ya da insanlar buraya gelmesin der gibi geçenlerde köprünün önüne günlerce kum/çakıl yığınları kaldı.

Bereket halk tepki gösterdi de oraların önü açıldı.

Köprü ise bakımsız bir halde.

Sanki birileri “yıkılsa da kurtulsak” diye bekliyor.

Hâlbuki güzelce tadilatı yapılsa, boyansa, ışıklandırılsa, tanıtım yazıları ve tabelaları koyulsa ilçemiz için güzel olmaz mı?

Köprünün sorumluluğu kimdeyse bir an önce ilçenin bu sembolüne gereken değeri vermeli.

Özetle kültürümüze ve kültürel varlıklarımıza sahip çıkmamız gerek.

***

Bafra’nın birçok sorunu var ama bu sorunları ve kurumların sorumlulukları yüksek sesle dillendiril(e)miyor.

Bunun nedeni küçük bir ilçe olmamız ve herkesin birbirini tanıması, iş ile dostluğu karıştırmamız…

Hal böyle olunca maalesef “Körlerin sağırların birbirini ağırladığı bir ilçe” haline geliyoruz ki bu da en tehlikelisi.

Unutmayalım ki; "Doğruları söylemek erdemdir." Erdemli insanlar olma çabasında olmalıyız.

Ekonomik ve kültürel yönden gelişmiş, sorumluluğunun bilincinde ve tek amacı Bafra’ya hizmet olan zihniyetler dileğiyle…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET