• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

BUGÜN DEPREM OLSA(!)

17 Aralık 2015 Perşembe 19:05

Toplum olarak yaşadıklarımızdan ders çıkarmayan, dahası çabucak unutan bir zaafımız olduğu için, bugün yeniden hatırlamak gerektiğini düşünüyorum.

 

17 Ağustos 1999 saat 03.02’de merkez üssü Gölcük olan depremin büyüklüğü 7.5 idi.

Bu doğal felakette 17.480 ölü, 24.781 yaralı, 285.200 ailede evsiz kalmıştı. Ülkemizin bir tarafına adeta bir inme gibi inmiş ve felç etmişti toprağımızın sol tarafını. Bu zor günümüz de 52 ülke, 4 kıta yardımımıza koşmuş, yaramıza ağlamışlardı günlerce. Ebeden kavgalı olduğumuz Yunanistan ve İsrail’de bu yardımsever ülkeler içerisindeydi. O gün dil, din, renk değil; İnsanlık baz alınmıştı herkes için.

Peki dünden bugüne, biz ne öğrendik, ne uyguladık, ne önlem aldık?
 

Böylesine büyük ölçekli ve geniş çevreye zarar veren doğal felaketler için yeterli miktarda çadırımız var mı? Tıbbi ve insani yardım malzemeleri, yeterli makine, kazma, kürek…

Kısacası bugün deprem olsa, kurtarma timleri olay yerine kaç saatte ulaşır, kaç kişi ulaşır? Sağlık bakanlığı, Doktor, Hemşire ve yardımcı sağlık elemanlarının sevkiyatını kaç saatte gerçekleştirir? Böyle bir durumda devlet eliyle görevlendirilmiş bir ekip veya alt yapı var mı? Yoksa sadece gönüllülerden mi medet umacağız?  Suni hastane kurabilmek için, yeterli miktarda saha materyalleri mevcut mu? Sokak ortasında yapay bir ameliyathane kurabilecek miyiz?

 

Yeme içme gibi temel yardımları anında sevk mi edeceğiz? Yoksa sokak sokak dolaşıp toplanan bağışlarla mı müdahale edeceğiz deprem bölgesine?

 

İnşaatların yapı denetimlerini koyduk bir kenara! Kat ittifaklarını, zemin sertliğini vesayir… Bu teknik denetimlerin tamamının dosdoğru yapıldığını ve denetlendiğini varsayarak konuşuyorum tamamen!

 

Bu gün Samsun başımıza yıkılsa; Ne yapacağız bilen var mı? Olmayacağının garantisi var mı?

 

Hali hazırda Belediyenin, İtfaiyenin, Kurtarma Timlerinin kaç kazması küreği var? Yeterli miktarda kırıcımız, iş makinemiz var mı?  Kızılay’ın depoları ne durumda?

 

Geçmişte de gördüğümüz gibi 1 dakikalık bir depremle birlikte hayatını kaybedenlerin sayısı, orta ölçekli bir savaşın 1 yıllık zayiatı kadar!  Durum bu kadar ciddiyken, biz ne kadar ciddiyiz?

 

Daha fazla işi şansa bırakmadan artık profesyonelleşmek gerektiği kanısındayım. Bakanlar kurulu kararıyla; İl Belediyeleri bünyesinde “Doğal Afetler Şubesi” kurulmalı, şube başkanlıklarına bu konuda ihtisas yapmış eğitimli kimseler getirilmelidir. Bu şube emrine 100 kadrolu çalışan istihdam yapılarak bu çalışanlar sürekli doğal afetler konusunda teorik ve pratik eğitimlerle canlı tutulmalıdır. Şayet ülke genelinde bu başarılı olursa, (– ki olmaması için de bir neden yok) o zaman yurt genelinde bu iş için eğitilmiş toplam 8100 görevlimiz olmuş olur.

Olası bir afet durumunda 8100 kalifiye görevlinin ivedilikle olay yerine ulaşması ve bilinçli müdahalede bulunmasıyla birlikte depremde verilen can kaybı oranı ortalama olarak % 40 oranın da azalır. Bu oran 7200 insanın kurtulması demektir ki, bunun karşılığı hiçbir maddi faktörle ölçülemez!

 

2000’li yıllarda kulakların zarına işleyen bir laf vardı!

 

Şimdi de ben soruyorum; Sesimi Duyan Var mı..?

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET