• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

ÇILDIRMAK ÜZERE OLAN TÜRKLER..! (1)

07 Temmuz 2016 Perşembe 13:57

Yıllar üzere Turgut Özakman kaleme almıştı belki de, ama bu defa durumlar başka. Ben bugünün Türkiye’sinde “Çıldırmak üzere olan Türkleri” görüyorum daha çok. Konu ise Suriyeliler…

 

Birkaç gün önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dillendirmesiyle birlikte toplum nezdinde bir tartışma sahası açılmış oldu ve kartopu gibi her geçen gün yuvarlanarak büyüyecek gibi görünüyor.

 

Adına Türkiye denen bu coğrafya da bazı hassasiyetler var ki; bunlar gerçekten dokunulmaması gereken tehlikeli noktalardır. Bunların başını ise Din ve Vatan çekmektedir.

 

Suriyelilere vatandaşlık meselesi de tam olarak bu hassas dengelerin eşiğinde dolaşmaktan öte bir şey değildir. Sayın Cumhurbaşkanı’nın kendi halkının hassasiyetlerini bilmesi gerekirken, böyle bir şeyi nasıl olur da halkın vicdanlarına danışmadan dillendirir, doğrusu anlamış değilim.

 

Klasik Kurtuluş Savaşı gerçeğinden ziyade, daha yakın tarihe ait örnekler vererek bu konudaki hassasiyetlerimizi birazda buradan dillendirmek istiyorum. Terör örgütü üyelerinin davullu zurnalı dağdan geri dönüşlerine müsaade edildiği günden bu güne Terör örgütü PKK ile gelinen son nokta anlamak isteyen zihinler için fevkalade iyi bir örnektir. Dün siyasetin bir parçası olarak dağdan indirdiklerinizi bugün hem kentte hem de kırsalda son ferdine kadar öldürmek üzere savaşıyorsanız, dahası bu mücadele içerisinde hayatını kaybeden onlarca insana da “Şehit” diyorsanız; alınan kararların uygulanmasında ne kadar titiz olunması gerektiğini hem siyasiler hem de toplum olarak hepimizin anlamış olması gerekmektedir.

 

Bir Ülke düşünün; hala tam olarak ekonomik reformlarını tamamlayamamış olan ve yine o ülke de devletin belirlediği “Açlık sınırının” çok daha altında gelirlerle yaşamaya çalışan insanları olan. Bir ülke düşünün hala adına “Taşeron” denen kölelik sistemiyle çalışan 1 milyon kendi insanı olan. Bir ülke düşünün ki “İşsizlik” sayılarını bir türlü diplere çekemeyen ve bir ülke düşünün ki kredi kartlarının tuzağı olup da bunalımdan intihar eden insanları olan…

 

Bir Suriye’li düşünün; Mülteci olarak geldiği ülke de “Mazlumiyet” karinesinden çok daha uzak yaşayıp, incecik kaşları, pudralı çehresi ile her akşam ülkenin eğlenme merkezlerine dolan… Bir mazlum düşünün sığındığı devlet ona bakan, kendisi akşamlara kadar uyuyup gün batımıyla birlikte sokaklara akan…

 

Ülkenin bekası için can veren asker bizim, eğlence mekânlarında canları çıkıncaya kadar eğlenenler başka ülkeden gelen “Misafirler…”

 

Sayın Cumhurbaşkanı kaç gece dolaştı kentin sokaklarında? Kaç eğlence mekânına girip parmaklarıyla saydı Suriyelilerin sayısını? Hem hani biz ensar onlar muhacirdi? Şu vatandaşlık mevzusu da nereden çıktı şimdi?

 

Şunu belirteyim ki; Biz burada ne Erdoğan düşmanlığı ne de yara kaşıyıcılığı yapan değiliz. Zira bu ülkeye yaptığı tüm güzellikleri dilimiz döndüğünce her fırsatta da dillendirmişiz. Fakat bu kez konu başka!

Olamaz diyorum sadece! Bu kadar hassas bir konu halka danışmadan asla olamaz! Ülke 30 yıldır sırtında kambur gibi duran terör belasından kurtulmadan, Ortadoğu kazanı fokur fokur kaynayıp leş kargalar Türkiye semalarından uzaklaşmadan bu karar asla olmaz!

 

Sızlar! Kemikleri sızlar şehitlerimizin! Vicdanları sızlar o şehitleri büyütüp o yaşa getiren annelerimizin… 2 yıl önce sınırdan açılan ateşle hayatını kaybeden er askerlerimiz vardı ya, dik otururlar mezarlarında uyuyamazlar! Dün sınırdan geçmesinler diye canını ortaya koyan askerlerimiz var iken bugün bu adamlar bizimle vatandaş olamazlar…

 

1960 yıllarının başında Almanya gelişen sanayisine karşılık düşük hızda seyreden nüfus artışı sebebiyle “Ucuz işgücü” düşüncesiyle Türkiye’den işçi kabul etmeye başlamış ve kendi ülkesinde karnını doyuramayan on binlerce insan Türkiye’yi terk etmek zorunda kalmıştı. 1975 yılında Berlin’e giden CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit “Türk işçilere, yurdumuzu dışarıda şerefle temsil ettikleri için teşekkür ederim” demişti ve dahası o zaman kimse çıkıp dememişti ki; Siz daha iyi bir yaşam sunabilseniz bu adamlar gider miydi hiç? Şimdi birde utanmadan ülkemizi şerefle temsil ettikleri için teşekkür ederiz diyorsunuz. Sanki olimpiyatlara katılmışlar. Bre gafiller! Siz doyuramadığınız için gittiler ah bir anlayabilseniz!

 

Yıl 2016… Ve ben şimdi söylüyorum…

 

Islahiye de Türk Bayrağını indiren Suriyeliler! Sınırlarımızı kevgire çeviren Suriyeliler! Aşayiş istatistiklerimizi alt üst eden yine Suriyeliler!

 

Şimdi bu adamlara “Bu kadar misafirlik yeter!” demek varken bir de Vatandaşlık mı vereceğiz?

Vatandaşlık verildiği zaman hepsine iş verebilecek misiniz? Eline mavi nüfus cüzdanını alıp meydanlara çıkarlar ve “Bende bu ülkenin vatandaşıyım, açım!” diyerek polislere taş atarlarsa o zaman ben yine bu köşeden yazıyor olacağım.

 

 

(Yarın ÇILDIRMAK ÜZERE OLAN TÜRKLER..! (2) Başlığıyla “Vatandaşlık” mevzusunun Ak Parti için kazanımları konulu yazımızı yine bu köşeden okuyabilirsiniz)

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET