• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

ÇILDIRMAK ÜZERE OLAN TÜRKLER..! (4)

10 Temmuz 2016 Pazar 00:38

Siyaset; çoğu zaman yanlış hamlelerin, bir başka parti tarafından leh’e çevrilebildiği bir bilimdir. İktidar partisinin yanlış siyasetini, muhalefet partilerinin doğru bir stratejiyle kendi avantajlarına çevirmeleri çoğunlukla mümkün.

 

Ak Parti, iktidarı süresince sayısız olumlu ve olumsuz eleştiri alan kararlara imza atmıştır. Suriye politikası sebebiyle küçük bir kitle haricinde, toplumun tamamından sert tepkiler görmüş ve toplum bu hatalı siyasetin bedelini ödemiştir.

 

Mülteci kabulü safhasında kota uygulanmadan geçişlere izin verilmesi, sağlık kontrollerinin yeteri kadar yapılmaması, kent içerisinde ikamet etmelerine izin verilmesi gibi birçok ayrıntı genel bir rahatsızlığın ve kaygının başlıca sebepleri olmuştur. Ancak ne var ki; Muhalefet partileri tam da ekmeklerine yağ olabilecek bu hataları yerinde ve yeterince kullanamamış, bu işten nemalanamamışlardır.



Kaliteli siyasi anlayışın doğabilmesi için, iyi bir iktidarın karşısında iyi bir muhalefet gerekir. Muhalefet partilerinin stratejik hamleleri, bir sonraki seçimlerde yeni iktidarın kim olacağını belirler. Şayet partiler, küçük ayrıntılarda bile doğru işler yapmayı beceremezse, iktidar iktidar olarak, muhalefet de muhalefet olarak kalmaya devam eder. Doğrusu ensesinde bir başka partinin nefesi hissetmeyen bir iktidar partisi de, “Açık ara önde” olmanın rahatlığını her zaman kullanmaya devam eder.

 

HDP’nin bahse konu olan Suriye Politikasında atacağı herhangi bir adımın, siyasi yörünge üzerinde hiçbir etkisi olmayacağını düşünüyorum. Zira Ülke’nin genelinden kendini soyutlayıp sadece bir etnik grubun ismini kullanarak, belli bir ideolojinin propagandasından öteye geçmeyi başaramamış bir partinin, doğrusu ülke’nin tamamını ilgilendiren bir mevzuda bir fikirden yana tavır takınması kimsenin umurunda olmayacağı gibi, inandırıcı da olmayacaktır. Bir adım öteye geçmek gerekirse; HDP’nin şu saatten sonra ülke siyasetinde etkinliği kalmamıştır ve hitap ettiği kitle daha da azalmıştır.

 

CHP için deyim yerinde ise köprüye girmeden önce son kavşaktır bu konu. Kemik oyunun çokta ötesine geçemeyip, virgülleri dışında pek bir rakamsal değişikliği olmayan oy sayısını, daha farklı bir üslup, daha akılcı bir siyasetle yükseltmesi mümkün. Kemalistler, Ulusalcılar gibi daha bir çok farklı gruba hitap eden bir parti’nin, ülkenin tartıştığı bu ciddi konuda biraz daha Kemalist biraz daha Ulusalcı takılması ve söylemlerini bu eksende tutması, vatan severlerin ilgisini yeniden çekecek ve gözlerin hedefi haline getirmeyi başaracaktır.
 

MHP için durum biraz daha komplike ve bir o kadar daha avantajlı. Son seçim sonuçlarına göre baraj seviyelerinde seyreden oy potansiyelini yükseltmek adına ve dahası Genel Başkanlık savaşında galip çıkması adına yapabileceği ve yapması gereken çok şey var Sayın Bahçeli’nin. Ülkü’cülük jargonunu düzgün kullanıp, doğrudan AKP’yi eleştirmek yerine alınan kararın yanlışlığını savunur, biraz daha damarlarda akan kanı titretecek söylemlerle çıkarsa karşımıza, Milliyetçi kesimin silkelenmesine ve kendine gelmesine yardımcı olacaktır. “Bayrak namustur” diyen bir millet için bu farkındalık, Bahçelinin her iki anlamda da yararına olacaktır.



Zira MHP’de yaşanan Genel Başkanlık yarışı için adayların da bu lisanı kullanmaları onlara fayda getirecek bir formül olacaktır. Küskünlüğü devam eden Ülkücüleri, gönül alma paydasında toplamayı başarabilen, önce partinin genel başkanı olacak, sonrasında ise partinin ülke genelinde partinin çıtasını biraz daha yukarı çıkaracaktır. Yıllardır süren ülkücü – milliyetçi sessizliği bozdurulur, ülkücüler üzerinden yol alınmaya devam edilirse, sonucun nasıl değiştiğini hepimizin görmesi mümkün.



Belli bir ideolojinin savunucuları, kendi ideolojilerini temsil eden siyasi organlardan, en az kendileri kadar savunuculuk beklerler. Şayet bir siyasi partinin sesi, üyelerin sesinden daha kısık kalıyorsa; O zaman ya ideoloji ya da savunucuları zamanla eriyip gidiyor.



Bu meyanda, Rahmetli Türkeş’in hitabetini, samimiyetini, inandırıcılığı; Rahmetli Yazıcıoğlu’nun sevecenliğini, dürüstlüğü alan kazanır. Bayrak için canını vermeye hazır olan bu milleti, sandık başında özüne döndürmenin, fabrika ayarlarına çevirmenin tek yolu, yine küllerinden doğduğumuz Bayrak ile gerçekleşebilir ancak.


Vesselam, siyaset isimler ve partiler üzerinden yürütülecek olursa, sonuç dün ne ise yarın da aynı olacaktır.

Kısacası; Dava’nın vahametini anlayan kazanır…

 

Yazı Dizisi Sonu

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET