• 3,602 TL

  • 3,784 TL

  • 143,58 TL

  • 88.531

ncekiler Sonrakiler

GIRTLAĞA KADAR SORUMSUZLUK

15 Ocak 2017 Pazar 15:09

Tarihinin en sancılı dönemlerinden birini geçiren ülkemizde tüm olumsuzluğa rağmen vatan ve bayrak kaygısı duymuyor olmamız elbette ki nimetimiz.

 

Fakat bu, bizlerin tamamen sorumsuzca davranabileceği anlamını taşımıyor. Ulus olarak son altı ay içinde birçok badireler atlattık aslında. Bürokratlarımızın kıvrak zekâsı, halkımızın delikanlı duruşu ama hepsinden önemlisi yaradanın doğrudan yana oluşu belki de en önemli kırılma noktalarıydı bu hadiselerde.

 

15 Temmuz gecesinden misalle; Tankın önüne yatmak ancak bir asil Türk milletine ve ancak yüreğinde Allah’ı taşıyabilen bir millete nasip olabilirdi. Fakat ne yazık ki içinde bulunduğumuz her vahim olaya bireysel olarak müdahil olamayabiliyoruz. Ülke ekonomisinin kırılgan seslerini hareketsizce izlemekten başka hiçbir şey yapılamıyor toplumun geneli olarak.

 

Gelir düzeyi orta – alt sınırlarda olan bir toplumda, maddi birikimin gücü yok yada yok denecek kadar az. Birikimin olmayışı,millet olarak ülke ekonomisinin sancılı dönemlerinde yaraya merhem olamamamıza sebep oluyor. Özetle; her olay 15 temmuz gibi olmuyor halk için. Her ne kadar Sayın Cumhurbaşkanı, halkı Türk Lirasına yönlendirmeye çalışsa da yastık altı paralar böylesine büyük rakamlı bir ülke ekonomisine ancak deve de kulak olabiliyor. Bu da çözüm getirmiyor.



Peki, toplum hiçbir şey yapamazken, Devletin kurumları ne yapıyor? Bütçelerine ayrılmış olan paraları kurum amirleri neden doğru ve kısıtlı kullanmıyor? Sanırım sorumsuzlukta burada başlıyor.

 

Şüphesiz ki ülkemiz yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen büyümesine ve gelişmesini devam ettirmek zorundadır. Ancak bu, bütçelerin hesapsızca kullanabilmesinin de önünü açmıyor. Vatandaş elindeki yüz doları bile bozdururken, kurum amirleri bütçeden yüzlerce dolar değerinde harcamalar yapıyor.

 

Mesela Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, kış mevsiminde ıslak zemine asfalt seriyor. Yapılmaya çalışılanın ne olduğunu anlamakta zorluk çekiyorsunuz. Öyle ki asfalt kışın serilmez, üstelik böyle zorlu günlerde hiç serilmez. İkaz ediyorsunuz, uyarıyorsunuz fakat dinlemiyorlar bile. Onlar bu işe hizmet, biz ise ihanet diyoruz. Birkaç gün ancak direnebilecek bu asfaltlar. Sonrasında yağmur suyu ile aşınıp gidecek. Sonrası malum… Yazın yine serilecek!



Mesela Tekkeköy İlçe Belediyesi, her şeyimiz tam da, bir binamız eksikmiş gibi alelacele Belediye hizmet binasını tamamlamaya çalışıyor. Görseniz, her şeyimiz tamamdı da, bir hizmet binamız eksik kalmıştı sanırsınız. Birinci amacı, halka hizmet olması gereken bir kurumda, Başkanlar, müdürler daha konforlu binalarda ve daha rahat koltuklarda çalışsınlar diye çalışılıyor oysa. Hani Allah muhafaza bugün bir savaş çıksa, hazinedeki paramızdan başka beş kuruşumuz yoktur zannımca!

 

Savaş demişken, bu anlayışı da değiştirmek lazım aslında. Her ne kadar bu kelimeyi duyduğumuzda en yakın zamanda Irak, Suriye olayları gelse de akıllara, her savaşın böyle olmayacağını da kabullenmek gerekir aslında.



2015 Temmuz ayından bu yana hız kazanan PKK ile mücadele, sonrasında güney sınırında DEAŞ, YPG tedbir hamleleri, FETÖ girişimi ve sonrasında mücadele ve müdahaleler ve son olarak Fırat Kalkanı harekâtı…



Anlamak ve görmek isteyen bireyler için bunlar şüphesiz en ağır ve en önemli savaşlardır aslında. Düşmanların hangisine baksanız, mutlaka arkasında birkaç ülke bulursunuz oysa. Bu savaş değil de nedir o zaman?



Hali hazırda Olağan Üstü Hal devam ederken ve mücadele edilen düşmanların hiç birisi tamamen yok edilememişken, sormak istiyorum kurum amirlerine; Bu sorumsuzluğunuz ne? Diye…

 

Tehdit unsuru olan bu güçlerin tümüyle mücadele kapsamında Silah, mühimmat, sevkiyat, personel ve yaşamsal giderler toplandığında, ülke ekonomisinden ne kadar büyük harcamalar yapıldığı ortada aslında. Sürekli cepten yiyen bir ülke ekonomisi, sorumsuzca davranan kurumlara daha ne kadar dayanabilir orası da muamma!



Mesela Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı halka şirin görünmek için göstermelik asfalt sermeyebilirdi aslında. Yahut Tekkeköy Belediyesi Kral dairesini aratmayan o binaya ve odalara biraz daha geç oturabilirdi mesela. Çünkü bunlar Köprü, ulaşım, liman gibi getiri özelliği olan hizmetler değil, bildiğiniz götürü özelliği olan hizmetler. Fakat sorsanız onun da bahanesi vardır bunlarda. Biliyoruz Belediye binasının yapım ihalesi ve bütçesi çok önceden belirlenmiş ve hayata geçirilmişti. Fakat ertelenebilirdi. Çünkü sen Devletsin ve senin karşında hiçbir kurum daha güçlü değildir.

 

Sorumsuzlar elbette ki sadece bu iki kurum değil aslına bakarsanız. Hatta sadece Belediyeler de değil aslında. Gerek merkezi gerekse yerel Devlet kurumlarının birçoğu bu durumda. Ama ne yazık ki bütün bunları ne görüp eleştiren halk var, ne de bu saçmalıklara dur diyebilecek bir yetkili. Bütçe verilmiş ya! Ya gösteriş olsun diye altın takarlar düğünde adama ya da yeni koltuk alırlar altlarına!

 

Birileri Belediyelerin tümüne Müfettiş göndermeli aslında. Sonra da diğerlerine. Öbür türlü Konuşsan olmuyor, sussan gönül razı değil.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI