• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

GÜNEYDOĞU’DAN NOTLAR…

28 Mayıs 2016 Cumartesi 05:19

                                               
Farkında mısınız bilmem ama artık basmakalıp cümlelerden öte geçmiyor şehit haberlerine verdiğimiz tepkiler. Korkarım ki; alıştık mı ne..?

“Şehitler ölmez, Vatan bölünmez” nidaları nasıl da yapıştı dudaklarımıza? Peki bütün bu olanların sebebi ne?

 

Kırsal da aradığını bulamayıp kentlere inen terör örgütü PKK ve onlara Türk Parlamentosunda açıktan destek veren temsilcisi HDP, bugün halk olarak bizlere birbirimize daha da sıkı kenetlenmemiz gerektiğini hatırlatmıştır. Özyönetim ilan edip vatan içinde vatan kurma hayallerini, çöken hendek siyasetleriyle, sokağa çıkma yasaklarını delme girişimleriyle ve dahası “Dokunulmazlıkların kaldırılması” hususunda Anayasa Mahkemesinin yolunu tutmalarıyla açığa vurmuşlardır. Farklı zamanlarda adına Kâh Rojava, Kâh Kürdistan dedikleri farazi özyönetimleri olduğu gibi başlarına geçmek üzeredir.
 

Bir yıla yaklaşan süreç içerisinde Güneydoğu kentlerinin birçoğunu Halep’ten, Şam’dan farksız bir görünüme bürüyen, kentleri adeta “Hayalet Şehir” gibi kevgire çeviren de HDP’nin sığ siyaseti ve onların fedaisi PKK’dır. Kent içinde kurdukları hain planlarla gerek bombalı araçlar ve canlı bombalarıyla, gerekse kalleşçe saldırılarıyla artık sivil kanı da akıtmaya başlamışlardır. 30 yılı aşkındır Kürtler üzerinden siyaset yapıp sözde Kürtlerin hakkını savundukları tezini de, yine geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da 15 ton patlayıcıyla 16 Kürt insanını hunharca katlederek bu tezi çürütmüşlerdir. Son bir hafta içerisinde Nusaybin’de  70’ten fazla PKK mensubunun silahlı kuvvetlere teslim olmaları sonrasında verdikleri ifadeler de yine bu alçaklığın gerçek yüzünü gözler önüne sermektedir.

 

Birkaç yıl önce söz dalaşına girdiğim bir PKK sempatizanının; “PeKeKe bizlerin hakkını savunmaktadır. Onlar bizlerin hakkını savunmak için nefsi duygularından dahi vazgeçerek, insani tüm ihtiyaçlarını bir yana bırakarak mücadele için dağlara çıkmışlardır” sözünü tekrar hatırlamama vesile olan bir beyanat da birkaç gün önce Nusaybin’de teslim olan bir kadın teröristin itiraflarıyla gelmiştir. Terör örgütü mensubu kadının; “Tacize uğradım, tecavüz edeceklerdi, içlerinden birisi çıkıp yaşı küçüktür yapmayın dedi. O sayede kurtuldum. Fakat çok kez tacize uğradım” sözleri kimsenin kimse için hiçbir şeyden feragat etmediğini göstermektedir.


Sözde bir dava için dağa çıktıklarını iddia eden bu yapılanma, yine kendi dava arkadaşlarına tecavüz etme girişiminde bulunuyorsa, bahsettikleri o davanın bile içinin boş olduğunu kendileri bizlere bizzat göstermektedir. Zira yaşı küçük diye tecavüzden vazgeçen zihniyetin, uygun yaşlardaki diğer dava arkadaşlarına sayısız kez tecavüz ettikleri gerçeğini ortaya koyan bir diğer delil ise, dağda terk edilmiş PKK sığınaklarında bulunan kutularca prezervatif ve Doğum kontrol haplarının unutulmuş olmasıdır.
 

Bu çelişki beraberinde bir ikilemi de doğurmaktadır. Ya, PKK’ya destek veren Kürtler örgütün gerçek yüzünü bilmiyor ve hala dava yalanına inanıyor ya da bu gerçeği bilerek destek verip ihanete ortak oluyorlar.
 

Son günlerde Diyarbakır ilçeleri başta olmak üzere, Şırnak kökenli aşiretler, Nusaybindeki sivil halk ve Güneydoğu’da yaşayan Kürt halkının büyük bir çoğunluğunun Türkiye Cumhuriyeti askerlerinin yanında saf tutması, HDP’nin ayak oyunlarına ve kışkırtmalarına kanmaması, bölge insanının PKK’nın ne denli adi bir yapılanma olduğu gerçeğini öğrendiklerini göstermektedir.
 

Hal bu iken; yazımızın da başında belirttiğimiz gibi, kırsalda umduğunu bulamayarak kentlere inen ve kanlı saldırılarını buralarda gerçekleştirmeye başlayan Terör örgütü, halkın desteğini göremediği için oldukça zor duruma düşmektedir. Yapılanmasında ki birçok üyesinin gerek çatışmalarda öldürülmesiyle gerekse teslim olmaları nedeniyle sayıca çok azalarak panik psikolojisine düşmüşerdir. Örgüt içerisinde yaşanan bu panik havası onları eylem yapma noktasında biraz daha gözü kara olmaya mecbur kılmaktadır.
 

Bu bağlamda; Bölge de iyice köşeye sıkışan terör örgütü mensuplarının dikkat dağıtmak ve hedef şaşırtmak için farklı şehirlerde kanlı eylemler yapmaları da ihtimaller dahilinde olası bir durumdur. İşin bu noktasında gerek Emniyet’in gerekse Askeri kanalların istihbarat servisleri olası her hamleyi en ince ayrıntısına kadar değerlendirirken, halk olarak bizlere de burada ödev düşmektedir.
 

Halk olarak yapılması gerekenlerin “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” nidalarından bir adım daha ötesinde olduğunu kabullenip gerek gözlem gerek ihbar anlamında kolluk kuvvetlerine katkı da bulunması gerekmektedir. Çevremizde olan biteni gözlemlemeyi alışkanlık haline getirilip, şüpheli durumlar emniyet kaynaklarına servis edilebilirse, halk olası faciaları önleyerek ödevini yerine getirmiş olacaktır.



Ayrıca; Ülke siyasetinde doğrudan yahut dolaylı “Hendek Siyaseti” içinde yer alan ve dokunulmazlıklarının kaldırılmasına itiraz eden siyasi partilerin de ülke huzuruna ayak bağı olduğu bir gerçektir. Kendi ideolojik çizgisinden uzaklaşarak, menfi ve keyfi adımlarla siyaset gündemini meşgul eden bu siyasi partiler için Genel Başkan değişikliği ve çizgi ayarı yapılmasının şart olduğunu düşünüyorum. Zira hem kırsalda hem mecliste kör ideolojinin kısır ürünleriyle zaman kaybeden hükümet partisinin daha refah bir Türkiye için Başkanlık dönemine en kısa zamanda geçeceğini de öngörüyorum.


Mevcut tabloya bakılırsa; Atatürkçü vizyonundan uzaklaşıp hendek siyaseti ile yoğrulan CHP için HDP’nin aynası demek uçarı kaçmayacaktır. Parlamentonun içi küflü fikirlerle dolu iken gerek terörle mücadele noktasında gerekse daha üretken bir Türkiye adına Başkanlık sistemi kaçınılmaz olacaktır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET