• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

SOĞUK SAVAŞ

07 Haziran 2016 Salı 13:11

Söz birkaç gündür hazır Belediyelerden açılmışken, şu Belediyeler mevzusunu bir bir açıp irdeleyelim. Hatasız ne bir kul ne de bir kurum olmaz.

 

Halk dediğin ise, gerek vatandaşlıktan doğan haklarını gerekse seçmenlikten doğan haklarını sonuna kadar kullanıp, “seçtiklerim ne alemde?” diye sormalı, sorgulamalıdır…

 

Hizmet noktasında taşrasından metropolüne kadar eksiklikler herkesin malumu iken, resmi mercilerden umulan o dur ki; Vaktin nakit olduğunun idrakine varılarak zaman kaybetmeksizin halka faydalı işler sunmalarıdır. Teorikte bunun böyle olduğu açık iken, pratikte ne kadar karşılık bulduğunu ancak irdeleyerek görebiliriz.



Sadece Belediyelerle sınırlı kalmamak üzere, birçok kamu dairelerinde ilk önce iç yapılanmalar başlar. Koltuğu ısıtanlar kalkmamanın, henüz ulaşamayanlar ise bir koltuk sahibi olmanın savaşını verirler. İşte bu noktada da soğuk savaş başlar. Develerin güreşinde ezilenin her daim çimenler olduğu gerçeği var iken, biz isteriz ki bu güreşlerde ezilen çim olmasın. Şayet çim ezilecekse, o halde o zeminin de hakkı verilmeli, er meydanında adilce güreşilmelidir. Gittiği yere kadar…

 

Kimseyi “Töhmet altında bırakmadan” belirtmeliyim ki; İç savaşlar, halka hizmeti hep geciktirir. Kurum, ekibiyle bir bütün iken, şayet kafalar “Şahsi Mevzular” için meşgul edilirse, halka hizmet durma noktasına kadar gelir ki; Bu da bu ekibin kazancına asla olmaz. Bu nedenle yapılanma, koltuktan aldığı gücü şahsi işlerine değil, mesul olduğu işlere kullanmalıdır.

 

Herkes herkesten hesap sorabilir. Verecek bir hesabı olanlara ne mutlu, fakat kimse dokunulmaz, ulaşılmaz değildir. Halk yasal haklar çerçevesinde herkesten makul ölçülerde hesap sorabilir ve bunun karşılığında “Özür” borcu da bulunmaz.

 

Yıllar yılı, Resmi kurumlar içerisindeki atamalar, işe gitmeden maaş alanlar, ihaleler ve hatta yolsuzluk yapanlar efsanesi konuşula durur. Böyle kât-i bir mevzunun varsayımı olmaz ve kimse bu konuda delil olmadan bir ötekini suçlayamaz. Lakin; Her sorunun bir cevabının olduğu bu evrende hiçbir şey de gizli kalmaz, varsa çıkar.

Niyet olarak kimsenin ardını arkasını kurcalamak niyetinde değiliz, “Herkes işini yapsın, yeter!” Fakat illa da güreş deniliyorsa; Amaca ulaşan her yol mübahtır…

 

Halka hizmet noktasında etkin rol oynayan il ve ilçe belediyelerinin bu hususta dikkatli olmaları gerekmektedir. Hizmetin doğrudan halka sunulduğu bir kurum olan Belediyelerde, asla şahsi ve menfi dalaşmalara mahal vermeden hizmet halka doğrudan iletilmelidir. Koltuk ve çıkar uğruna, hatta başka hususlar uğruna hizmet aksatılmaya gelmez. Hizmet alamayan seçmen, böyle bir durumda elbette ki bunun hesabını sorar.


Bu meyanda, herkes işine bakmalı, kimse kimseyi engellemeye çalışmadan üzerine düşeni yapmalıdır. Belediyeler başta olmak üzere, bütün kamu kurumlarının asıl sahibi “Halktır” ve geri kalan herkes belirli süreli “Emanetçidir”

 

Konu bu kadar elzem iken, hacmi, cismi o kadar da büyük olmayan icraatlar halka hizmet diye sunulmamalı, vizyonlar en az yirmi yılı kapsayacak şekilde projelere dönüştürülmelidir. Bilhassa Belediyelerin, Zabıta Müdürlüklerinden, Kültür İşlerine kadar her birimi kendi alanında hassasiyetle çalışarak proje üretmeli ve doğrudan halkın hizmetine sunmalıdır.


Belediyeler; Kentler olduğu, Kentler ise; İnsanlar için var olduğu sürece bu söylediklerim böyle devam edip gitmelidir. Kamu dairesi içerisinde, her birey sorumlu olduğu işe bakarak, eylem noktasında etkin olabilirse, ancak o zaman başarıya ulaşacaktır.



Öbür türlüsü develerin güreşinden farksız olmayıp, bu defa ezilen asla çim olmayacaktır. Er Meydanlarının tek sahibi Halk’tır ve halkın hakkı hassastır…

Sevgiyle…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET