• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

SATRANÇ BİLİRMİSİNİZ ?

14 Aralık 2015 Pazartesi 10:47

Satranç oyununu çoğumuz biliriz.

Dikkat, sabır, zeka ve rakibi iyi tanımak oyuncunun isabetli hamle yapabilmesi gerekli şartlardandır bu oyunda. 

 

Günümüzde bir ülkenin diğer ülkelerle olan ilişkilerinin ülke menfaatleri doğrultusunda sonuçlanması için atılacak adımlar sıralamasının satrançtan hiçbir farkı yoktur. Buna siyasi satranç adını da verebiliriz.

 

Subayların askeri strateji alanında gelişmesi için bu dersin askeri okullarda zorunlu olarak teşvik edildiği bilinmektedir.

 

Siyasal bilgiler fakültelerinde satrançın teşvik edilip edilmediği konusunda fazla bilgim yok ama eğer teşvik edilmiyorsa “eksiklik” olduğunu söyleyebilirim.

 

Siyasi satranç’ın bildiğimiz satrançtan hiçbir eksiği olmamakla birlikte fazlalıkları vardır.

 

Her kayıp büyük zararlar getirir ülkeye. Kısacası risk çok büyüktür.

 

Devleti yönetenlerin karşılaştırmalı tarih, ekonomi, hukuk ve rakip/müttefik ülkelerin çıkar ilişkilerini, kısa ve uzun vadedeki hedeflerini de  çok iyi bilmesi gerekir.

 

Ayrıca  kendi toplumunun kültürünü, dilini, sanatını, alınganlıklarını, önyargılarını, güçlü ve zayıf yanlarını çok iyi bilmeleri yetmez. Diğer toplumlarında  aynı özelliklerinin yanında ve liderlerinin karakterlerini, zaaflarını, karar alma mekanizmalarındaki süreçleri ve siyasi denge yapılarını da iyi bilmeleri gerekir.

 

Rakip toplumlarla ilişkileri koordine eden bilim dalına diplomasi, bu işi yapanlara da diplomat adı verilir.

 

İlişkilerin ülke menfaatine uygun sonuçlanması ve iç/dış güvenliğin sağlanması için gerekli olan bilgilerin toplanmasına genel anlamda “istihbarat çalışmaları” adı verilir. Bu alanda ahlak kurallarının hiçbir geçerliliği olmadığı gibi bilgiye ulaşmak için akla gelebilecek her şeyi yapmak ama yakalanmamak işin esasını teşkil eder.

 

Durup dururken satranç dersi vermek değil tabii ki maksadım.

Yıllardır diğer ülkelerin Türkiye aleyhine attıkları her adıma karşılık vermekle geçiyor ülkemizin mesaisi.

Bu durum son 5-6 yılda tiyatro eseri izlenir gibi gözle görünür hale geldi.

Birkaç adım sonrasını düşünme fırsatını hiçbir zaman  tanımıyor rakiplerimiz.

Anlatmak istediğimiz siyasi satranç tam da budur işte.

Önce kendini tanıyacaksın, sonra rakiplerini.

Ve güçlü olacaksın ki oyuna gelmeyesin. 

Daha nasıl anlatalım ülkemizin hali pür melalini..

…………..

Dünya nüfusunun %0.48'i dünyanın gayrimilli hasılasının %44'ünü alıyormuş bu yüzden Türkiye adaletsiz gelir dağılımının düzelmesine öncülük edecekmiş.

 

Bunları söylüyor ümeradan biri.

Herhangi bir aydın, entellektüel veya vatandaş insanları bilgilendirmek, harekete geçirmek veya aktivist eylemler için zemin oluşturmak amacıyla bu tür laflar söylese anlayışla karşılanabilir.

 

Benzer kanaatte olan ben dahil her milletten sayısız insan ve sayısız yayın var dünya üzerinde.   

Ama bir ülkenin yöneticilerinden biri bunları söylediğinde "hop, biraz kenardan gel" demek lazım gelir..

Dünya pastasından gerektiği kadar pay alamadığını düşünen ülkelerden birinin (Türkiye dahil) yöneticileri böyle bir söylemde bulunduğunda bunun tercümesi "bize daha fazla verin"'dir.

 

Tabii daha fazla almak için de "hak verilmez alınır" felsefesi gereğince "güçlü" olmak ilk şarttır.


Öyle adaletle falanla filanla hiç bir ilgisi yoktur bu işin.


Ütopik düşüncelerle devlet idare edilmeye çalışıldığında eldeki küçücük pastadan olunabileceği gibi ortada idare edilecek bir devlet de kalmaz.


……. 


Ne diyorduk

Satranç oynamak ciddi iştir.

Attığınız her adımın arkasında güçlü bir desteğiniz olmalı.

Yoksa oyuna girdiğinize de gireceğinize de pişman olursunuz.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET