• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

7 HAZİRAN VE ÖLÜ TOPRAĞI

03 Temmuz 2015 Cuma 19:39


Tarih tekerrürden ibarettir sözü küçükken bana çok doğru gelmezdi. Düşünürdüm hep nasıl yani olur bu iş? Ama bakıyorsunuz milletlerin geçmişine hep aynı şeyler yapılmış aynı yollardan gidilmiş, aynı tepkiler verilmiş, aynı yanlışlar yapılmış, aynı bedeller ödemiş. Ama gene bakıyorsunuz hiç kimse bunlardan ders almamış. 


Türkiye siyasetine baktığınızda da bunun örneklerini görmemek mümkün değil. Tarihte tanzimat modernleşmesi olarak da adlandırılan, “yenilik” adı altında Osmanlıya nüfuz etmiştir. Ne kadar da Abdulhamit döneminde gerileyedursada, İttihat ve Terakkiler 10 yılda Osmanlıyı parçalamaya yetmişlerdir.


Bakınız şimdi ki duruma aynı yollarla ülkemin üzerindeki oyunlar aynı bu yolda ilerlemektedir. Herkes birbirini suçlamakta bir rehavet ortamı oluşmaktadır. Abdulhamit’in itibarsızlaştırması aynen bugünde İttihat ve Terakkilerin uzantıları kişiler ve gruplar tarafından ülkede yapılmaya devam etmektedir. 


Yeni dünya düzeni (!) adı altında dünyanın nimetlerini kendi halklarına ulaştırmaya çalışan devletler, yıllardır aynı şeyleri yapıp dururlar. 
Gelelim şimdi bizim siyasete bunların etkilerine…
Güç zehirlenmesi Türkiye gibi seçimle başa gelen partiler için çok tehlikelidir. 
Güç zehirlenmesinin en önemli yan etkisi de o siyasi partinin ölü toprağının serpilmesi gibi rehavete kapılmasıdır. 
Bunun en güzel örneğini 7 Haziranda yaşayarak gördük.
Teşkilatları burnundan kıl aldırmayan yöneticilerle ve ulaşılması güç kişilerle dolu olan, insanları hor gören,bu teşkilatları kurmuş ve yönetimlerde bulunmuş kişilerle bırakın istişare etmeyi onları görmekten bile rahatsızlık duyan bir grup insanın, seçim sonuçları sonrası pişkin pişkin biz başarılıyız, bakın “o bunu yapmasaydı, bu bunu yapsaydı” gibi çözüm odaklı olmayan cevapları bu rehavetin bir sonucudur.  
Aslında seçmen cevabını sandıkta vermiştir. Belki yumruğu fazla kaldırdı, belki de kuvvetli vurdu ama mesaj gayet açık ve netti. 
Yapmıyorsunuz, kendinize çeki düzen verin dedi. 
Ama görünen o ki bundan kimse bir mesaj almamış. 
O iftar senin bu teravih benim halen gezip dolaşıyorlar ortalıkta. 

Birisi de çıkıp demiyor ki kardeşim. Bu düşüsün sorumlusu benim. Ben yapamadım. Beceremedim. Partimin önünü açıyorum, ben bu şehirde, ülkede sorumluluğumu bilen birisiyim” demedi. 

Mesaj yerine ulaşmamış, bir ders alınmamış. Rehavet devam etmekte. Herkes koltuk sevdasını devam ettirmekte.Ölü toprağını atma gibi bir dert yok…

Bu durumda bize de Allah yardım etsin demekten başka bir şey kalmıyor…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET