• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

KANTİNCİ GELDİ HANIM!

21 Mart 2016 Pazartesi 06:55

Samsun Eğitim Araştırma Hastanesinde babamın rahatsızlığı nedeniyle refakatçı olarak kalma durumum oldu. Öncelikle Genel Cerrah Operatör Doktor Ömer Faruk Bük’ün başarılı ameliyatı sayesine de ve espirili kişiliği ile babamın iyileşmesine çok yardımcı olduğu için teşekkürü bir borç biliyorum.

 

Ayrıca görevli hemşirelerin ilgisine, hasta bakıcısından temizlikçilerine kadar gösterilen ilgi hiç eskisi gibi değil. Hepsi anlayışlı ve ilgililer. Bu manada hepsine tek tek teşekkür ederim.

 

Odalardaki buz dolaplarından, televizyonlarına kadar otel havasında bir hastane olmuş. Giriş çıkışlarda olan kavgalar bitmiş. Hasta yakınları da anlayışlı olarak gelip hemen çıkıyorlar. İnatlaşma yok, güvenlikler hadi ziyaret saati bitti demiyorlar. Tuvaletlere kaçan hasta yakınları yok. Vizite saatlerinde dışarı kovulan refakatçiler bile kalmamış bu hastanede. Genellikle özel hastanelerde tedavi olduğumuzdan devlet hastanelerine karşı hep bir uzaklığım mevcuttu. Lakin gördüğüm kadarıyla bir çok özel hastanede olmayan rahatlık araştırma hastanesine koyulmuş. Refakatçiler için konulan koltuk bile konforlu. Yatak haline bile geliyor.

 

Gelelim asıl mevzuya!

Öncelikle bunları yapıcı eleştiri olarak görmenizi temenni ediyorum.

İyi şeylerinde olduğu yerde olumsuzlukları da söylemek gerekir.

Refakatçi olduğunda kişi belki daha subjektif bakabilir olaya. Lakin bu kadar güzel bir yapının içinde bu tarz olumsuzluklar insanın gözüne çarpıyor. Söylemeden de edemiyor.

Olaylara objektif bakmak için ve profesyonelce bir yazı yazmak için elimden geleni yapacağım…

İnsanların asli ihtiyaçları olan yiyecek ve içecekler manasında bu hastane benden 100 üzerinden de 1000 üzerinden de sıfır aldı.

İlk olarak sabah öğlen akşam verilen yemekler hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Sabah kahvaltısı genel manada daha iyi diğer öğünlere göre. Lakin çeşitlenebilir bir menü olabilir. Öğle ve akşam yemekleri tam bir facia. Soğuk, pişmemiş, tatsız tuzsuz. Aslında çok şey yazmak istiyorum ama vicdanım el vermiyor. Yani hizmetin sınırsız olduğu bir hastanede bu yemekler hakkında acımasız şeyler yazmıyorum.

Daha bitmedi canım!

 Hani dediniz ki!

 Ben bu yemekleri sevmedim. Yiyemedim. Kantinden bişeler yiyeyim. İşte bittiğiniz an o andır!

Açsınız her şeyi yiyebilirsiniz. Ama yiyecek 3 5 simitten başka bir şey yok. Hastanenin içi ve dışı seyyar kantinlerle dolu. Her köşe başında bir çay makinesi. 3 5 simit bir kaç markalı markasız bisküvi, elma, muz vb. el arabalarının üstünde, ne kadar karşı olsam da sigaraya, içen hasta yakınlarının oturacakları mekanın içinde bile çay kazanı var. Yani her yerde bir sürü seyyar kantin mevcut.

 

Hele bir de kantini görmek lazım. İçler acısı durumda. Markalı meyve suları sanki bulamamışlar gibi. Bir sürü markasız şey mevcut. Fahiş rakamlara karnınızı yarım yamalak doyuramıyorsunuz. İnsanları soğukta kantine zorlamakta nasıl bir mantıktır bilemedim. Hastane içinde kantin olmayacaksa bari gidildiğine değer bir yer olsun. Dışarıda olan bir koskoca araştırma hastanesinin kantininde tavuk döner, et döner, kaliteli yiyecekler neden yok anlam veremedim.

 

Konuştuğum personeller dahil bu konudan çok şikayetçi.

 

Birde şu katları, servisleri dolaşan seyyar satıcılar yok mu onlarda ayrı bir handikap. Eğer kantini gerçek bir kantin gibi yönetilirse, rakamları fahiş değil de makul rakamlarda tutarsalar bu tarz ihtiyaçlar için hastalar dışarıya muhtaç bırakılmaz. Bunlarda prim yapamaz o zaman. Çantasını kapan geliyor. Kapıyı açıp soruyorlar. Hastane burası, herkese her yerimizi göstermek zorunda değiliz. Müsait oluruz olmayız.

 

Dolaysıyla her şeyin iyi olduğu bir yerde bu tarz olaylar sütteki sinek gibi görünür ve mide bulandırıyor.

 

Bir an önce düzeltilmesini, hastaların her manada kaliteli bir yaşam sürdüren hastane olmasını diliyorum. Markalar sadece firmalarda olmaz, şehirlerde olur, kurumlarda olur, hastanelerde olur. Kaliteli hizmet, hem personeller açısından iyi bir çalışma alanı hem de hastalar içinde moral olur.

 

Samsun Eğitim Araştırma Hastanesinin “Marka Hastane” olmasını diliyor, siz sevgili okurlarımı saygıyla selamlıyorum…

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET