• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

YALAKALIK, SİYASET VE İNSAN ÜÇGENİ

22 Eylül 2014 Pazartesi 12:14

Türk siyaseti bu yaklaşım tarzına uzak değil aslında…

Yalakalık = Dalkavukluk

Dalkavukluğu bir yaşam tarzı belirlemiş kişilernedense siyasetten uzak yaşamayı bir türlü beceremiyorlar.Böylece birbakıyorlar ki siyasetin kucağında bir oraya, bir buraya sallanıyorlar.Yaptıkları ülkeye vatana hizmetten çok keseye, cebe hizmet.

Aslında politika dürüst insanların sıradan, olağan birişi olmalı. Siyaseten makam ve mevki sahibi olan birisi bu makamı ülkeye hizmetiçin kullanmalı. Bu ülkeye ve millete hizmeti kendine bir amaç olarakbenimseyen ve siyasi kurumları bu amaca ulaşmak için araç olarak kullanan birsiyaset adamının zaten bizden herhangi bir farkı yoktur. Kendisininde zaten bizdenfarklı olduğuyla alakalı bir düşüncesi yoktur. Ben böyle siyasetçilerinolduğunu biliyorum. Ama kendini ulaşılmaz görenleri de biliyorum. Bu kendiniulaşılmaz kılanların o makamlar kaybolduktan sonra neler yaptığını dagözlüyorum. Bu anlamda, bu kişileri ulaşılmaz kılanların dalkavuklar olduğunuanlamamak mümkün değil.

Siyasi yalakalık limitleri o kadar yükseldi ki artıksınır tanımaz oldu. Yoğurta siyah, geceye beyaz diyenleri bile görebilirsiniz.“Padişahım çok yaşa” deyimi Osmanlı’dan bu yana bu kadar kullanılır olmamıştı.Makam mevki, insanları bu kadar küçük duruma düşürmemişti. Gönüllü şakşakçılartüredi artık. Eskiden o mevkilerde olan insanlar bunları yanlarında beslemez,ilk fırsatta gönderirlerdi. Ama artık devir değişti “kral çıplak” diyen kendinisokakta buluyor.

Bir yazıda okumuştum, ne güzel demişyazar;

“Yalakalık, kademeli bir sistemiçinde yürür. En tabandakilerin görevi alkıştır, “memleket seninlegurur duyuyor” sloganını en yüksek perdeden söylemekle başlar. Birsonrası, aynı karede fotoğrafa girebilmek,  övgü dozunuartırıp, el-etek öpme fırsatı doğdukça daha çok eğilmek ve günü geldiğinde deöpmek faslından yalama faslına ulaşmak!”

Zor zanaat bu yalakalık…

Bu öyle gururlu, şerefli kişilerinyapacağı iş değil.

Hem sağlık sorunları falan çıkartır.İnsanı bel fıtığı yapar animallah, eğil kalk eğil kalk, bu da bel kardeşim biryere kadar…

Aslında önemli olan soru buradadalkavukluğun, bir kimlik sorunu mu yoksa bir kişilik problemi mi olupolmadığıdır. Bence bir kişilik sorunudur. Kişiliği olan bir kişi kimliğinikendi kazanır. Kişiliğine göre şekil alır kimliği.  Kimileri bu yaptığınıbir görev olarak gördükleri için kendilerini herhangi bir kategoriye sokmazlar.Onlar bunun yapılması gerektiğini düşünür öyle hareket ederler.

Bunların sayıları seçim arifelerinde,seçimin hemen sonrasında, atama zamanlarında, ihale önlerinde birden çoğalır.Seçilen kişi bile bunun nasıl olduğunu anlayamaz. Bir bakar o güne kadar onunlaberaber çalışan ekip kaybolmuş, yerine hop bu ekip gelmiş. Tabi zaferin verdiğirehavetle ve şakşakçıların çokluğuyla bu ekip size gerçek olanı değil, olmayanıgösterir. Sizde çalışıyorum diye düşünürsünüz. Sonra bir sonraki seçim zamanıgelir bir bakarsanız. Kaybetmişsiniz, o ekip gitmiş. Sizle çalışan ekipte yok.Ee kalmıştırsınız yalnız. Kendinizi vurursunuz dağlara taşlara. Ama ne fayda, çoktanunutulmuşsunuzdur.

 

Allah kimseyi ne dalkavuklukla imtihanetmesin, kimseyi de dalkavukların yüzünden bu hallere düşürmesin. (Amin)

Bu durumu anlatan güzel sözle bitirmeli yazıyı :

“Dizüstü yaşamaktansa, ayakta ölmeyi tercih ederim”

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET