• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

GEÇEN HAFTA NE DEMİŞTİK ?

31 Temmuz 2011 Pazar 12:09

 

Sayın Başbakanın söylemediği, devlet adamlığı gereği açığa vurmadığı o kadar ciddi sorunlar vardı ki, bunların hall-ü faslı ancak bir ustalık dönemi iktidarında sağlanabilirdi. Nitekim, hemen her gün bir yenisini yaşadığımız gelişmeler bunun açık bir tezahürü değil mi ?

2001’de siyaset gemisinin kaptan köşkünde ,” vira bismillah!...” dediği o anda ve Afyonkarahisar toplantısında verilen mesajların başında; “Dikleşmeden dik durmak…” sözü, “ ne anlama geliyordu “’nun ifadesi bugün yaşadıklarımızdır. Öyle şeyler yaşıyoruz ki, dün hayalini dahi yapmak, hayal ve beyin okuyucularının, niyet sorgucularının “acaba oltasına mı takılır ?” endişesiyle hayal dünyamızda bile yaşayamadıklarımızı gerçek dünyamızda yaşıyoruz. Hem de her şey “ Tereyağından kıl çekilir gibi…” halledilebilen bir seyir içerisinde çözülüyor ve çözülmeye de devam edecek inşallah!..

İçte güven ve istikrarı sağlamak, kurumlar arası sevgi ve barış ortamını tesis ve temin etmek siyasi iktidarların birinci görevi olmak durumundadır. Bugüne kadar siyasi iktidarlar, devlet oligarşisinin arzu ve talepleri dışında icraat yapamaz veya onların lütfen ve keremen, o da göstermelik müsaade buyurdukları kadar sandığın taleplerini yasama ve yürütmenin icraatlarına yansıtabilirlerdi. Şimdi ise, o ilk yola çıkışımızdaki meşhur sloganımızda yer bulan; “Hiç bir şey eskisi gibi olmayacak!..” gerçeğini, inanılamayacak bir düzeyde yaşamaya başladık.

Hatırlarsınız eski Jandarma Genel Komutanı, Mitçi Teoman Koman Paşa’yı, Susurluk soruşturması çerçevesinde ifadeye çağrıldığı Meclis Araştırma Komisyonuna değil ifade vermek, gelme tenezzülünde dahi bulunmamıştı. Bunlar çok uzak zamanın anıları değil, daha dün denecek kadar yakın geçmişimizde yaşanan hadiselerdi.

Bugün gelinen nokta sivil irade, demokrasi ve hukuk sistemimizin, kanun ve özellikle hukuk karşısında herkesin eşit olduğu gerçeğinin açık bir tezahürüdür. Makamı, mansıbı, serveti, şöhreti, ünvanı, rütbesi ve hulasa dünyevi edinebileceği ne kadar payesi varsa hiç birinin, bu değerlere sahip olmayanlara karşı kişiye bir rüçhaniyyet kazandıramayacağı gerçeğini artık herkes belleğine hiç silinmeyecek şekilde nakşetmelidir. Eskiye ait olan bilgi, ilgi varsa eğilim ve yönelimleri de resetlemelidir.

Başta sayın Genel Kurmay Başkanımız olmak üzere, emekliliğini isteyen kuvvet komutanlarımız, meslek hayatlarında verdikleri hizmetleri nedeniyle daima takdir ve şükranla, tıpkı selefleri gibi yad edilmeyi hak edebilecekleri gibi, varsa icraat, tutum ve eylemlerinde hata ve ciddi kusurları, bedel ödeyen her vatandaş gibi bedelini de ödeyebilmelidirler. Ne siyaset ve ne de hiçbir kurumun durumdan vazife çıkarmaya hakkı yoktur. Hukuk ve kanunlar karşısında boynunun kıldan ince olduğu bilincini kavramaya ihtiyacı vardır.

YAŞ kararları öncesi dünden beri yaşananlar yasalarımız çerçevesinde cereyan eden şeylerdir ve çok da tabii hadiselerdir. Tabii olmayan, geçmişte alışık olduğumuz, o menfi ve adeta kanıksadığımız olaylardı. Nitekim aynı refleksin muhalefet partilerinde tezahür etmesi, hem CHP, hem de MHP’nin garip açıklamalarda bulunması, akıllarınca hayallerinden geçen o en olumsuz tabloda “ kendimize bir yer bulabilir miyiz ?” yaklaşımından başka bir şey olmasa gerek. Batı ülkelerindeki demokratik normlar nasıl işliyorsa artık Türkiye’ de buna alışmak zorundadır. Her ne kadar bir kısım partiler ve kurumlar bundan rahatsızlık duysa da artık bu yolun dönüşü yoktur. Türkiye İnşallah gün be gün daha iyiye, daha güzele kavuşacak, daha müreffeh, demokratik hukuk devleti olma yolunda ilerleyecektir.

Bir ağustos Pazartesi hem mübarek Ramazan-ı Şerife giriyoruz, hem de yeni ama yepyeni bir dönemin Yüksek Askeri Şura Toplantısını izlemiş olacağız. Bu dönemin ramazan kadar hayırlı, feyizli ve bereketli geçmesi en kalbi temennimizdir. Bu ramazan ve duaları kabul olunanlar vesilesiyle C.Hak’dan ülkemizin huzur, barış, sevgi ve kardeşliğinin daim olmasını, huzura, barış ve kardeşliğe zarar vermek isteyenlere de fırsat vermemesini diliyoruz.

Cezaevlerinde tutuklu ister asker, ister siyasi, ister sivil, ister spor dünyasından kim olursa olsun bir an önce haklarında adil yargılama sonucu suç ve suçsuzluğuna göre, karşılığına bir an önce kavuşmaları da en büyük dileğimizdir. C.Hak, bir gün dahi olsun o mekanlarda hiçbir insanı haksız yere alıkoydurmasın!.. Zulmedene suçu mukabili ceza vermemek de zulümdür, cezayı müstelzim hiçbir kusur ve günahı olmadığı halde cezaya maruz kalmak da zulümdür.

İnşallah önümüzdeki günlerde daha sık Ramazanla ilgili yazılarımızla beraber olacağız. Tekrar ülkemizde yaşanan bu yeni sürecin ve Ramazan-ı Şerifin hayırlı olmasını diliyor ve sizleri ramazanla ilgili bir şiirimle baş başa bırakıyorum.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET