• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

MİLLİ TAKIMIN HAZİN MANZARASI !

12 Kasım 2011 Cumartesi 12:31


 
Milli futbol takımımız 11-kasım 2011 akşamı İstanbul’da Hırvat milli takımıyla yaptığı maçta beklenmedik tarihi bir yenilgi alarak, milli gurur ve onurumuzu rencide etmiştir.
 
Ülkemizde; adeta bir karabasan gibi üst üste yaşanan terör belasında 24 şehidimizin ardından, Van ve Erciş depremleri ve arkasından daha dün yaşadığımız ikinci artçı depremin kayıplarının hüznünü, acaba yüzümüzde bir tebessüme çevirebilirler mi diye, üst üste gelen olumsuz medya haberleri arasında çok daha olumsuz diyebileceğimiz, bırakın birkaç dakikalık sevinme ve tebessümü, gönlümüzü tamamen karartan ve elem üstüne elem katan bir tabloyu yaşadık. Milli takımımız adeta dökülmüş, Van’daki Bayram Otelin enkazından çıkarılmış bir tablo sergiliyordu.
 
Hırvat kalesinde ne birinci, ne de ikinci devrede en küçük bir tehlike oluşturamayan milli takımımızın oyuncuları adeta teshir edilmiş (büyülenmiş), bir türlü kaleyi karşıdan görüp şut çekme şansı yakalayamadılar. Ne kaleci Volkan, ne de diğer futbolcularımızın performansı bana göre gerçek kabiliyet ve yeteneklerini ortaya koymuyordu.
 
O zaman ortada bir sıkıntı var. Hem de çok büyük bir sıkıntı… Takımın hocası..Bu takım bu hocayla asla yürüyemez ve yürümemelidir de.. Hiddink, milletimizi duygusal olmakla suçlamaya kalkışıyor.Daha işin sıcağı-sıcağına, hemen akabinde bu suçlamayı yaparken, yönettiği ve hocalığını yaptığı takımın Türkiye’de her hangi bir takım değil, milli rengimiz ve bayrağımızı, ay-yıldızlı armayı taşıyan, yani milli bir takım olduğunun farkında bile değil!...
 
Ona, pasaportunu cebine, gidiş biletini de kesip eline verecek bir federasyon iradesi gerekiyor. Şayet Futbol Federasyonumuz (ki, şike iddialarında bana göre çok yalpalamalar, tutarsızlıklar ortaya koymuştur) bu iradeyi gösterecek konumda değil, o kararlılığı gösteremeyecekse, Gençlik ve Spor Bakanımızı bu konuda kararlılığa davet ediyorum . Allah aşkına bu adamın benim milli duygularımla ne alakası var!... O adamın derdi ay ve gün hesabı alacağı para, hayat,rahat ve konforudur. Evet, Hırvat takımı güçlü olabilir. Ancak bu ülke dünya üçüncülüğü almış bir milli takımı, milli ve yerli olan bir hocayla sağlamıştır.
 
Mevzuatta bilmiyorum önleyici bir hüküm var mı- yok mu? Ancak ne olursa olsun, nasıl milli takımlarda yabancı oyuncu oynatılamıyorsa, yabancı hoca da milli takımımızı çalıştıramamalıdır. Yoksa yasada önleyici tedbir alınmalıdır. Yardımcı antrenör, hoca olabilir, ancak takım hocalığına hiçbir yabancı getirilmemelidir. Bu önerim sadece futbolda değil, tüm spor dallarında böyle olmalıdır. Bu aynı zamanda kendi insanımıza değer vermenin de bir gereği değil mi?
 
Benim asla bir spor otoritesi olmadığım ve böyle bir iddia içerisinde de bu yazıyı yazmadığım bilinmelidir. Yetmiş dört milyonluk vatan evladının hissettiği ne ise sıradan birisi olarak bu duygularımı hem okurlarımla, hem de ilgililerle paylaşmak istedim,hepsi o kadar.
 
Efendim, Salı günü akşam millilerimiz rövanşta ve Hırvatistan’da bir (mucize demiyorum, çünkü mucizeler sadece peygamberlere has ve Allahın lütfuyla ortaya koydukları insan idrakının fevkindeki olaylardır) olağan üstü performans sergiler, Hırvat milli takımının bize tattırdığı acıyı misliyle onlara tattırabilirler mi ? Bu, kelami tabirle mümteni(imkansız) değil, çok tabii mümkündür. Hani Ebu Hanife’nin tabiriyle; “ Hümü’r-Rical, nahnü’r-Rical; Onlar adamsa, biz de adamız…” Yani onlar gelip bizi İstanbul’da gole boğarlarsa, biz de onları Hırvatistan’da gole boğarız. Yeter ki, o milli heyecanı gönüllerde tutuşturup, bedenlerinin tüm azalarına yansıtmış olsun futbolcumuz, hocamız, antrenörumuz…
 
Söz ve kalem futbol aleminde dolaşırken, şu bizim Samsunspor’umuzun da serencamına atf-ı nazar etmekte yarar var. Samsun’umuzun gidişi hiç ama hiç iyi değil. Samsunu tekrar süper lige çıkma özlemine, senelerin devir –daim olmasına sürüklemeye kimsenin hakkı olmamalıdır. Bir beş sene , on sene daha bizleri kimse heyecanla bekletmemeli. Samsun’u ve Samsunspor’u yönetenler derhal, yoğun bakıma düşmeden hastaya müdahale edilmelidir. Aksini düşünmek bile Samsun’luya zül olur.
 
ÖNEMLİ BİR NOT; Bugün Ankara Karşıyaka mezarlığına defnedilen, aziz dostum, sevgili ağabeyim, iki dönem aynı partide kendileriyle siyaset ve milletvekilliği yaptığım muhterem Bahri Zengin ağabeyime, C.Hak’dan sonsuz rahmetler diliyorum. O, bir fikir, düşünce ve siyaset adamıydı. İman ve İslam eriydi.
 
Bugün meclisin ve ülkenin yeni bir anayasa tartışmasını gündeme taşıması gayret ve çalışmasına o, yıllar önce “ Sivil ve Özgürlükçü Bir Anayasa”kitapçığı ve taslağını çoktan hazırlamıştı. Umarım, ilgili komisyon üye ve yetkilileri o çalışmadan da istifade etmiş olurlar. Rabbim mekanını cennet etsin. Ailesine ve sevenlerine sabırlar lütfeylesin.
 
En son 26-Ekim Çarşamba günü öğle namazını müteakip, Ömer Naim Barım, Abdurrahman Anık ve ben Rahmetliyi ziyarete gitmiş, tatlı da bir sohbette bulunmuştuk. Tevafuk biz asansörden inerken sayın başbakan, yardımcıları Bülent Bey ve Beşir Bey’de Bahri ağabeyi ziyarete geldiler. Muhtemeldir ki, bu da onların son ziyaretleri olmuştur. Allah’ım yerinde rahat ettirsin. Umduklarına nail, korktuklarından da emin eylesin onu ve cümlemizi.. Allah’a emanet olunuz. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET