• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

15 TEMMUZ DARBE ANALİZİ

26 Eylül 2016 Pazartesi 16:57

15-Temmuz- 2016'nın üzerinden iki ay on gün gibi bir zaman geçti. Bazı konular hala flu.


Herkes kendine göre bir analiz yaparak, hem geçmişi sorgulamak, hem de geleceği okumak adına farklı adeselerden olaya bakıyor.


Kimilerine göre, bu darbenin artçı şokları olacak. Hem de 17/25-Aralık/2013 ve 15-Temmuz/2016'dan daha şiddetli bir şekilde.

 

Kimilerine göre bu Türkiye için hazırlanan bir komplo ve kıyamet senaryosu..


Kimileri, takriben 40- yıldır bu maksatla yetiştirilmiş, beslenmiş, ihanet ve alçaklık için hazırlanmış FETO denilen hain ve avanesinin işi. Kimine göre ise, İngilizlerin hazırlayıp ABD'nin sahneye koyduğu ve devamının gelmesi kaçınılmaz olan büyük bir oyun. 


Bu oyunda Türkiye'nin parçalanması, lokma lokma, lime lime edilip, hazmi kolay bir hale getirilmesi için, asırlardır MEGOLA İDEASINDAN ALINIZ, BİRİNCİ VE İKİNCİ HAÇLI SEFERLERİNİN ÜÇÜNCÜ VE SON HAMLESİ?!


ASALA'yla ERMENİ hedefleri için yıllarca cinayet işletenler, 2500- yıllık ARZ-I MEV'UD HAYALLERİYLE YAŞAYAN SİYONİZMİN maşası kuruluşlarla, ülkenin müslüman olan komşularıyla beraber parça parça edilip doğu ve güneydoğusunu İsrail ve siyonizmin ezeli ideallerine meze yapmak isteyenler ne dün, ne bugün ne de yarın durmayacaklardır.


Milli birlik ve kardeşlik ruhunu zedelemek için ellerinden geleni yapmaya çalışanların 15- temmuz ihanetinden daha az zarar vermeyi amaçladığını sakın hiç bir akın ve izan sahibi düşünmesin. Alttan alta ve son günlerde de gün yüzüne çıkan, siyaset ve STK'lar aracılığıyla sahneye sürülmek istenen demode oyunların herkes, ama özellikle de kamunun en önemli istihbarat birimlerinin gereken titizlik içerisinde takipçisi olmak ve gereken tedbiri zamanında almak durumundadır.
Büyükler ne demiş; " Sen hesabı kış tut, yaz çıkarsa bahtına."


Dünya ezilmişlerinin gür sesi olan Türkiye ve onun Cumhurbaşkanının; " Dünya beşten büyüktür." haklı söylem ve feryadının, şer odakların mahfillerinde farklı yankılanmasını beklemek ve bize bizden gözüken hainleri saldırtarak ciddi bir maharetle; "At izinin it izine karıştırılması.." suretiyle, içerde haksızlık senaryo ve edebiyatlarının yapılıp, ayrılık- gayrılık, fitne ve fesat kapılarını açık tutabilmek elbette güçlü bir hain derin aklın ve müttefik düşman devletlerin işidir.


Cepheyi, konjonktür gereği lüzumsuz büyütmek, şer odakları ve avaneleri ortadayken, sivri sineklere savaş açmak ve yaygın halk kitlelerini tedirgin etmek bir gafletin eseri değilse, farkına varılmayan önemli bir oyunun parçası olabilir.


Ne garip değil mi; Dün bu adam zannedilen hainin, satılmış ve düşmana kiralanmış, 17- yıldır kucaklarında oturan zalimin ziyaretine gitmek, elini öpmek, (haşa!) duasını almak, onunla sahte göz yaşları akıtmak neredeyse bir meziyet addediliyor, gitmeyenler gelecekleriyle ilgili, ister kamuda, isterse siyasette olsun adeta endişe ediyorlardı. 


Erzurum MSP GENÇLİK KOLLARI BAŞKANI olduğum 1975- yıllarında " ALTUN NESİL" adlı Konferansında kendisini kürsüye takdim ve elini sıkmamdan başka, o gün bu gün yüzünü görmediğim bu hain adamın, " Altun Nesli"nin ne yaman bir " HAİN NESİL" olarak yetiştirildiği, " MUHABBET FEDAİLİĞİ"nin, İHANET FEDAİLİĞİ'ne dönüştüğü gerçeğiyle 15-Temmuzda yüzleşmiş olduk.


Benim,15- Mayıs 1975'ten sonra bu hainle bir araya hiç gelmemiş olmam, tüm dostlar için bir ölçü olmayabilir. Nitekim, yukarda da arzettiğim gibi, Pensilvanya'yı su yoluna çevirenlerin, ülkedeki il, ilçe, bölge v.s. İmamlarına temenna çekenlerin çoğu da, TAKİYYECİ BAŞI O HAİN YARATIK gibi takiyye yapıyorlardı. Bir çoğu FETOCU olmadığı halde, (ahirette elbette değil ama) dünyada himmetine, şefaatine,hangi makama, mansıba ve maddi imkana kavuşmayı, dünyevi ikbale ulaşmayı murad ediyorlar idiyse onun yolunun büyük ölçüde Pensilvanya'dan geçtiğine inanmış veya inandırılmışlardı. Yani çok açık takiyyeciler zümresi oluşturulmuştu.


Şimdi, ihanetin gerçek miladının tarihi konusunda müttehit olunamaması, kanaat-i acizaneme göre doğaldır. Bir çok insan çıkarlarını bu süreçlerde gözetmiştir veya farklı zamanlarda uyanabilmiştir.


Mesela, Nurettin Veren'e göre çok eski bir tarihtir. Prof. Dr. Ahmet Keleş Beye göre bir başka tarih, Latif Erdoğan'a göre bir önceki tarih, Hüseyin Gülerce'ye göre 17/25/Aralık-2013, kimine göre 15- Temmuz, mesela bana göre, devletin en yetkili zevatıyla muhtelif aralıklarla görüşüp, kimilerine de rapor sunduğum, EMNİYET GENEL MÜDÜR MUAVİNLERİNE 17- ARALIK-2009'da yapılan, yani açık darbe teşebbüsünden tam dört yıl öncedir bu darbe miladı.


Buna MİT KRİZİ, MİT TIRLARI KRİZİ, GEZİ OLAYLARI V. S. ilave etmek de mümkün.


Özetle sonuç olarak doğru zaman ve zeminde doğru olanı yapıp, doğru olanı, ilgilisine iletmek, anadolu deyimiyle gözümüzü, gönlümüzü, varsa ferasetimizi harekete geçirmek zorundayız.


Ne olur kimseyi incitmeden, kırmadan dökmeden, ancak istisnasız gerçek hainlerin de en ağır bir şekilde cezasını vererek- verdirerek, hiç kimsenin bir daha böyle bir yanlış ve ihanete tevessülüne imkan tanımayacak adımları sağlıklı ve hızlı bir şekilde atalım.


Maharet, yanlışları düzeltmeye çalışarak mesafe almak, iki adım ileri bir adım geri atmak değil, yanlışsız mesafeleri kat edebilmektir. Çünkü bu ülkenin yapacağı çok daha büyük işleri var. Bu ülke ve onu yönetenlerden beklentisi olan bir buçuk milyarlık İslam Alemi var.


Rabbim, başta müslümanlar olmak üzere hiç bir ezilmiş, mustazaf insanın bize olan umudunu boşa çıkartma!
Onların da bizlerin de dualarımızı kabul et Allah'ım! (Amin).

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET