• 3,602 TL

  • 3,784 TL

  • 143,58 TL

  • 88.531

ncekiler Sonrakiler

AK PARTİNİN 15. YILINDA BİR ANALİZ

14 Ağustos 2016 Pazar 18:29

Adalet ve Kalkınma Partimiz, 14.08.2001 tarihinde kurulmuş, 3-Kasım 2002 tarihinde de, hiç bir partiye nasip olmayan bir mazhariyetle, lideri yasaklı olmasına rağmen çok güçlü bir şekilde tek başına iktidara gelmiştir.

 


Içtimai, iktisadi ve siyasi alanda bunalmış olan aziz millet, sadece 15- Temmuz 2016 akşamı gösterdiği kahramanlıkla kalmamış, esasen 3-Kasım 2002 pazar günü sandıkta milli iradeyi, tamamen milli ve yerli olan bir tercihle kendinden yana kullanmıştır.
Bu tercih, yerli ve yabancı tüm güç ve odaklara, o günki Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın; " Seçime girerken lideri yasaklı, şayet kazanırsa başbakanının kimin olacağı dahi belli olmayan bir partiye- AK PARTİ- mi bu millet oy verecek?" diyerek seçmeni maniple etmeye çalışıyordu.

 

Kurucular Kurulu Üyesi olmam ve Samsun Milletvekili onurunu taşıdığım o süreçte bizler de meydanlarda halkımızın desteğini talep ederken; " Sizler bizi güçlü bir şekilde iktidara taşırsanız, Allah'ın izniyle yapacağımız ilk iş, seçime girmeden kısa bir zaman önce yapılan ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ'nde, kasıtlı olarak, Liderimiz Sayın RECEP TAYYİP ERDOĞAN'ın yasağını da kaldıracak değişikliği önce kabul edip sonra vaz geçen o günün üçlü koalisyon iktidarı ve aynı istikamette oy kullanan DYP'in bu gayr-i ahlaki tutumunu Ey Millet seçimden sonra sizin oylarınızla değiştirecek ve en kısa zamanda Liderimizi bu ülkenin başına getireceğiz!..."diyorduk.

 


Hani; " Söyleyene değil, söyletene bak " derler ya aynen öyle.

 

Evet, o günki anadoludaki tüm miting meydanları, benim ve arkadaşlarımın Samsun'da yaptığımız konuşmalar bunun şahididir.

 

Elhamdülillah, bunlar bizlerin kişisel beceri ve kabiliyetlerinin semeresi değil, her alanda mağdur ve mazlum durumda bırakılmış, madden ekonomik sefalete, toplumsal barış ve istikrardan mahrum karanlık bir geleceğe, başta BAŞ ÖRTÜSÜ ZULMÜ olmak üzere temel insan hakları ve dini yaşam tarzından mahrum edilmişliğe, semaya yükselen dua ve rahmete dönüşen göz yaşlarına Allah'ın İlahi mukabelesi, rahmet nazarıyla bu millete bir tecellisiydi.

 

Elhamdülillah öyle de oldu. Süresi içerisinde yapılan tüm seçimleri hem oy yüzdesini hem de seçmen adetini katlayarak artıran AK PARTİ, 14- yıllık iktidarı döneminde, tüm gizli ve açık tarihin asla şahit olmadığı alçak DARBE GİRİŞİMLERİ'ne rağmen, MİLLET YOLU'nda hizmetine devam etmektedir.

 

Milletin teveccühüyle doğru orantılı olarak hizmetler de katlanarak devam etmiştir. Her alanda adeta destanlar yazılmış, onurlu, vakur, istikrarlı bir büyüme trendi yakalayan Türkiye'nin bu şahlanışı iç ve dış düşmanlarının her an nöbette bekleyen işbirlikçi ortaklarının adavetini artırmış, yıllardır devam eden PKK terörünün yanında DAEŞ, PYD ve yetmedi bu milleti KIRK YILDIR KAN

 

EMİCİ VAMPİRLER gibi madden ve manen emen, sömürüp semiren, bizim bahçede yayılıp ABD'nin PENSİLVANYA'sında yumurtlayan hain engerek yılanını da başımıza bela etmekten çekinmediler.

Ak Parti 15. Yılını çok mütevazı bir proğramla- malüm gerekçelerle- icra ederken, nice yeni 15- yılların bu millete hizmet adına ciddi bir muhasebesini yapmak zorundadır.


Gerek seçilmişleri ve gerekse iktidarı döneminde atanmışlarının bazılarınca ihanete uğraması pek te hayra alamet değildir.
Allah Resulü: "Akıllı bir mü'min bir delikten iki defa ısırılmaz." buyuruyorlarsa, kendimizi hesaba çekmemiz vacip değil farz olur.

 

NELERE DİKKAT 
ETMELİYİZ

 

1- Yola çıkarken bilerek kullandığımız; " Bagajında kirli çamaşırı, sırtında defolu kumaşı olmayan." dürüst, hesabi değil hasbi olan insanlarla yola devam etmenin, o günün moda deyimiyle gerçek manada ERDEMLİLER HAREKETİ'ne, bir diğer ifadeyle FABRİKA AYARLARIMIZA dönmek zorunluluğumuz var.

 

2- Yeni fabrika ayarları, yaşanan bunca tecrübe, karşılaşılan sayısız ihanet saldırıları ve içten çökertme faaliyetleri karşısında kuyumcu terazisi hassasiyeti içerisinde yapılmalı, parti ve bürokrasinin hangi kademesinde olursa olsun,- amiyane tabiriyle- " gözünün yaşına bakılmadan" hiç bir re'fet ve rehavete düşmeden, pirincin içindeki kendi rengi ve deseninden olan taşlar süratle ve sağlıklı bir şekilde ayıklanmalıdır.


Sağlıklı ayıklamadan maksadım, toplumda makkartizm yaşatmak, cadı avı diye adlandırılan sonu zulme dönüşebilecek ve de gayretullaha dokunacak yanlışlardan kaçınılmalıdır.

 

Anadoluda bir deyim var: Derler ki: " Atını dövemiyen palanını dövermiş."

 

Tuzlukları AK PARTİ'ye sokan ve sokturanları, bürokrasinin kilit noktalarına hainlerin yerleşmesi için son zamana kadar gayret ve emek sarfedenleri, velev ki bakan olsalar bile hala hainleri koruyup kollayan, hatta daha acısı o hainler eliyle nice mazlumlar ordusu oluşturmaya çalışanları Allah' da tarih de affetmez. Bilin ki bu asil Millet te sandıkta affetmez.

 

3- Sayın Başbakanım! Bakanlar Kurulunuz dahil, tüm etrafınızdaki kadroları yeniden çek ediniz. Sayın Cumhurbaşkanımızın en mahremine sokulabilen emniyet mensubu böcekçi bir kısım hainlerle, adeta günün beş vaktinde yanında olan ve Allah vermesin her an suikast yapma ihtimali olan asker üniformalı hain yaverlerin cirit attığı bir ortamda çok daha dikkat ve temkine ihtiyaç vardır.


4- Sayın Başbakanım! Zat-ı Alinize bir Çorum/ Kargı proğramı esnasında not olarak ta sunduğum ve hüsn-ü kabulünüze mazhar olduğunu izhar buyurduğunuz şu Partimizin KURUCULAR KURULU'nda MİLLETVEKİLİ sıfatıyla yer alıp, parlamentoda o süreçte davamızı gece gündüz savunan, kavgamızı Hakk'ın çizgisinde vermeye çalışan 50- civarında Milletvekilinin, parti yapısı
İçerisinde " ke en lem yekün " addedilmesini, kongreler ve tabii üyelikler dahil hiç bir mekanda varlıklarının olmamasını ne zaman izale edeceksiniz!


Şayet bizler bu yollarda beraber yürüyüp, yağan yağmurda beraber ıslandıysak, yol arkadaşlarımızı ıslanmış haliyle terketmemek gerekmez mi?


Elbette o kadro içerisinde de hainler safında yer almış, başka çıkar ve hesaplar peşinde koşmuş insanlar varsa gereği Hak terazisinde yapılmalıdır.


5- 22. DÖNEM AK PARTİ MİLLETVEKİLLERİ olan arkadaşlarımızın kahir ekseriyeti vefayı bilen, cefayı tadan, bir çoğu genç ve dinamik her zeminde hizmet üretmeye müsait kardeşlerimizdir.


Sürekli kadro değişimi ayrık otları veya tuzluk diye tabir edilen ahtapotların çevremizi sarmasına vesile olabilir.
Gerek zat-ı aliniz ve gerekse Sayın Cumhurbaşkanımız bu arkadaşlarımızın birikim, vefa, sadakat ve hasbiliğinden istifade edebilir.


Belki de bugün en büyük sorunumuz, HASBİ ve HESABİ olanı ayıramamaktır. Temel yanılgı ve açık ifadesiyle aldatılmış olmanın arkasında yatan da budur.


Dönüp arkadaşlarınıza bir bakınız. Daha önce meşru, helal ticaret ve kazancı olanları tenzih ediyorum. Parlamentoda veya parlamento dışındaki arkadaşlarınızdan kaç tanesi sadece maaşı veya emekli maaşıyla, kaç tanesi de olağanüstü servet ve saltanat içerisinde yüzmektedir?


Meşru olan helal kazanca asla diyeceğimiz hiç bir şey olamaz.

Bunlar küçük ve belki ince ayrıntılardır ama, gerçekler de bu ayrıntılarda gizlidir.

Tekrar, PARTİMİZİN KURULUŞUNUN 15. YILININ HAYIRLI OLMASI, BU DEĞERLENDİRMEMİN YAPILACAK FERT VE

TEŞKİKAT PLANINDAKİ MUHASEBEYE KATKI SAĞLAMASI DİKEKLERİMLE SAYGILAR SUNUYORUM.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI