• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

BAŞBAKANIN SÖYLEMEDİKLERİ

22 Temmuz 2011 Cuma 22:30

Sayın başbakan son günlerde iç ve dış politikayla alakalı çok sert ve radikal mesajlar veriyor. Şayet bu sözler seçim öncesi söylenseydi,denebilirdi ki;” seçim yatırımı ve sandığa mesaj veriliyor. Ama durum hiç de öyle değil… Seçime girmiş %50  oy almış ve üçüncü kez hem iktidarını, hem de liderliğini pekiştirmiş bir siyasinin seçimlerden sonra bahis konusu edilen alanlarda bu tür açıklamalar yapması önemli sorunların varlığını haber veriyor denebilir.


Nedir bu konular?  

İsterseniz konuya en son 20-Temmuz Kıbrıs Barış Harekatının 37. yıl dönümü vesilesiyle hem Kıbrıs’a giderken hava alanında verdiği mesaj, hem de Kıbrıs’taki kutlamalarda yaptığı konuşmalarda dikkat çektiği hususlardan başlayarak diğer ana başlıkları da ele alalım.

Kıbrıs konusunda daima yapıcı ve uzlaşmacı tavır sergileyen Türk dış politik yaklaşımı, ne garip tecellidir ki, hiçbir zaman bu cemileye bir nazire görememiştir. Annan Planı başta olmak üzere, önümüze getirilen mesafe kat etmeye yarayacak her türlü proje görüntüsü itibarıyla aleyhimizeymiş gibi hissedilse de bunlar kabul görmüş, gerek Avrupa birliği ülkeleri ve gerekse Kıbrıs Rum kesimi  aleyhimize olabilecek hiçbir eylem ve söylemden vazgeçmemiştir. BM’nin önerilerine Kıbrıs Türk halkının % 70’ lere yakın olumlu yaklaşımına, Rum kesimi %80’ lere varan bir muhalefet ve karşı tavır sergilemesine rağmen, hem BM nezdinde, hem de Avrupa Birliği nezdinde Kıbrıs Rum kesimi sürekli iltifat-ı şahaneye mazhar olmuş, Kuzey Kıbrıs Türk Devleti kurulduğu günden beri ambargo dahil her türlü baskı ve zulme maruz bırakılmıştır.  Şımarıklığın ve aymazlığın en şeririne baş vuran Rumlar, AB’ye kabul edilmekle de adeta Türkiye ve Türklere;” artık sizin bizim içerimizde yeriniz yok…” denmek istenmiş, geçmişte verilen olumlu hiçbir söz yerine getirilmemiştir. Bu ise batı ülkelerinin AB’yi, yıllar öncesinden bilge Türk politikacısı  merhum Erbakan Hocamızın söylediği bir hırıstıyan kulübü, judo grek kültürün kaynağı Yunanistan başta olmak üzere Rum toplumunu da bu mekanizmanın beyni olarak tarif etme gerçeğine bizi bir kere daha taşımıştır. Başka bir ifadeyle istemediğimiz halde bu gerçekle bir daha yüzleşmiş bulunuyoruz. Sayın başbakanımız  aslında  bildiği bu gerçeğin değiştirilebilir umudunu uzun yıllardır taşıyor olmasına rağmen, “bıçağın kemiğe dayandığı” vakıasını seslendirerek yeniden batının tabir yerindeyse aklını başına devşirmesini istemekte ve beklemektedir. Ancak, kanaat-ı acizanem odur ki, batı her zamanki bilinen o iki yüzlü batıdır ve bundan ölse de vaz geçmeyecektir. 

Bir sonraki yazımda  bu hadiseyle, PKK terörünün arkasına sığınan ve bunu açıkca savunan BDP’nin tavrının Kıbrıs olayıyla benzerlik arzeden yönlerini beraber değerlendireceğim. Ancak işimizin gittikçe çetrefilli hale geldiğini bilmek ve görmekte yarar var. Kalın sağlıcakla..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET