• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

HİŞŞTT!.. ORADA NELER OLUYOR ?!

10 Şubat 2012 Cuma 18:46

 
Hani halk arasında bir tabir var,pek de hoşlanmam o sözcükten doğrusu. “Rahatlık mı battı…” diye. Evet bazen insanlar durup-dururken iş ararlar kendilerine.
 
Cildi konusunda çok hassas hanımlar vardır. Yüzlerinde en küçük bir siil, ben, leke görmek istemezler. Küçücük bir sivilceyi orada görse durmadan eliyle onu kurcalar, kaşıtır, kanatır, sonra kitleye dönüştürür, hatta kocaman bir ben ve yara ortaya çıkar. Sonra durum daha da büyür vahim şekiller alır. Allah vermesin bazen da hiç farkına varmazsınız bir cilt kanserine dönüşüverir. Söylediğim utopik bir durum değil, bir çok tıbbı vakanın hikayesidir.
 
Etrafımız kumkuma kazanı gibi kaynıyor. Hemen-hemen her ülkenin başta ekonomik olmak üzere yığınla sorunları varken, Yunanistan ve İtalya çöküşün eşiğinde dururken, Suriye can pazarı yaşarken, Kuzey Irak’ta hala sular durulmamış, tam tersine ABD bir fitne kazanını hala orada kaynatırken, İsrail bütün gücüyle Ortadoğu barışını baltalayacak argüman ve entrikaları sahneye koyarken, bizim bu uluslar arası oyunlarla birbirimizin boynuna sarılmamızın, bir-bir kellesini koparma mücadelemizin, güç ve kuvvet gösterisinde bulunmamızın, iktidarın gerçek muktedir ve galibi benim şovlarına girmemizin ne anlamı var?!... Bu durum bana “Yılanlı Kuyudan”adlı eserinde Üstad Necip Fazıl’ın yazdığı şu tarihi hakikatı hatırlatıyor;
 
İkinci Viyana Kuşatmasında ordu yetersiz ve komutan Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa makam-ı hilafetten yardım istiyor. Ayrıca makam-ı meşihatın da cihad-ı ekber duyurusuyla o gün ki tüm İslam dünyasına cihat çağrısında bulunulmasını talep ediyor. Ama İstanbul bir başka alemde. Makam-ı Meşihat, yani Şeyhu’l-İslamlık makamı ise o günün şu çok ağır sorununu ! çözmekle meşgul. Öyle ya, bu mesele çözülmezse mazalllah din elden gidecek. Hadise şudur; Mısır, yani o gün ki Kahire uleması,kıraat imamlarıyla, İstanbul kıraat imamları arasında Fatiha suresinin sonundaki kelime “..vele’ddallin..” mi okunacak, yoksa “..vele’z-zallin ..”mi okunacak kavgası, neredeyse savaş sebebi haline getirilmekteymiş.
 
Cennet vatanımız otuz yıldır öyle zalimane ve dessasane bir oyunla karşı-karşıya getirilmiş ki akla zarar. Allah hiçbir millete böyle bir belayı vermesin. Ama açıkça biz ağır bir imtihandayız, büyük bir ibtila ile karşı-karşıyayız. Dün PKK terörünü başımıza bela edenler, KCK’yı kurduranlar, kardeşi-kardeşe vurduranlar, şimdi de çok daha yakın ve omuz-omuza, sırt-sırta dayanarak birlikte ama mutlak kardeşlik içerisinde hareket etmesi gereken kurum ve kuruluşları, terör belası üzerinden birbirine düşürmenin savaşını veriyorlar. Elbette düşmanı sevindiren ve dostu hüzne boğan senaryo ve tablolardır bunlar. Ama ne yazık ki ,hahikat…
 
Ben varsam iktidar ayakta kalabilir diyenler, Ömer Seyfettin’in “Diyet” romanını iktidara yeniden okutturmak için zorlayanlar, ne olur Türkiye’yi zorda ve darda bırakmamanın da bir vatanperverlik olduğunu düşünsünler. Ziya Paşa’nın dediği gibi;
 
“ İdrak-i meali bu küçük akla gerekmez,
 
Zira ki bu terazi bu kadar sikleti çekmez.”
 
Ülke gereksiz ve bu mantıksız sen-ben kavgalarını daha fazla taşıyamaz.
 
Başta yola çıkarden tüm güç ve desteğini, halkın batını olan Hak ve Hakk’ın zahiri olan halktan alan bugün ki iktidar, acaba farkına varmadan bir gücün kucağına istemeye-istemeye teslim mi oluyor?!.. Bilmiyorum oralarda neler oluyor.. Ama pek de iyi şeyler olmadığı kesin. Bir başka kesin olan şey daha var gibi gözüküyor. Özel yetkili savcı aslında MİT Müsteşarı Sayın Hakan Fidan’ı değil, onun talimatıyla görüşmeleri yaptım dediği sayın Başbakan’ı ifade vermeye çağırmış sayılmaz mı ?
 
Hişştt!..Sahiden orada neler oluyor?!... Kalın sağlıcakla… 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET