• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

SENİN HA BU YAPTUĞİNİ GAVUR YAPMAZ!..

20 Haziran 2014 Cuma 20:39

1979 Temmuzunda askerlik dönüşü Giresun Espiye müftülüğüne atandım. Ramazan ayıydı. Biz din hizmetlileri açısından çok yoğun bir aydı. Bitişik ilçemiz olan Tirebolu’nun çok muhterem müftüsü merhum Cevahir İlyas Üçüncüoğlu da o ramazan Almanya’da görev yapıyordu. 

Babası merhum Haci Müslim Efendi de müftüydü. Bafra müftüsüyken, merhum amcamız Hamdi Uzunsoy’un 1960’lı yılların sonlarında cenazesinde evin önündeki tezkiye, vaaz ve sohbetlerinde babalarını tanıma imkanım olmuştu. Keza bir ağabeyi Necmeddin Üçüncüoğlu da ege bölgesinde müftülük yapıyordu o zamanlar. Kısaca ailece müftülük ve hocalık mesleğini intihap etmişlerdi. Sürmene’ye bağlı Köprübaşı-şimdi ilçe- beldesindendiler. 

Bana onun nüktedanlığı, esprileri ve hazır cevaplılığıyla ilgili o kısa zaman içerisinde o kadar şey anlatmışlardı ki, adeta hoca efendiyi eşkaliyle, vasıf ve karakterleriyle beynimde tecessüm ettirmiştim.

Boyu endamı, şekli, şemaili gözümde canlandığı kadar, karakter ve ruh dünyasının da görmeden fotoğrafını çekmiştim.

Nitekim ramazan sonrası Almanya dönüşü Tirebolu’ya geldiğinde, bendenize yeni atandığım için, hoş geldin ziyaretinde bulundular. Müftülük teşkilatımız merkez camisinin sermahfilinin arka, denize bakan cephesinde küçük bir mekandı. Merdivenden çıktılar ve makam odasına yöneldiler. Memurların odasında henüz kimseler yoktu. Odama girince; 
“Hocam hoş safa getirdiniz, ne zaman döndünüz Almanya’dan” ? deyince şaşırmıştı. Bana haberli gelmediği gibi, o da ben de ilk defa birbirimizi görüyorduk. “Yahu Allah aşkına nereden tanıdun beni?” dedi. 

Ben de kendisine, gıyabında zat-ı alilerinden bahisle o kadar güzel şeyler duyduğumu, şekil ve şemaille alakalı nice geniş malümatlar edindiğimi bahsedince, olmaz böyle bir şey dedi ve ekledi ilk selamdan sonra “Almanya’dan bir dost İstanbul’daki bir yakınına benimle küçük bir şey gönderdi. İstanbul Yeşilköy (o zamanki adı) hava limanına indim, daha polisten geçer geçmez bana birisi yaklaştı ve – Müftü Cevahir hoca siz misiniz- demez mi?

Hayret ettim; nereden tanıdın beni dedim? Dedi ki ; Sizi bana öyle tarif ettiler ki daha gelirken olsa olsa bu o hoca efendidir.” diyerek başından geçen olayla, benim tanıma hadisemi büyük bir tevafuk ama tadına doyulmaz başka nükte ve olaylarla anlattı ve ilave etti; “Hoca efendi yani ben Allah vermesin bir suç işlesem, polisin beni aramasına hiç gerek kalmadan, eliyle koymuş gibi beni olduğum yerden gelip alması o kadar mümkün,” dedi. 

Bilahare kendilerine iade-i ziyaret için Tirebolu’ya gittim. Vakit öğle namazı vaktiydi. Bitişik caminin avlusunda cemaatten abdest alanlar vardı. O esnada müftü efendiyle beraber makamdan çıkmış camiye yönelerek şadırvanın yanından geçiyorduk. Abdest alan bir zata; “Hakim bey ne yapayisun. Habu senun yaptuğuni gavur yapmaz ?”dedi. 

Meğer hitap ettiği zat ilçenin hakimiydi ve abdest alıyordu. Doğrusu hakim bozuldu. Durumu farkeden müftü bey; “Hakim bey ne kızayisun, senun yaptuğuni gavur yapar mı, gavur hiç abdest alur mi, namaz kılar mi?...” Müslümana ait bir yığın meziyeti saydı ve daha şadırvan başında nüktelerle oradaki tüm Müslümanlara hayat boyu unutulmayacak dersler verdi.

Evet söylediği çok doğru ve makul şeylerdi. Namazı Müslüman kılar, abdesti de dolayısıyla Müslüman alır. Dini vecibeleri de Müslüman olanlar yerine getirir.

Bu mealde Rahmetlik TAHİR BÜYÜKKÖRÜKÇÜ Hoca Efendiye ait, bir hadise duymuş veya yanılmıyorsam okumuştum. 

Konya’da müftülük yaparken bir vaazında; “Namaz kılmayanlar kafirdir!” demiş iddiasıyla mahkemeye verilmiş. Savcılık yazı çıkarıp mahkemeye çağırmış gitmemiş, tekrar çağırmışlar yine gitmemiş, yine çağırmışlar ve hatta gelmezse zorla celbedileceği haberi kendisine verilmiş ve öyle gitmiş. 

Heyet sormuş; “Seni kaç defa çağırdık niçin gelmiyorsun?” 
Cevap; “Ben de sizi Allah’ın davetiyle günde beş defa çağırıyorum. Hangi davet daha önemli, siz niçin gelmiyorsunuz?...”

Soru; “İddiaya göre vaazında ve buradaki yaklaşımından da anlaşılıyor ki, sen namaz kılmayanlar kafirdir demişsin, doğru mu ?” 

Cevap; Ben asla namaz kılmayanlar kafirdir demedim. Ancak kafirler namaz kılmaz dedim. Siz hiçbir kafirin namaz kıldığını, oruç tuttuğunu, abdest aldığını, hacca gittiğini gördünüz,duydunuz mü?...”

Karar; Takipsizlik ve beraat.
Evet biz mü’min’lere düşen hisse de, bu merhum hocalarımızın nükte ve müthiş anlatımlarından gerekli dersi çıkarmak olmalıdır. Allah nasiptar olmayı lütfeylesin. Bütün geçmişlerimizle bu merhum hocalarımıza da gani gani rahmet eylesin. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET