• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

ALKOL YASAĞI VE REYHANLI KATLİAMI

25 Mayıs 2013 Cumartesi 13:17

CNN Türk’te muhabir Hakan Tunç “yayın yasağı var” diyor, stüdyodaki spiker, “bu yasak yüzünden konuşamıyorsunuz ama gerçekte kaç ölü var?” diye ısrarla soruyor. Muhabir profesyonelliğini konuşturup “resmi açıklamalara göre 40 civarında olduğunu dile getiriyor, ama gözüyle gördüklerinin ve söyleyemediklerinin çok daha fazla olduğunu küfreden bakışları ile hissettiriyor.”

Ekran karşısında biz ne anlıyoruz? Reyhanlı’yla ilgili konuşamadıklarını, konuşuyormuş gibi yaptıklarını, bizim de ilgimizi ve merakımızı ertelememiz gerektiğini elbette…

Birileri de çıkıp diyor ki “Alkol yasağı Reyhanlı katliamını değiştirmek için oluşturulmuş suni gündem!”…

Ayıp ayıp!...

Başbakanımız yayın yasağı sonlanana kadar bir çözüm üretmiş, yazılacak, konuşulacak bir konu sunmuş, üstelik  ülkenin senelerdir kanayan bir yarasına parmak basmış, alkolikler Reyhanlı katliamı gibi bir çok olayda başrol oynamışken, suni gündem demek düpedüz iftira olur!…

Bu yüzden biz yazımızı doğrudan Alkol yasağına çevirelim. Tabii baştan söyleyeyim; sevgili Müslüman, Sünni , partici, yeşilaycı vs. dostlar, sakın ha! Bana, Alkolün zararları yorumları atmayın!… 6 sene alkolik bir kocayla yaşadım; “içki cehennemi nedir? yaşadığınız hayat mıdır işkence midir? Adsız Alkolikler ve Amatem’lerin adresleri nelerdir? akşamcılık alkolizme ne zaman gider? alkol alan koca zayıf karakterini nasıl bastırır? bir kadehin söylettiği duygusal sevgi sözcükleri, kadeh bittiğinde hayatınızı cehenneme nasıl çevirir? vs. vs. çok çok iyi bilenlerdenim…”

Yaşanmışlıklarımı bilenler benim alkol yasağına alkış tutacağımı düşünebilir veya benden bunu bekleyebilirler.

Ama gerçekten öyle mi yapmam gerekiyor, kişisel içki nefretlerimizi bir tarafa bırakarak, gelin beraber inceleyelim… Konunun, mesleğim itibariyle ilgili olduğu, İslami yönünden yaklaşalım…

Kur’an’a göre insanı sarhoş eden maddelerin kullanımı Müslüman kişi için yasaklanmıştır. Bu yasak Kur’an’da iki elin parmakları kadar olan yasaklardan, “yenilmesi içilmesi yasak olanlar” kapsamındadır. Ancak Kur’an’ın yasakları “günah” olarak adlandırılır. Yani Allah ile kul arasındaki bir anlaşmadır ve ihlali durumunda kişi birey olarak Allah’la hesaplaşır. Hesabını Allah sorar, dilerse de affeder. Bir ikinci kişinin bu anlaşmaya dahil olma veya müdahale etme hakkı, yetkisi, görevi yoktur. Çünkü günah olanları kabul ederek Müslüman olunmadığı takdirde “özgür irade” ortadan kalkar.

Kişi dinini özgür irade ve aklıyla seçtiği yani anlaşmaya gönül rızası ile katıldığı için akıllı ve ergenlik çağına gelmek din kabulünün ilk şartıdır. Aklı olmayan insan dinen sorumlu da değildir. Akıl ise özgür irade olmadığı yerde devre dışı kalacağı için “dinde zorlama yoktur” olarak bu anlaşma metninin içinde madde vardır.

Tüm ibadet ve ritüeller kişinin kabulü doğrultusunda ceza veya ödüle layık görülür. Eğer ibadet ve ritüeller için herhangi bir zorlama veya baskı varsa, yapılmaması durumundaki ceza düşer. E, bu durumda baskı ve zorlama ile yapılması söz konusu ise yapılması durumundaki ödül de düşer. Domuz eti yemek isteyen bir insanın elini kolunu bağlayıp domuz eti yedirmezseniz öteki dünyada domuz eti yemediği için alabileceği bir ödül olmaz. O  kişinin bunu gönül rızası ve özgür iradesi ile gerçekleştirmesi gerekir. Her türlü özgürlüğe sahipken önündeki domuz etini yemiyorsa “domuz eti yememe” yasağına uygun davranmış olur. Buna dinen “şeytanı öldürme” de denilebilir. Şeytan öldürülecek bir şey değildir. Allah’ın Kur’an’da istediği, şeytanı yok etmemiz değil, şeytana rağmen doğruyu tercih etmemizdir. Şeytanın olmadığı durum sonucunda cennetlik olmayız, melek (yani insanın önünde secde eden, aklı kıt robotlar) oluruz.

Bu bağlamdan yaklaştığımızda herhangi bir devletin veya kurumun veya bireyin benim yaptığım (başkasının özgürlük sınırlarını fiziksel veya psikolojik olarak çiğnemeyen) bir davranışı yasaklama yetkisi yoktur. Allah bile insana günah işleme özgürlüğü tanırken illa da günah işlemek isteyen insanın önündeki İÇKİ ŞİŞESİNİ DİNİ KURALLARA DAYANARAK alamazsınız. ALIRSANIZ BU, ALLAH’IN BİLE YAPMADIĞI ALLAHLIĞI, ALLAH YERİNE YAPMAYA ÇALIŞMAK OLUR!..

Günahın “kul hakkı” boyutu ise bu söyleme dahil değildir. Kul hakkı olan boyutta kula hesap sorma hakkı tanınmıştır; bir birey benim özgürlük sınırlarıma tecavüz ederse devlet onu engellemeli veya engellenmesinin veya cezalandırılmasının sağlanmasını gerçekleştirmelidir, Allah da buna karışmaz.

İçki içmek benim birey olarak özgürlüğümdür, bedenim bana ait olduğu için… Müslüman olarak ise içki içmek günah işleme özgürlüğümdür, din bana bireysel olarak ait olduğu için… Bu özgürlüklerimi, kul hakkı yani başkasının şahsi özgürlüklerine tecavüz için kullandığım anda(“alkollüydüm adamı vurdum napiyiim!!...”) engelleneceğim nokta tecavüz konularıdır, bahanelerim değil!…

Bu durumda dinen benim içki içmememe sebep olan devlet gönlümün rızası olmadan bana yasak koyduğu, aklımı ve vicdanımı baskı altında tutup yok saydığı, beni kendince iyi bile olsa bir şeye “zorladığı” için günaha ve kul hakkına(hukuksal terminolojide kul hakkı “suç” demektir)  girmektedir.

Tecavüz eden suçludur, Fatmagül suçsuz!...

Eğer suçu işleyen devletse siyasi literatürde bu da diktatörlüktür…

(Not: Bu sadece bir bilgilendirme yazısıdır, herhangi bir kurum, fikir, din, devlet, kişi vs. hedef almamaktadır. Hükümetimiz doğru bir karar vermiştir… Hükümetimiz çok yaşa!...)

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET