• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

BİZİM NOEL BABA KAPIYI ÇALIYOR, AHLAKLI MIDIR?

30 Aralık 2011 Cuma 14:47

 
Daha düne kadar, her yılbaşı benim için, vatanperver-kültürsever duygularımın sınırını otobanda denediğim yeni yıl başlangıcıydı.
 
Elbette eğlenecek, gülecektik. Yeni bir yıla giriyorduk. Ama noel bayramına iştirak etmemeliydik. “Elin hıristiyanının” dini bayramını bayram yapmamalı, kültürüne özenip onu benimsememeliydik. Noel baba bizim kültürümüz müydü? Yok aslında Aziz Nicholas’mış ya da Antakya’da Nail denirmiş kendisine diye resmini mi çizmeliydik yeni bir yılı kutlayan kartlarımıza? Hindiyi niye kesiyordum, hediyeyi niye veriyordum? Yetmiyormuş gibi bir de her tarafa çam ağacı dikiyorlardı…

Hepsi “pis özentiler”di bu insanların, kendi kültürüne sahip çıkamamış, tarihinden utanan, kültür emperyalizminin kölesi olmuş zavallılar!... Necip Fazıl demiyor muydu “yedi Hıristiyan bir danaya ortak olup kesmedikçe çam ağacı süslemem” diye, işte o şairi bile tanımaktan aciz bir özenti gençlikti!...
 
Pisti, kakaydı, öğyk’tü, iyk’tı hepsi…
 
Derken oğlum beş yaşına geldi ve ben sosyo-kültürel, antropoloji, sosyoloji vs. kitaplarda hiç karşılaşmadığım tanımlarla tanışıp meğer çocukerkil bir yapımız olduğunu fark etmeye başladım.
 
Ve…
 
Benim “pis, kaka” demeye şartlandığım ya da şartlandırıldığım dev bir yılbaşı ağacına, bütün çocuk masumiyeti ve yaratılıştan getirdiği beğenme duygusu ile 5 yaş dilinin yettiği kadar çığlık çığlığa “YAŞASIIIIIIIN!!!” diye bağıran oğlumu gördüm büyük bir alışveriş merkezinin tam ortasında, sap gibi donakalmış halimle…
 
Buzlarım çözülene kadar da onun bu “yaşasııııııın!” nidasını, benim mahalle baskılı, dayatmacı, at gözlüklü, saplantılı görüşlerimin anlayabileceği dile çevirmişti beyin decoderim. Yani o bir tek nidayla demiştiki oğlum:
 
“Anneciğim, bak, bu çam ağacı, insan yaratılışının ‘güzel’ diyeceği süslü, cicili, ışıklı bir mutluluk sembolüdür. Doğa kar altındayken bile yeşil kalana hediye verip her karanlıktan sonra güneşin doğacağına güvenimiz gibi bizi hayata bağlayan umuttur. Bunu kimin yaptığının artık şu küresel dünyada ne önemi var? Güzellik ve mutluluk evrensel değil midir, aynı hepimizin gözyaşlarının tuzlu olduğu gibi?...
 
Hem anneciğim, bir de tarih alanında bilim uzmanı ünvanın var, nasıl bilmezsin çam ağacı süslemesinin Orta Asya eski Türk inancından gelen Ak ağaç ruhuna hediye sunma geleneği olduğunu?... Bu geleneksel-mitolojik güzellik sunusunun (muhtemelen) Türk göçleri ile Barbar (henüz Hıristiyan olmamış olanlar) Avrupa ırkları arasında görücüye çıktığını, onların bunu alıp benimsediğini, Türklerin sonra unuttuğunu ve İslam’dan sonra Arapçılık yüzünden dışlandığını nasıl yok sayar da bir “din geleneği” gibi düşünürsün… Bilgine ayıp doğrusu anneciğim!...
 
Hem Noel Babaya niye gıcık oluyosun bakim? Tonton bir dede işte, üstelik kırmızı giyiyor, bizi seviyor. Hıristiyan azizmiş, Avrupalı ren geyiklerini de masala dahil etmiş diye sevimli bulmayayım mı, Hansel ve Gratel’i de okuma o zaman bana, yedi cüceleri de… Bana böyle sevimli bir tonton dede modeli sundun da ben tercihimi Noel Baba’dan yana mı kullandım? Şirin Babaya da mı gıcıksın sen yoksa ‘Karl Marks bu karakterle canlandırılıyor’ dediler diye? Ah ne ayıp!...
 
Şu “kültürümüz” takıntını da anlamıyorum doğrusu anne… Saat akşam 8-9 arasında TV karşısında olan dünya milletlerinin sıradan insanları arasından rastgele bir seçimle birer kare fotoğraf alınsa –yüzleri görünmeyen- sanki hangisinin hangi milletten olduğunu anlayacaksın!... Aynı eşofman, aynı çakma marka yazıları, aynı t-shirt, aynı TV, aynı koltuk, aynı sehpa…pijamalar bile aynıyken… Hem sen bu kadar takıntılısın madem kültür emperyalizmine de niye oğluna sünnette Avrupalı prens kıyafeti giydiriyor, kendi düğününde Ortaçağ Avrupası vals kıyafetinin beyazını gelinlik diye geçiriyorsun üstüne… Tamam uzatmıyorum, anladın sen onu!...
 
Ama anlamadığın şey, olayın din ile bağlantısı… Bak ben sana basitçe açıklayayım anneciğim: Hıristiyanların dini bayramı Noel yani peygamberlerinin doğum günüdür ki bu 25 Aralıktır. Yılbaşı onlar için bayram değildir, yılbaşıdır, bizdeki gibi. Biz onların dini bayramını kutlamış olmuyoruz yani… Sanal olarak bir takvim üretmişiz, koca evren boşluğunda, şu küçücük dünyanın dönüşü için sanal bir yörünge çizip “aha da buradan başladı dönmeye” demişiz. Bir daha o yere gelirse bir tur bitti diyoruz. Sen git başka yerden başlat turu, gezegen bunu hiç takmaz emin ol, umrunda değil çünkü… Bunlar sanaldır anneciğim sanal!... Takılma o kadar!...
 
Kaldı ki o büyük şair bir mantık hatası yapmış ne yazık ki: Danaya ortak olmak dini bir eylem yani ibadettir. O dine inanmayan yapmaz. Ama sanal olarak yıl olarak belirlenmiş bir sürenin farzedilen başlangıcında ağaç süslemek bir kültürdür. İki farklı şey kıyaslanmaz. Bunun doğrusu; “Avrupalı (Hıristiyan değil ama) annesinin elini öpüp başına koymadan/efe kıyafetiyle zeybek oynamadan/askere uğurlarken onu havaya zıplatmadan vs. vs. çam süslemem” gibi bir şey olmalıydı.
 
Bir de İslam Tarihçisisin anneciğim, neden din açısından da bakmıyorsun? Hz. İsa Kur’an’da en çok adı geçen ikinci peygamberdir. İslam o dinlerin devamı olduğunu kendisi söyler. Hz. İsa’nın doğum gününü ben de kutlasam, Allah’a şükür(teşekkür) etsem dinden mi çıkarım günaha mı girerim?”…
 
Buzlarım çözülünce ne mi oldu?
 
Alışveriş merkezinden ellerimizde poşetlerle çıktık…
 
Oğlum mu?
 
Ben bunları yazarken büyük bir heyecan ve mutlulukla, aldığımız minyatür çam ağacını süslüyor…
 
Sahi, bizim Noel Baba bu sene kapıyı çalarak geldi, ahlak seviyesi nedir acep?

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET