• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

KÜRTAJ CİNAYETSE DİYANET NEDİR?

05 Haziran 2012 Salı 12:18


             “Yazmayayım, ben de bu gündem değiştirmeye dahil olmayayım” dedim, çok direndim ama Diyanet İşleri Başkanı da olaya göbekleme dalınca dayanamadım.

Evet, konumuz kürtaj… Her neresinden yaklaşırsam yaklaşayım beni yakından ilgilendiren bir konu… 6 yaşında bir oğlum var, anneyim… Bir anne olarak can ne demek, içinde bir insan büyütmek, ona gelecek hazırlama endişesine girmek nasıl olur, onun ilk bakışı, seni ilk arayışı neler katar, kaybetme korkusu nasıldır, başına bir şey gelecek takıntısı ve korumacılık duygusunu da birinci elden örnek olarak, yaşadım, yaşıyorum, bilirim …

Ama anne olmadan önce de kadınım… Üstelik bu toplumda bir kadınım… Horlanmak, ezilmek, beyninin hiçe sayılması, bacak arası ile kişilik değerlendirmesi yapılması ne demek, her önüne gelenin elini en mahrem yerinize koyarak, sosyal-psikolojik-ekonomik-ticari-dini-siyasi-edebi-edebsiz vs. yorumlar yapması, tahliller çıkarması, kararlar vermesinin, cinsiyetin her alanda karşıya çıkartılmasının, olumlu olumsuz kullanılmaya çalışılmasının ne demek olduğunu bilirim ve erkeğin hakimiyetini, baba olsun abi, dayı, amca, dede, sevgili ya da koca olsun, senin adına konuşmayı kendinde hak görmesinin ne demek olduğunun da şahitiyim… Bu durumda kadın ne hisseder hangi noktalara ulaşır beyninde ve yaşamında onları da gördüm… Bunlar bir tarafa;

Ve bir ilahiyatçıyım… Akademisyenim üstelik… Öyle dört yıl okuyup hoca olmuşlardan değil yani…

Bir Diyanet İşleri Başkanlığımız var bizim… Bu memlekete fetva lazım olduğunda kapısı çalınan… Lakin, sakın ola karıştırmayın elin hıristiyanının kilise ve ruhbanıyla! Kilise, Allah adına konuşur. İncil ayetlerinde olmayan hükümler için “günahtır, sevaptır, dinden atın bunu, kafirdir, cennetten şu kadar parsel verin!, affettik seni” gibi cümleler kurar Allah yerine… Bir nevi Allah’tır yani… Tabii günlük siyaseti de bulaştırmışlığı, çeneye göre ayet çentmişliği de görülmüştür tarihte…

Amma!... Hepinizin Din Kültürü derslerinden ezbere bildiğiniz cümle ile “İslam dininde ruhbanlık yoktur!”. Yani İslam dininde kimse Allah adına konuşamaz! Allah gerekenleri kitabında söylemiştir ve herkese okuması ve uygulaması gerektiğini anlatmıştır. Eğer açık ve net bir biçimde bir konuda hüküm vermemişse o konudaki hüküm okuyan şahsın algılama ve anlayış kapasitesine bırakılmıştır ve sorumlu değildir(başkalarına anladığını gerçek din diye dayatmadığı sürece). Allah bir de kitabında yasakları vermiştir… Pekiyi yasakların dışında kalanlar? İşte onlar helaldir… Helali haram yapmak ise peygambere bile tanınmış bir özgürlük veya at koşturma alanı değildir.

Bütün bunları bizim Diyanet İşleri Başkanlığımız da bilmektedir elbette… Bu bilgisi doğrultusunda da hareket etmektedir elbet!... Allah adına konuşmaz hiçbir zaman!… Allah’ın söylemediği bir şeyi, sırf kendi düşüncelerine uyuyor diye ayetleri yorumlama ile Allah’a söylettirmez… Hele de ayetsiz konuşup “haramdır, günahtır” hiç demez!... Haşa!...

Mesela, Kur’an’da kürtaj ile ilgili herhangi açık bir yasak yokken, “Allah yasak kılmıştır!” demez! Derse Allah’a “iftira” etmiş olacağını bilir çünkü… Ancak kişisel olarak karşı olduğu, insan olarak “hiç tasvip etmediği” bu durum karşısında bireysel olarak inandığı dinden destek almak için yaratılış veya annelik ile ilgili ayetlere dayanarak sadece kendi vicdanı için delil arayabilir elbet… Her mü’minin yapacağı gibi… Bu ayetlerde doğrudan ana rahmindeki ceninin ölümü ile ilgili bir yasak olmadığını gördüğünde, söylemesi gerekenin “Kur’an’da açık ayet yok bu konuda, ancak yorumlayabiliriz, benim yorumuma göre bu ayetten uygun olmadığını şu yüzden çıkarıyorum, dinleyenler aksine inanabilir” cümlesi veya türevleri olduğunu da bilir bizim Diyanet İşlerimiz…

Ancak bir başka ilahiyatçı da çıkıp:

Hayır efendim, aynı ayetlere (17:31, 22:5, 23:14) dayanarak, Kur’an’da canlı olmak ile can sahibi olmak(ruh-nefs) kelimeleri birbirinden, aynı ayetlerde farklı olarak kullanılmıştır; cenin için Allah bir aşamadan bahsetmiştir ve bu aşamanın dördüncü evresine kadar var olacak olanın can sahibi olmadığı kelimeler ile belirtilmiştir. Bu dört aşama sonucunda oluşan varlığa nefs yani can sahibi olma kavramının yüklendiği açıkça görülmektedir. Bu da demektir ki (matematiksel kaba hesaba göre) 80-90 gün içerisinde var olana henüz can sahibi olmak sıfatı yüklenmemiş bir hücre vardır. Can sahibi değilse, sadece bitki gibi canlı olmak sıfatına sahip bir varlıksa bahsedilen, katillikten de bahsedilemez çünkü katillik can sahibinin canını almakla ilgilidir” derse bu yorumun da Kur’an’a göre yanlış olamayacağını dillendirmek durumunda olduğunu bilir.

Yani bizim Diyanetimiz de bunları bildiği için, yapılabilecek yorumların hepsinin doğruluk payı olma ihtimalli bir ayet için “Allah böyle diyor, günahtır, katilliktir vs. vs.” diyemeyeceğini bildiği için sadece “Biz ruhban sınıfı değiliz, Allah adına konuşamayız, açıkça belirtmemiş bu da ruhsata girer” der…

Demiş midir?

Demiştir, demiştir!

Koskoca Diyanet! Kilise gibi, kendine-topluma-siyasete göre tasvip etmediği bir şey için “dinen haramdır” diyecek, Allahlık yapacak hali yok ya!...

Ha, bu arada… Bütün bunları yazarken aklıma geldi birden… Kur’an’ı Kerim’de açık seçik ve net olarak “zina haramdır, cezası şudur” diyor değil mi? Bir daha bakayım Kur’an’a…Evet, diyormuş…

Ama zina suç olmaktan çıkarıldı T.C. kanunlarından… Ne zaman çıkarılmıştı… Bir dakka hatırlayacağım… Ha evet, 2004’tü… AKP iktidardaydı…

Neyse, konuyu dağıtmayalım…

Diyanet ruhban sınıfı ve onun başkanlığı değildir. Allahlık yapmaz! Helale haram, harama helal diyemez, yapamaz!..

Yapmaz yapmaz!...Yok canım daha neler!...

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET