• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

HDP-PKK-PYD TEZGAHIN FİGÜRANLARI

15 Kasım 2014 Cumartesi 02:56

HDP'de, PKK'da, PYD'de, HEPSİ ABD, İSRAİL ve İRAN TEZGAHININ FİGÜRANLARI


Bir buçuk yıl önce Öcalan da, HPD'de, Kandil de silahların miadını doldurduğu noktasında hemfikir görünüyordu. 


Çözüm sürecinin başlamasını mümkün kılan kilit cümle de buydu zaten. 

Ama bakıyoruz, şu anda silah yine PKK’nın elinde. Kah çarşı iznine çıkan erlerin ensesinde patlıyor; kah korucuların ya da Hüda-Par üyelerinin... Patlamayıp da bölge halkını sindirmek üzere belde dolaştırılışından söz etmiyorum bile... 

Peki nasıl oldu da, bir buçuk yıl önce miadını doldurduğu söylenen silahın kullanım süresi birdenbire uzayıverdi? 

“Hükümet ayak sürüdüğü”, “süreci açık yürütmediği” ya da “diyalogdan müzakereye geçmediği” için mi? Bunlar tumturaklı laflar. Ama bir o kadar da boş... Söyleyenler başta olmak üzere kimsenin inanmadığı saçmalıklar... 

Gerçek sebep ise artık kimse için sır değil. 
PKK, Suriye’deki iç savaşın, IŞİD’in ortaya çıkışının, Rojawa’da olup bitenlerin yarattığı fırsat sayesinde tarihi bir şans yakaladığını düşünüyor. Öyle bir fırsat ki, bir buçuk yıllık müzakere süreci boyunca hükümetten koparamadığı “statü”yü, şimdi bölgenin yeniden dizaynı sırasında ABD’den koparabilir! Böyle sanıyor... 

Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi, yine böyle bir altüst oluş sürecinde ABD’nin himayesinde gerçekleşmemiş miydi? Bu defaki alt üst oluştan da yine ABD’nin himayesinde bir Suriye Kürdistanı neden doğmasın? Ve eğer PKK Suriye’de böyle bir başarının arifesindeyse, neden Türkiye’de güçlendirilmiş yerel yönetimlerin başına geçmek gibi “düşük” bir statüye razı olsun? 

ABD de doğrusu, PYD’nin iştahını kabartmak için elinden geleni yapıyor. “Bölgede IŞİD’e karşı mücadele eden tek diri ve seküler silahlı üç olarak” PYD’yi Ortadoğu’daki müstakbel müttefiki olarak gördüğünü, zaten uzun zamandır “seviyeli bir ilişki içinde olduklarını” saklamıyor! 

ABD tercih yapmak zorunda kalırsa 
PKK yöneticileri 40 yıllık bir siyasi hareket olduklarını ve öyle kolay kolay yaş tahtaya basmayacaklarını söylüyorlar ama doğrusu, şu anda kapıldıkları hayale çocuklar bile kapılmaz. 

ABD’nin Ortadoğu’da bir Kürt bölgesi ya da birkaç özerk bölge oluşturma perspektifi olabilir. Üstelik Türkiye de bu perspektifi ABD ile birlikte olgunlaştırmaya; daha doğrusu kendi “siyasi sınırların kağıt üzerinde kaldığı barışçı bir Kürt Havzası oluşturma” perspektifiyle uyumlu hale getirmek üzere birlikte çalışmaya hazır olabilir. 
Ama Amerika’nın Kürdistan projesini Türkiye’ye rağmen ve Türkiye’yi bölme operasyonu olarak yapabileceğini düşünmek için o kırk yılda hiç birşey öğrenmemiş olmak gerekir. 

Düşünün ki, bir tarafta 50 yıldır ittifak içinde olduğu, 77 milyonluk, dünyanın en dinamik ekonomilerinden birine sahip olan bir ülke ve onun çok güçlü kitle desteğine sahip olan iktidarı... Öte yanda ancak ABD bombardımanı sayesinde ayakta durabilen birkaç kasaba-şehirde, birkaç milyonluk bir nüfusa dayanan ve kendinden olmayan bütün Kürtleri dışlayan zayıf bir PYD iktidarı... 

ABD’nin bu iki güç arasında ciddi olarak tercih yapmak zorunda kaldığı anda kimi “harcayacağı” besbelli değil mi? 

Açıkçası, 40 yıllık siyasi tecrübeye sahip olmakla övünenlerin, ABD’nin birdenbire ortaya çıkan PYD-PKK sempatisinin ardında yatan hesapları görmesi beklenirdi: ABD Türkiye’nin bölgede etkin bir aktör olma iradesinden rahatsız... Mısır’da Ihvan’a, Filistin’de Hamas’a ve Gazze halkına sahip çıkmasından rahatsız... İsrail’i ulu orta teşhir etmesinden rahatsız... Türkiye’nin Kuzey Irak Kürt Yönetimi ile yoğun ilişkiler kurmasından ve Irak petrolünün Türkiye üzerinden pazarlanmasından rahatsız... 

Ve Kürt meselesini ABD’yi karıştırmadan kendi başına çözmeye kalkmasından rahatsız... 
Bütün bu rahatsızlıklar yüzünden, “haddini aşan” müttefikine ayar vermek için de Kürt kartını oynamaya çalışıyor. Türkiye’yi üstü kapalı bir şekilde çözüm sürecini çökertmek ve ülkeyi destabilize etmekle tehdit ediyor. Bu göz korkutma operasyonu için de PKK’yı kullanıyor. 

Ama bütün bunlar, ABD’nin Türkiye’yi gözden çıkarabileceği ve tam karşısına alabileceği anlamına gelmiyor. Öyle bir gün gelir – ki bunun için çok beklemek de gerekmeyebilir - ABD tekrar bükemediği bileği kabullenme evresine geçtiğinde, bugün çeşitli vaatlerle gözünü kamaştırdığı Kürtleri kullanılmış mendil gibi fırlatıp atabilir. 

Dolayısıyla böyle ham hayaller uğruna PKK’nın çözüm masasını tekmelemesini aklı başında herhangi bir Kürt makul karşılamaz. 

Türkiye, Kürtlere çözüm süreciyle birlikte sadece Türkiye’deki Kürtlerin sorunlarının çözümünü değil, Kürt havzasındaki bütün Kürtlerle birlikte, iç içe ve barış içinde yaşama imkanı vaat ediyor. Bu vaadi bir kenara itip kurtuluşu ABD’yle Türkiye’ye karşı bir ittifakta arayanlar en başta Kürtleri karşılarında bulurlar. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET