• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

KORKAKLARIN ANLAMADIĞI ŞEY...

04 Kasım 2014 Salı 13:05

Bir büyük ülke hesabınız varsa karşınızda neredeyse yedi düveli bulursunuz. Birinci Dünya Savaşı ve Çanakkale'de bulduğunuz gibi. 


Türkiye'nin tam da 1. Dünya Savaşı'nın yüzüncü yılında, yüz yıllık vesayete son verme ve ayağa kalkma mücadelesine tanık oluyor dünya. Biliyorlar ki, Türkiye ayağa kalkarsa coğrafya ayağa kalkacak. Bu yüzden yeniden diz çöktürmeye, hizaya sokmaya, yönetilebilir alana çekmeye, başını kaldırıp sınırlarının ötesine bakmasını önlemeye çalışıyorlar.


Bu büyük bir mücadele. Bir anlamda yeniden varlık mücadelesi. Eğer Türkiye, yerinde dursaydı, Atlantik İttifakı ne derse ona boyun eğseydi, dış politikası ve iç politik dizaynı ısmarlama politikalarla yönetilseydi bu cephe asla oluşmayacaktı. Bir meydan okuma, bir tarihsel kırılma olmayacak, Türkiye küçülerek dar bir alana hapsedilecekti.


Tam tersi bir yükseliş hesapları bozdu. Yüz yıllık statükocular ile onların coğrafyadaki garnizon rejimleri Türkiye'nin bu çıkışından ürktüler. İçerideki zaaf alanları yeniden keşfedildi ve bütün bu alanlara yoğun saldırılar başladı. Demokratik sistemi alaşağı etme, sokak terörünü tercih etme dahil, bu yolda her türlü gayri meşru yöntem kullanılır oldu.


Soğuk Savaş dönemi korkaklığını üzerinden atamayan içerideki siyasi kimliklerin ve onların etkisindeki siyasi çevrelerin anlayamadığı şey; bunun tarihsel bir süreç olduğu, küresel ölçekte değişimler ile beslendiği, coğrafyanın dönüşümünün artık engellenemez hale geldiği gerçeğidir.


Fransız siyaset bilimci Gilles Kepel ise, Erdoğan'dan 'Birinci Dünya Savaşı sonrası çizilen yapay sınırların dikişlerinin patladığı' yönündeki ifadelerini açmasını istiyor. Yeni sınırlar mı çiziliyor, Türkiye coğrafyanın yeniden biçimlendirilmesinin neresinde, bu sınırları kim çizecek, Sykes-Picotanlaşmaları tarihe mi karıştı, Türkiye bunun neresinde... Merak ettikleri şeyler aslında bunlar.


Kimse günü birlik siyaseti, gelişmeleri merak etmiyor. Daha büyük ölçekte, bölgesel hatta küresel eğilimlerde Türkiye'nin pozisyonunu öğrenmeye çalışıyor. Batı basını gibi Batı başkentleri de Türkiye'yi artık bunlar üzerinden tartışıyor.Bu, yeni bir durum ve böyle de devam edecek. Ülkeler, güvenlik stratejileri,bölge tasarımları bundan sonra hep bu çerçevede ele alınacak ve Türkiye hep denklemin merkezindeki rolü üzerinden sorgulanacak.


Bu tarihsel eğilim, kırılmayı, yeni durumu, büyük değişimi Batı basını ve siyaseti anladı. Türkiye toplumu anladı. Coğrafyanın sokakları anladı. Ama Türkiye'nin entelektüel zekası, Türk ve Kürt Baasçılar anlamadı. Anlayanlar ise, vatan,millet duygusundan yoksunluktan, cemaat-örgüt düşüncesinden veya dışarıdan aldıkları ihaleler yüzünden Türkiye'nin ayağına kurşun sıkma derdinde.


KOBANİ BİZE NE ÖĞRETTİ?

Kobani'de ki örgütler savaşının bize öğrettiği tek şey var: Buradan bile Türkiye karşıtı bir operasyon sahnelenebiliyor. Bu sefer Kürt milliyetçiliği üzerinden bir servis yapıldı. Bundan sonra da böyle olacak. Her fırsat bu şekilde istismar edilecek.


IŞİD'de PYD'de bölgesel güç mücadelesinin Truva atlarıdır. Ön cepheye sürüldüler ama arkada başka hesaplar yapılıyor. Harita taslakları, ülkelerin bölünmesi ya da birleştirilmesi gibi.


Bütün hesapların çıktığı tek bir yol var: Türkiye'yi bu işlerin dışında tutmak.

Ama inanın bunu yapamayacaklar...

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET