• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

KUDÜS VE MESCİD-İ AKSA

06 Kasım 2014 Perşembe 10:00

KUDÜS ve MESCİD-İ AKSA İLHAK EDİLİYOR..DÜNYA SESSİZ.. 

Gündelik haberlerin içinden bakarsanız Kudüs'te geçen hafta İsrail terör devleti 1967'den bu yana ilk defa el-Aksa'yı 48 saat ezanın okunması dahil her şeye kapattı. 

Tarihi kayıtlara göre kuruluşundan bugüne kadar 44 defa el değiştirmiş, 52 defa kuşatılmış, 24 defa işgal edilmiş ve 2 defa ekilmeye hazır bir tarlaya döndürülecek şekilde yıkılmış olan Kudüs'ün kendi kaderi içinde bakarsanız, en çok bilinenleriyle inşa edilişinden sekiz yüz yıl sonra Buhtunnasır (Nebukadnezar), miladi takvimin başlarında Roma İmparatoru Titus (39-81), Hıristiyanlığı benimseyen Roma İmparatoru Konstantin'in annesi St. Helena (246-330) Kudüs'te nasıl bir zulüm ve tahribat yapmışlarsa son yani 24. İşgalin sahibi 

İsrailoğulları da bugün Kudüs'te aynısını yapmaktadır. 


Salı sabahı, Givat Hamatos'ta iki bin altı yüz on yeni konutun inşası ve Silvan'daki mevcut yerleşim alanının genişletilmesiyle ilgili eleştirilere karşı Netenyahu'nun 'Kudüs bizim başkentimizdir, yerleşim alanları açmamız normaldir' şeklindeki desteksiz atışlarının yeni olumsuz uygulamalarla desteklenebileceğini düşünerek indim Tel Aviv'e. Düşündüğüm gibi de oldu. 


Bitmedi, Çarşamba günü İsrail Emniyet Müdürlüğü Sözcüsü motosikletli bir kişinin elli yaşlarındaki bir Yahudiye saldırdığını duyurdu. Bir süre sonra bu saldırının fanatik bir hahama yönelik olduğu bildirildi. Sonra o hahamın Süleyman Tapınağı'nın temellerine ulaşmak için el-Aksa'nın altının oyulmasını savunan sapık bir grubun lideri olduğu söylendi ve bilahare söz konusu grup perşembe sabahı el-Aksa'ya saldırıda bulunacağı gerekçesiyle el-Aksa israil askerlerince çepeçevre kuşatıldı. 


Karşınızdaki, el-Halil'de doğum günü babasının hediye ettiği oyuncak tabancayla sokağa çıkan bir çocuğu dokuz kurşunla öldürten, trafik kazasında ölen üç İsraillinin Filistinliler tarafından öldürüldüğünü iddia ederek el-Halil dahil tüm yerleşim yerlerine baskınlar düzenleyen, ilk kez kullanılan bombalarla Gazze'de çocuk, kadın, yaşlı demeyip yeni bir soykırıma kalkışan, Filistinli bir çocuğu namaz vakti evinin yanı başındaki mescide giderken derdest eden ve benzin içtirerek yaktıran bir terör devletinde onun tarafından söylenilen hiçbir şeyin söylendiği gibi olamayacağını düşünmek normal hale gelir ki, ilgili olayın naklettiğim etapları bile kendiliğinden gerçekleşen bir olayı değil sahnelenmesi kararlaştırılmış bir oyunu göstermeye yeterli gelmektedir. 


Peki o sapık grup Perşembe günü el-Aksaya saldırdı mı? Hayır saldırmadı. Zaten orada kaç kişi olurlarsa olsun sivil İsrailliler asker ya da polis tarafından korunmuyorlarsa hiçbir yere ve kimseye saldıramazlar. Yafa'da bir mantar tabancası patlasa Tel Aviv Havaalanı'na akın eden bir kavimden söz ediyoruz yani korkak, sinik, sinsi, mikrop bir halktan… 

Evet onlar saldırmadılar ama İsrail terör devleti dedikoduyla başlayan ve isimlerle takviye edilen o basit olayı mesnet edinerek el-Aksa'yı Perşembe sabahından Cuma günü ikindi vaktine kadar komple kapattı. 


Yukarıda da belirttiğim gibi bu durum 'Kudüs'ü işgal ettiğimize göre burası bizimdir' deme şekillerinden birisidir. Acak bu İsrailoğulları'nın göbek adı olan devasa korkuyu gizlemeyip bilakis açığa çıkarmakta ve İsrail terör devletinin ulaştığı son cinnet halini yansıtmaktadır. 

Bunlarda görülen şey ise zirve yapmış cinnet halinden başkası değildir. Dolayısıyla hareket eden bir tüyden bile korkan İsrail askerleri, kuşku duydukları her şeye insan ve nesne ayrımı yapmaksızın kurşun yağdırmak üzere hazır bekliyorlar.

Bir kavim ve onun kurduğunu zannettiği bir devlet bu cinnet haliyle ne kadar yaşayabilir bunu zaman ve (inşallah kısa zaman) gösterecektir. Ancak o zamana kadar söz konusu cinnetin vahşete, zulme, yasaklamaya, kutsala saygısızlığa, ziyaretçilere karşı edepsizliğe bitişerek üreteceği olumsuzluk sadece aklı başında olabilecek bir kaç İsrailoğlu'nun değil Kudüs'le doğrudan ilgili toplumların da açık bir sorunudur.                                                                                                                                     
Dolayısıyla Kudüs cinnet geçiren bir kavmin zulümle ayakta duran devletine terk edilemez. Bu durumda Kudüs'ün 'özel, bağımsız bölge' statüsüyle orada ikamet eden Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler'ce ortaklaşa yönetilmesi zorunludur. Dünya devletlerinin de hakem ya da garantör sıfatıyla bu yönetimin iyileştirilmesi ve istikrarlı bir şekilde uygulanması konusunda müdahil, hakem olması sağlanabilir. 

Yoksa Kudüs cinnete batmış canilerin elinde mahzun ve huzursuz olarak varlığını sürdürebilecektir. 


Hz. Davut peygamberin, Hz. Süleyman, Hz Muhammed, Hz. Ömer, Selahattin Eyyübi, Yavuz Sultan Selim in Ruhları İncindi...

2.ABDÜLHAMİD İSRAİL'E BURAYI VERMEZKEN, ELİNİ VEREN KOLUNU KAPTIRIR.. DEMİŞTİ.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET