• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

ANAYASADA NE OLMALI NE OLMAMALI?

15 Mart 2012 Perşembe 16:34

Türkiye’nin önünde çok önemli bir dönemeç var: “Yeni Anayasa”. 2012’de bitmesi planlanan süreç sonucunda ülkenin bundan sonraki geleceği büyük ölçüde belirlenmiş olacak.. Çünkü bu temel teşkilat kanununda, anayasal rejim, vatandaşların hukuku, devlet-birey ilişkileri, devlet organlarının görev ve konumları, yerel yönetimlerin özerkliği, bazı kurum ve kuruluşların durumu, anadilde eğitim gibi oldukça kritik konular şekillenecek.
 
Anayasa’nın yazılması ve kabul edilmesi gerçekten zorlu ve netameli süreçleri ifade ediyor. Herkesin ve her kesimin anayasası olması beklenen ve öyle de olması gereken bu temel hukuk belgesinin, üzerinde uzlaşma sağlanacak bir optimal metin haline getirilmesi hiç de kolay değil. TBMM’de oluşturulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu’un işi hakikaten zor.
 
Çoğulcu ve uzlaşmacı bir yaklaşımla tüm toplum kesimlerinin ve Türkiye’nin her yanından vatandaşların görüş ve önerilerini almaya çalışan Komisyon, bunları ortak bir metine dönüştürme noktasına yakında gelecek. Bu arada birçok kurum ve kuruluş yeni anayasada olması gereken ve hatta olmaması gereken temel konular üzerine birer rapor hazırlıyor ve Komisyona sunuyorlar. Bunların arasında Üniversiteler, dernekler, iş adamları organizasyonları, sivil toplum kuruluşları, düşünce kuruluşları ve politik partiler yer alıyor.
 
Meclisteki Komisyonunun oybirliği esasıyla karar vereceği düşünüldüğünde her maddenin ve her anayasal ilkenin üzerinde dört partinin de uzlaşması ve nihai olarak anayasa metninin bu Komisyon tarafından tümüyle kabul edilmesi reel olarak bakıldığında oldukça zor. O zaman ne olacak?
 
Ülkenin yeni bir anayasa için bekleyecek vakti yok. Bu süreç zaten yeterince gecikti. Türkiye’nin hem demokrasi hem de ekonomi ve diğer alanlarda önünün açılması ve yeni büyük hamleler yapması için çağa uygun, insanlarımızın beklentilerini karşılayan ve ayağımızdaki prangaları kaldıracak bir “toplumsal uzlaşma sözleşmesine” yani yeni bir anayasaya şiddetle ihtiyacı var.
 
Anayasa hazırlanırken üzerinde uzlaşma gerektiren ve bunun da kolay olmayacağı bazı gerilim hatları mevcut. Nedir bunlar? Türkiye’nin yeni anayasasında çözümlenmesi gereken düğümler ve kurulması gereken hassas dengeler, Abant toplantılarında da dile getirdiğim gibi şunlardır: 1. Özgürlük-Güvenlik, 2. Birey-Devlet, 3. Merkez-Yerel, 4. Sivil-Asker, 5. Yasama-Yürütme-Yargı, 6. Kamusal Alan-Özel Alan, 7. Ulus-Etnisite, 8. Evrensel Realite-Ulusal Realite, 9. Uluslar arası Taahhütler-İç Hukuk, 10. İdealizm-Pragmatizm, 11.Tabii Hukuk-Pozitif Hukuk, 12. Denetim-Vesayet.
 
Süreç devam ediyor. 1 Mayıs’tan itibaren katılım, yani serbest görüş bildirme süreci bitecek. Önerilerin alınması bu tarihten sonra ikinci planda kalacak. Ve olması gerektiği gibi “değerlendirme süreci” başlayacak. En son aşamada da onaylama gerçekleşecek. Burada halk oylaması yani referandum nihai ve en geçerli bir onay yöntemi olacaktır.
 
Şunu da ihmal etmemek gerekir ki anayasa çok şeydir, ama her şey değildir. Anayasa’nın yanı sıra yargı reformu, eğitim alanındaki köklü değişimler, ekonomik gelişme, gelir dağılımı, bölgeler arası dengeli kalkınma, Avrupa Birliği ilişkileri, coğrafyamızdaki uluslar arası etkileşimler ve diğer pek çok faktör, Türkiye’nin geleceğini ve insanımızın nasıl bir ülkede ve hangi şartlarda yaşayacağını şekillendirecektir.
 
Anayasa’dan sonra idari yapının oluşacak yeni şekle göre dizayn edilmesi, belki yeni kurumların oturtulması, işlevleri değişenlerin dönüşümünün gerçekleşmesi gibi yine çok önemli bir süreç Türkiye’yi bekliyor. Anayasal hükümlerin ve ilkelerin kurumsallaşması ve hayat bulması devlet organlarının eliyle olacağı için kamu kurum ve kuruluşlarının yeni yapıya uyum sağlaması kritik bir öneme sahiptir.
 
Türkiye, uzun yıllardan sonra sivil bir anayasa yapma fırsatını elde etmiş bulunuyor. Bu fırsatın çok iyi değerlendirilmesi gerekir. Bunu da irfan havuzu içinde, sonsuz hoşgörü ve yüksek uzlaşma azmiyle yapmalıyız. Ortak akılda mutlaka ısrar etmeliyiz. “ Geçmişimiz ve bugünümüz üzerine kavga edersek, geleceğimizi de kaybedeceğimizi” unutmamalıyız.
 
 
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET