• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

SİYASİ PARTİLER ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

12 Ekim 2015 Pazartesi 12:28

Demokratikleşme Mücadelesinin Ürünü ve Aracı Olan Siyasal Partiler Üzerine Düşünceler


1982 Anayasası 68. maddesinde, aynen 1961 Anayasasında olduğu gibi, “siyasi partileri, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları” olarak tanımlamıştır. Nitekim, siyasal partilerin siyasal sistem içindeki rolleri, Avrupa demokrasilerinde uzun bir süreden beri demokrasi kavramının “partitokrasi” kavramı ile aynı şeyi ifade eder biçimde algılanmasına neden olmaktadır. 


Türkiye, bu eğilimi imparatorluk döneminden beri (her ne kadar, amaçları, örgütlenme modelleri farklı olsa da) yaşayan, 1950’den beri de çok partili siyasal sistem içinde uygulamasını sürdüren bir ülke konumundadır. Üstelik demokratik siyasal sistemin diğer aktörleri olan ve kamuoyunun siyasal sistemle bağlantılarını kurma işlevini üstlenen sivil toplum örgütlerinin sistem içindeki konumlarının ve rollerinin diğer demokratik ülkelere oranla son derece yetersiz kalması, siyasal partilerin rollerini ve işlevlerini bir kat daha arttırmaktadır. Bu önemli konum ve işlevin bir karşılığı olması da doğaldır. Siyasal sistemin işleyişindeki hatta ekonomik, kültürel alandaki tüm eksikliklerin ve yanlışlıkların nedeni olarak toplumda “siyasal partiler” ve siyasal kadrolar ortaya çıkmaktadır. Toplumu sıkıntıya sokan ve çözüm bekleyen, siyasal, ekonomik, toplumsal hatta uluslararası tüm sorunlara çözüm getirilememesinden dolayı siyasal partiler sorumlu tutulmakta ve bu sorumluluk olgusu, toplumun “demokratik siyasal sistemle olan ilişkisini, hatta demokratik siyasal sisteme bakış açısını da” etkilemektedir.


Siyasal Partiler, “halkın desteğini kazanmak suretiyle devlet mekanizmasının kontrolünü ele geçirmeye veya sürdürmeye çalışan sürekli ve istikrarlı bir örgüte sahip siyasal topluluklar” olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım birden çok partinin iktidara gelmek için mücadele ettiği bir ortamı ve siyasal partinin yapısı açısından kurumsallaşma ve devamlılığı içermektedir. Siyasi Partiler, belirli prensipler üzerinde anlaşan bir topluluğun örgütlenmiş gücünü ve çoğulcu rejimin en önemli unsurunu meydana getirmektedirler. Çoğulculuk çeşitli toplum kesimlerinin kendi haklarını ve çıkarlarını, vakıf, dernek gibi belirli amaç ve alanlarla sınırlı sivil toplum örgütleri şeklinde serbestçe örgütleyebilmesini ifade eder. Aynı anlayış kendisini, ülke yönetiminde söz sahibi olmak, iktidara gelmek veya iktidarı paylaşmak amacıyla kurulan siyasal partiler şeklinde de gösterebilir. Siyasal Parti kavramını, modern demokrasilerde kamuoyuna biçim veren geniş halk örgütlerini olduğu kadar, ilk çağ cumhuriyetlerini bölen hizipleri, Rönesans İtalyası’nda bir komutanın etrafında toplanan orduları, devrim meclisleri üyelerinin bir araya geldikleri lüpleri ve anayasal monarşilerin mülkiyet esasına dayanan seçimleri hazırlayan komiteleri anlatmakta da kullanıyoruz. 


Genel olarak bakıldığında, siyasi partilerin, devletle toplum, siyasetle gündelik hayat arasında bir köprü oluşturması gerektiği söylenebilir. Bu yaklaşımı daha derinleştirdiğimizde şunu görürüz: Devleti halkın istekleri doğrultusunda topluma hizmet eden bir yapı olarak işletmekten sorumlu olan, toplumun gündelik ihtiyaçlarını siyasi karar mekanizmalarına taşıyarak çözüm araması gereken, seçmenden iktidar vizesi almış ya da muhalefet görevini üstlenmiş siyasi partilerdir. Bu sorumluluklar, demokrasinin gerektiği gibi işlemesinde siyasal partilere anahtar bir rol verir. Siyasi partilerin, demokrasinin işlemesindeki merkezi rollerinin gereklerini yerine getirebilmeleri için, geniş bir özgürlük alanına sahip olmaları gerekir. Kuruluş, örgütlenme, fikirlerini savunma ve yayma özgürlükleri ile parti içi demokrasi bu alanın başlıca unsurlarıdır. Siyasal partiler, toplumdaki farklı çıkarları birleştirerek temsil ederler. Bir toplumdaki tüm çıkar grupları ele alındığında, bunların tek bir merkezde toplanamayacak ölçüde çok ve çeşitli olduğu görülür. Bu çeşitlilik, bazı taleplerin birleştirilerek gruplandırılmasını ve belli başlı birkaç siyasal alternatife indirgenmesini gerektirir. Bu da, siyasal partiler aracılığı ile yapılır. Demokratik sistemlerde, menfaatlerin birleştirilmesi alanında en önemli rolü oynayan yapılar, siyasal partilerdir. Siyasal partiler, seçim yoluyla iktidarı ele geçirmek amacını güden kuruluşlar olduklarına göre, genellikle tek bir sosyal menfaati temsil etmekle yetinmezler; çeşitli menfaat gruplarına hitap etmeye çalışırlar. Dolayısıyla, parti politikasının saptanması, bu grupların menfaat ve isteklerinin parti tarafından birleştirilip bağdaştırılmasını gerektirir. Böylece partiler, sayısız menfaatleri birkaç ana siyaset alternatifi haline getirerek siyasal temsili, yani halkın seçim yoluyla hükümet politikasını etkilemesini mümkün kılarlar.

 

Siyasal partiler aynı zamanda benzer kanaatleri birbirleri ile kaynaştırıp, bireysel farkları azaltmak ve kişisel özellikleri törpülemek suretiyle, bu kanaatleri birkaç büyük manevi ailede toplarlar. 


Bu sentez faaliyeti, küçümsenmeyecek önemdedir, çünkü seçimler ve siyasal temsil, ancak bu sayede olabilir. Karmakarışık bir bireysel tutumlar yığını içerisinde bunlara imkan yoktur. Partiler böylece özel kanaatler yığınından ayrılmış bulunan kamuoyuna devamlı şekilde bilgi verir, yol gösterir ve onu bir mecraya sokar. Bu bağlamda, siyasal partilerin diğer bir işlevi de halkın siyasete katılımını sağlamaktır. Partiler, faaliyetleri ile bireylere siyasal sistemin niteliği, unsurları, liderleri, uygulanan ve uygulanabilecek politikalar hakkında bilgi verirler. Bu bilgilenme, siyasal partiler aracılığı ile bir toplumsallaşma sürecinin içine girmek anlamına gelir. Bir siyasal partinin faaliyetine giren ve eylemlerine katılan birey, toplumsal, siyasal ve ekonomik olguları değerlendirmeye yarayan ölçütler kazanırken, çeşitli siyasal sorunlara kendi partisinin ideolojik perspektifinden bakmaya başlar. Bu sürece genellikle bireyin siyasal toplumsallaşması adı verilir. Siyasallaşan kitleler sistemin bir parçası haline gelirler. Kadrolaşırlar, bütünleşirler, bilinçlenirler ve inançları değişir. Öte yandan, diğer örgütlerin bağlarını koparır, özerkliklerini tahrip eder ve bireylerin değer yargılarını söküp atar. Totaliter sistemler bu süreçleri propaganda, eğitim ve zor kullanarak gerçekleştirirler. Demokratik sistemlerden ayrılan en önemli yönleri de budur. Bu fonksiyonlar, totaliter partilerde, geleceğin liderlerinin devşirileceği bir alan ve aile ile kilisenin sosyalleştirici etkilerine karşı koyacak bir etki olarak gençlik örgütlerine verilen önemi de izah eder.

 

Siyasal partiler, çoğu zaman demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak vurgulanmaktadır. Gerçekten de siyasal partiler, halk çoğunluğuna dayanarak iktidara gelmeyi amaçladıkları oranda demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurları olmuşlar ve demokrasinin bir siyasal rejim olarak ortaya çıkışı ile eş zamanlı olarak oluşmuşlardır. Demokratik toplum biçiminin en önemli özelliği toplumu oluşturan çeşitli grupların örgütlenebilmesine imkan tanımasıdır. Demokratik rejimlerdeki çok seslilik, yönetenlerin denetlenmesi, siyasi iktidarın gücünün sınırlandırılması ve toplumdaki siyasi dengenin kurulabilmesine en temel katkı, siyasal partiler aracılığı ile sağlanır. Batı demokrasileri, bu düşünce esasına göre siyasi partilerin serbestçe örgütlenmesine ve faaliyet göstermesine imkan tanıdığı için siyasal parti ve demokrasi kurumları batı medeniyetinin diğer ülkelere ihraç ettiği önemli bir gelişmedir.

 

Siyasal partilerin batıda çeşitli sebeplerle menfaatleri ve ilişkileri farklılık gösteren çeşitli grupların siyasi hayata etkin bir şekilde katılmalarını ve isteklerini siyasal alana aktarmalarını sağlayan aracı kurumlar şeklinde ortaya çıkması ve oluşması uzun yıllar almıştır. Siyasal partiler batılılaşma süreci ile birlikte diğer ülkelerin siyasal yapılarında yer almışlar ve hemen bütün ülkelerde fonksiyonları ve görünümleri farklı olmakla birlikte siyasal sistemin vazgeçilmez kurumları haline gelmişlerdir. Batılı    anlamda siyasal partiler, birçok ülkede demokratikleşmemücadelesinin hem ürünü hem de aracı olmuşlardır. Bugün partilerin varlığı, tek başına yeterli koşul olmasa da demokrasinin varlığının kanıtı olarak görülmektedir.

 

Prof. Dr. Hakan ALTINTAŞ
Siyaset&Yönetim ve Uluslararası İlişkiler 
Anabilim Dalı Başkanı

Demokrasi ve Millet iradesi.

Mehmet Özekmekci
13 Ekim 2015 Salı 12:43

Değerli hocam. Yine çok önemli bir noktaya parmak basmışsınız. Millet kendi iradesini sandıkta somut bir şekilde ifade edemediği zaman, demokrasi görünümünde şeflik sistemi devam eder. Her zaman bu ülkenin başına iyi insanlar geçmeyebilir. Onun için artık katakulla siyaseti yerine, devamlı, kendini yenileyen, kendi içinde dönüşen bir demokrasinin uygulanması başarılmalıdır. Sayın Başbakan dan bu konuda sinyallerini almaktayız. Milletin iradesinin devamlılığı için bu şarttır. Teşekkürler.

1 Beğendim
0 Beğenmedim
 
Yanıtla
TÜM YORUMLARI GÖRÜNTÜLE

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET