• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

GERÇEKTEN ÖZGÜRMÜSÜN?

26 Mayıs 2016 Perşembe 18:34

Aç gözlerini artık, bunca yıldır örttüğün yetmedi mi? Hakkını ver gözlerinin ve görmek için yaratılmış gözlerini gerektiği gibi kullan. Gördüğün yalanların üzerini örtme mesela, gördüğüne görmedim deme.

 

Aç kulaklarını artık, bunca yıldır gerçeklere sağır olduğun yetmedi mi? Hakkını ver kulaklarının ve duymak için yaratılmış kulaklarını gerektiği gibi kullan. Her duyduğunu da gerçek sanma mesela, inanıp kanma, yalanların tılsımına aldanma.

 

Ve aç beynini artık, bunca yıldır sorgulamadan kabullendiklerin yetmedi mi?  Hakkını ver beyninin ve düşünmek için yaratılmış beynini gerektiği gibi kullan. Her fikre kapılma mesela, sormadan sorgulamadan düşünmeden kabullenme her gördüğünü ve her duyduğunu.

 

Gör, duy ve düşün. Kontrol et kendini, hâkim ol kendine ve yem etme ele geçirmek isteyenlere seni.

 

Bizler en mükemmel donanımla yaratılmış kullarız. Bu mükemmel donanım ise akıl sayesinde daha da değerli hale gelmiştir. Akıl sayesinde anlam kazanmış, donanımın her bir parçası işlevsel hal almıştır.

 

Bizi diğer canlılardan değerli kılan akıldır. Aklımızı kullanarak düşünebilmemizdir. Yüce Yaratanın katında akıl sahibi olduğumuz için zaten en kıymetli değil miyiz?

 

Sahip olduğumuz fakat kendisini kullanmadığımız akıl neye yarar? Madem düşünmeyeceğiz, madem sorgulamayacağız, mademki körü körüne fikirlere bağlanacağız o zaman değerli olduğumuzundan nasıl bahsedebiliriz? Özgür bir akla sahip olduğumuzu nasıl kabul ederiz?

 

Oysa Allah bize körü körüne bağlanmayı şiddetle yasaklar. Her durumda düşünmemizi, karşılaşılan durumu sorgulamamızı, bizlere emanet verdiği aklımızı kullanmamızı emretmiyor mu? Kuran ayetlerinin birçoğunda,  Efendimiz ’in (SAV) hadislerinde ve İslam büyüklerinin sözlerinde hep aklımıza vurgu yapılmıyor mu? Düşünmeye özellikle önem verilmiyor mu? Hatta son mükemmel din olan İslam dininin akıl dini olduğunu bilmeyenimiz yoktur.

 

Soru sormak, sorgulamak ilmin kapısı olarak görülürken düşünmekten mahrum kalmak bize yakışmaz diye düşünüyorum.

 

Ne yazık ki öyle bir çağda yaşıyoruz ki dünya teknolojik anlamda gelişirken bizler düşünce anlamında geriliyoruz. Aslında geriletiliyoruz bazı güçler tarafından da,  farkına varmak için geç kalıyoruz. Düşünmesi gereken beynimiz teknoloji kullanılarak, yalancıların, düzenbazların, sahtekârların tesirine giriyor. Bizler beynimizi maalesef kurban ediyoruz başkalarının dünyasına.

 

Medyada yapılan yanlı ve taraflı duymamız istenen haberler, televizyonlarda olmamız istenen rol modeller, internette önümüze sunulan yalan ve gerçek dışı bilgiler, siyaset, sanat ve spor dünyasının dayattığı kirli fikirler düşünmekten bizi alıkoymak için var gücüyle çalışıyor.  Üzülerek söylüyorum bize ne verilirse peşinen kabulleniyoruz artık. Her duyduğumuza, her gördüğümüze kolayca inanıyoruz hem de.

 

Düşünen, sorgulayan, mukayese eden bir beyin yerine başkaları tarafından programlanan, kullanılan, yönlendirilen beyin yığınları haline geldik. Hala gördükçe gülüyoruz ağlanacak halimize…

 

Beynimiz özgür olmayacaksa, başkasının fikirlerini sorgulamadan kesinlikle doğru kabul edeceksek, kendimize ait fikirleri paylaşmaktan korkar halde yaşayacaksak bu nasıl özgürlüktür? Bir başkasının fikirlerine dünden razıysak, bu fikirler hatalı da olsa vardır bir bildiği diyerek göz yumacaksak kendimiz nasıl olacağız? Ve en önemlisi böyle bir ortamda adaleti, iyiliği, huzuru nasıl yayacağız?

 

Düşünürken serbest, sorgularken serbest, fikirlerimizi beyan ederken serbest olursak, hataya hata doğruya doğru diyebilirsek, bizler kimsenin beynimize hükmetmesine izin vermezsek işte o zaman hem tarafsız hem adaletli hem de beynimize gereken değeri vermiş olacağız. Asıl özgürlük budur.

Ne olursak olalım önce kendimiz olalım. Bedenimize sahip olduğumuz gibi beynimize de sahip olalım.

“Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi?

 (Vakıa Suresi, 62)”

Sevgilerimle

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET