• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

GÜNÜMÜZ İNSAN HALLERİ

10 Aralık 2014 Çarşamba 03:01

İnsanız biz…

Yaratılan her şeyin şahsımıza hizmetkar olduğu, yaratılmışların içerisinde en şerefli olanız…

Yaşamımızı güzel bir şekilde sürdürmemiz için önümüze onlarca nimet serilen değerli yaratılmışlarız…

Bizi diğer canlılardan ayıran “Akıl” gibi en büyük nimete sahip, Yüce Yaratanın değer verdiği, bizi muhatap aldığı eşsiz varlıklarız…


Oysa onca övgüye mazhar olmamıza rağmen;  çağımız dünyasında halinden hoşnut olmayan en çok isyan ve şikayet eden, birbirine zarar vermekle kalmayıp doğayı ve diğer canlıları da tehdit eden varlıklar da yine biziz…


Maalesef insanın insana sevgi ve saygı duymadığı bir devirde yaşıyoruz ki doğaya ve diğer canlılara karşı sevgi ve saygı duymasını beklemekte abesle iştigaldir zaten.


Geçenlerde şahit olduğum bir olayı aktarayım ve oradan yola çıkalım. Bir araç sahibi gidişli gelişli dar bir yolda, yolun geliş veya gidiş yönüne kişiden kişiye değişebilir aracını park etmiş, korna üstüne korna çalmalar, bağırmalar, çağırmalar, küfretmeler vesaire, sizlerde bizzat yaşamışsınızdır gündelik hayatta ya da şahit olmuşsunuzdur en azından, malum insanlık hali aciliyeti olanlar olabilir ki olmasa da haklılar zaten küfretmeler dışında o da başka bir insanlık ayıbı tabi… 


Araçta da herhangi bir arıza yok çalışır vaziyette bırakılmış araç, belli bir yere uğramış, giderken de yolun durumunu hiç düşünmemiş. Tabi geldiğinde beklenen tavır özür dilemesidir. O ise aksine haklıymış edası ile etrafa söylenmeye başladı, gülerek pişkin pişkin yüzsüzlük derecesinde tavırlar sergiledi. Yani kavgaya ramak kaldı. Bu sadece bir basit olay bunun gibi yüzlercesi yaşanıyor her gün…


Toplu taşıma araçlarında ellerindeki telefonlarla yüksek sesle müzik dinleyenler, oyun oynayanlar, etrafını umursamadan yüksek sesle konuşup kahkaha atanlar mı dersiniz, acil durum olabileceğini düşünmeden aracını daracık yollarda sanki yolda onunmuş gibi gören park edip gidenler mi dersiniz, yüksek katlı binalarda oturmanın dünyaya üst perdeden bakmak olduğunu zannedenler mi dersiniz, sosyal ortamlarda statüsünden dolayı her zaman öncelik bekleyen takım elbise giyip kravat takmakla adam olacağını zannedenler mi dersiniz, para ile hayattaki her şeyi satın alabileceklerini düşünenler mi dersiniz inanın saymakla bitiremeyiz…  


Anlam veremediğim taraf nasıl bir insan bu derece vurdumduymaz olabiliyor, yüzsüzleşebiliyor. Hangi ara biz bu kadar değerlerimizden uzaklaştık basit durumlarda bile düşüncesizce davranabiliyoruz. Biz insanlar bazı şeylere sahip olduğumuzda dünya bizim zannediyoruz sanırım.


Sadece malmülk sahibi olmak yetmiyor hayatta onların nasıl kullanılması gerektiğini de bilmek gerekir.  Ona sahip olmak kadar onu taşıyabilmek çok önemlidir aslında.


Ne yazık ki itibarını statüsünden veya konumundan alan paranın, malın, mülkün, makamın, mevkiinin, diplomanın oluşturduğu insanların sayısı her geçen gün daha da artıyor. İçi boş fakat dışı süslemeli insanlar…


Tabi bunda medyanın aynı zamanda sosyal medyanın da çok büyük etkisi var, Tv kanallarının bir çoğu kanalizasyona dönüşmüş durumda, ünlülerin eğlence de sınır tanımayan haberleri, aykırı reklamlar, gayri ahlaki programlar, sinema ve dizilerdeki karakterlerin sorumsuzca tavırları, kural tanımaz hal ve hareketleri, isyankar tavırları, menfaatçi ilişkileri neredeyse günün büyük çoğunluğunu İnternet ve TV karşısında geçiren insanlarımıza rol model oluyor. 


Gençlerimizi bırakın koca koca nineler dedeler dahi hayatlarında onlar gibi takılmaya çalışıyorlar. İnsanlara gerçekten fayda sağlayacak, hakiki saygı ve sevgiyi hissettirecek yayınlar ise gecenin geç saatlerine kaydırılıyor ya da tamamen yayından kaldırılıyor. 


Sonra da bu programlar izlenmiyor deniyor, bence izlenmiyor değil izlettirilmiyor bilinçli bir şekilde yapılıyor hem de… 


Bilinçli bir şekilde tüm algılar olumsuza yöneltiliyor, sonra da ahlar vahlar çekerek insanlarımıza neler oluyor, insanlık ölüyor gibi söylemlerle duygusal tavıra büründürülüyor, timsah gözyaşları ile sulandırılıyor tabi bizim için iş işten geçip gidiyor…


Nereye bu gidiş?

İnanın insanlığımız pusulasını kaybetmiş durumda, pusulası olmadan ilerliyor nereye gittiği belli değil, eğer böyle giderse varacağımız yerin pekte iyi olmadığını söyleyebilirim ancak bencillik, kendini beğenmişlik, vurdumduymazlık, kibir ve en sonunda koskoca bir yalnızlık…


Kurtuluşumuz her şeyden ama her şeyden güzelce sıyrılıp, hangi makamda mevkii de ne olursak olalım aslında  “ACİZ” olduğumuzu kabul edip tekrar tekrar hatırlamak ve hatırlatmakla mümkün olacaktır.


Sevgilerimle…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET