• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

HER GÖNÜLDE BİR ASLAN YATAR

20 Eylül 2016 Salı 18:57

Çok istemişsindir, sabahlara kadar dualar ederek…

Gözlerin uykunun hasretinde kaç gece geçirmiştir kim bilir…

Suyu bekleyen toprağın bulutlara yalvarması gibi yüreğin nasıl da kavrulmuştur istemekten…

Çalışmış çabalamış, gece gündüz demeden mücadele vermişsin kimin umurundadır ki senden başka…

Kavuşamasan da hayaliyle yaşamak bile seni öylece derinden sessiz sessiz mutlu etmiştir…

Yıllar yılı belki de bir ömür bu arzunun peşinden durmadan koştuğunu yolun sonunda göreceksin…

Kim bilir, zaman geçer, saçlara aklar düşer, bel bükülür, ömrün kışında arayış hala devam eder…    

 

Herkesin bir arzusu vardır kendince. İstemekten yorulmadığı, istemeyi dahi sevmesine sebep olan. Bu arzu,  bazen âşık olduğun bir kız veya erkeğe kavuşmak, bazen istediğin bir okula girip oradan mezun olmak, bazen geçim temini için bir meslek sahibi olmak.  Bazen amansız bir hastalıktan kurtulmak, bazen alacaklılardan sıyrılmak, bazen çok para kazanmak, bazen ömründe bir kez olsun kutsal topraklara erişebilmek, bazen anne veya baba olabilmektir sadece.

 

Bazen de fazla kilolarından, sivilcelerinden, saç dökülmesinden, hoşlanmadığı birinden, sevmediği bir mahalleden, istemediği bir evden kurtulmak da olabilir.

 

Sana basit gelen bir arzu başkasının büyük hayali olduğu gibi, senin arzun başkasının hiç mi hiç önemsemediği basit bir durumdan ibarette olabilir. Öyle ya da böyle her gönülde bir aslan yatar. Bu hayatta tek bir arzun olduğu gibi aynı anda bir kaç arzunda olabilir, fakat bu durumda biri mutlaka diğerlerine göre ağır basacaktır.

 

Arzular okyanus gibidir anlayacağımız. Bitmek, tükenmek nedir bilmez. Bu değil midir ki bizi canlı tutan zaten. Bir insan arzuları olmadan geleceğe ait nasıl planlar yapabilir, yaşama nasıl tutunabilir, kendisine nasıl hedefler belirleyebilir. Biraz zor olur öyle değil mi?  Yaşam amacını da içinde barındırır bir arzunun olması aynı zamanda. Amaçsız bir yaşam ise meyvesiz, yapraksız bir ağaç gibidir. Zira böyle bir ağacın, içi de boş olur kullanılmaz. Yaprağı, meyvesi olmayan bir ağaç yanmaktan başka hiçbir işe yaramaz.

 

Arzular kırar da insanı. Hiçbir düşmanın yapamayacağı kadar hem de…

Arzular yaralar ta derinden yüreğinizi. Hiçbir insanın yüreğinizi incitemeyeceği kadar hem de…

 

Bir arkadaşımın arzusu öğretmen olabilmekti mesela. İdealist bir öğretmen, bu arzusundan hiç vazgeçmedi. Okul yıllarında uğradığı puan kısıtlaması mağduriyetlerine rağmen hep direndi. Hep mücadele etti. Belki örgün öğretimden okuyamadı ama dışardan okuyup, yine de yeterlilik diplomasını almayı başardı. Hayatta belki birçok arzusu vardı fakat O’nun en büyük arzusu buydu. O öğretmen olmalıydı.

 

Elinden geleni yaptı. Artık bekleme vaktiydi.

 

Gün oldu ansızın bir haber almış ve içi içine sığmamıştı. Göğüs kafesini tekmeledi durdu kalbi. Eli ayağı birbirine dolandı. Yüzünü tebessüm, yüreğini sevinç, dilini şükür kapladı. O an dünyanın en mutlu insanıydı. Görevlendirme çıkmış, yeni öğretim yılında göreve başlayacaktı.

 

Hazırdı, kendini zaten hep hazır hissediyordu. Okullar açıldı görev yerine sevinçle erkenden gitmişti. Bu sevinci ise maalesef ki çok sürmemişti. Öğrendi ki eğitim kadrosu yeterliydi, bir yanlışlık olmuş, kendisine görev veremeyecekleri için üzgün olduklarını belirtmişlerdi okul yetkilileri… Sadece küçük bir özür dilemişlerdi o kadar. Oysa nasıl da hayal kırıklığı yaşamıştı kim bilir, bu tarif edilmezdi ki sadece yaşanırdı. O yüzden bu kelimelerle anlatılmaz.

 

Arzuların gerçekleşmesi büyük sevinç yaşattığı gibi,  gerçekleşmemesi de işte büyük hayal kırıklığı yaşatırdı aslında.

 

Ama her ne olursa olsun, önemli olan olumsuz durumda da olumlu durumda da sağlam, dik, onurlu, mücadeleci duruşu sergilemekti. Ayakta kalmak ve hedefe doğru yürümeye devam etmek.

 

Bu duruşta ise bize tek gerekli olan şey sadece yüreğimizin içini sevgiyle doldurmak olacaktır.

Sevgilerimle;

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET