• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

RAMAZANI YAŞAMALI İNSAN ÖNCE

18 Haziran 2015 Perşembe 20:27

Değerli okurlarım;


Allah’a şükürler olsun on bir ayın sultanı “Ramazanı Şerife”  yeniden kavuşmak bizlere de nasip oldu.  Hem “Ramazan ayınızı” tebrik etmek, hem de sizlere birkaç hususu hatırlatmak için naçizane bu yazımı kaleme aldım.  Kusurumuz olur ise şimdiden affola…

On bir aydır tüm gönüllerde özlemi iyice hissedilen, hem maddi hem manevi dirilişimize fırsat oluşturacak işleri içinde barındıran bu rahmet ayına erişmemiz vesilesiyle eminim ki her birimizin yüreği heyecanla çarpıyordur.  Âşık Maşukuna ulaşmışsa heyecanlanmaması mümkün müdür hiç? Öyle değil mi? …

Hep birlikte var olmanın, hep birlikte hareket etmenin, komşusu açken tok yatmamanın, yardımlaşmanın, paylaşmanın, açlık susuzluk sabırla imtihan edilmenin, hatırlamanın hatırlatmanın, Rabbine daha da çok şükretmenin, sahip olunan nimetlerin farkında olmanın adıdır “Ramazan”…

Hep birlikte kalkılacak sahurlar, kurulacak iftarlar, kılınacak teravihler, beklenilecek pide kuyrukları, bir ara da olunacak mukabeleler, dini programlar, sohbetler, organizasyonlar aylardır eksik bıraktığımız birlik ve beraberlik ruhunu yeniden yaşatacaktır. Hep birlikte  “ben”den geçip “biz” olmanın şuuruna vardıracak doymak nedir bilmeyen nefislerimizi…  

Hep birlikte biz’i yaşayacağız…

Bu şuurla karşıladığımız ramazan aylarının yeri hayatımızda hep farklı olmuştur. Hele hele yaz ramazanlarının yeri ve tadı daha bir başkadır.  Uzun ve yorucu bir oruç günün ardından, iftar vakti geldiğinde içilen bir tas çorbanın tadını, dünyanın en özel yemeğini yeseniz dahi alamazsınız. İftar ve teravih sonrası balkonunuzda, bahçenizde içilen çayın tadı ise tarifsizdir.  Çayın tadı tarifsiz olurda muhabbete doyum olur mu?  Olmaz tabî ki muhabbette doyumsuzdur ramazan akşamlarında…

Ramazan kuru kuru aç susuz kalma ayı değildir. Oruç kilo verip zayıflamak, bedensel form tutmak için değildir. Maalesef bazı kimselerin bu şuurda olmadıklarını görüyoruz.  Bu kişilerden “Şimdi bol bol yiyelim boş ver, çok kilo aldık ama ramazan gelsin zayıflarız ”gibi sözler duyuyoruz.

Ramazanda şunu şunu yersen zayıflarsın ya da tam tersi kilo alırsın, açlık süresi çok uzun kan şekeriniz düşer gibi televizyonlarda, gazetelerde, dergilerde bu ayı ve tutulan orucu magazin haline dönüştüren diyetisyenler, doktorlar,  uzmanlar işi ruhundan, özünden, amacından koparmaktadırlar. Bu demek değildir ki iyi beslenmemeliyiz, iyi gıdalar tüketmemeliyiz, aldığımız protein, karbonhidrat, yağ dengesini korumamalıyız. 

Süre uzunluğu için ise hiç mi saatlerce aç kalarak stadyumlarda maç için, konserler için beklemedik abartmayalım. Elbette bunlar çok önemli, çok kıymetli bilgilerdir. Fakat bunun sürekli beynimize her oruç vaktinde yüklenmeye çalışılması bizi orucun asıl maneviyatına yönelmekten alıkoymaktadır. Lütfen kulaklarımızı bu kişilere mübarek ay boyunca kapalı tutalım. Maneviyatımıza zarar vermesinler.  


Kilo alınır verilir bunu kafanıza takmayın.  Siz orucu yemeyin yeter…

Ramazan ayı ve bu ayda tutulan oruçlar sayesinde, ne yiyeceğimizi ne içeceğimizi düşünmek yerine tokluğun kıymetini bilip halimize şükretmeliyiz. Rabbimize yönelerek verdiklerine bol bol teşekkür etmeliyiz.  Ellerimizi Mevla’ya açıp aklımıza, bedenimize, ruhumuza sağlık dilemeliyiz.

Hepinize hayırlı, sağlıklı, huzurlu Ramazanlar diliyorum…

Sevgilerimle…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET