• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

“ÖLÜNCEYE KADAR ÖLÜMSÜZSÜN”

22 Kasım 2014 Cumartesi 17:54


      Geçtiğimiz 8-18 Kasım tarihleri arasında bu yıl 33. düzenlenen “Tüyap Kitap Fuarı “kitapseverlere kapısını açmıştı. Bu sene ben de fuarın son günü olan pazar gününde fuarı gezme imkanı bulabildim. Fuarın son günü olması hasebiyle fuara okuyucuların ilgisi daha da yoğundu. Herkeste heyecanlı bir koşuşturmaca… Kimisi istediği kitabı alma telaşında kimisi aldığı kitabı sevdiği yazara imzalatma telaşındaydı.  Bende yeni çıkan birbirinden değerli kitaplarla tanışmanın mutluluğu içinde güzel bir gün geçirdim.


     Aldığım kitaplar arasında öylesi vardı ki yeni doğmuş bir bebek gibi okurları ile ilk kez bu fuarda buluşmuştu. Yayın evlerinin, kitapçıların raflarında kısa sürede yerini alacaktı ve anlaşılan adından da epeyce söz ettirecek bir eser olmaya namzet bir kitaptı.  “Ölünceye Kadar Ölümsüzsün” kitabı ile tanışmak hem de bu kitabın yazarı ile sohbet edip, kitabı imzalı bir şekilde almak benim için ayrıca bir keyifti.


       Sevgili Fırat Çakır;  Sağlıklı Yaşam Eğitmeni, eğitimci aynı zamanda yazar güler yüzlü, içten, samimi, sımsıcak bir kişilik… Sanki bu kişiliğini kitabın içine de adeta nakış gibi işlemiş.  Bir anda kendinizi kitabın içinde buluyorsunuz. Kitap sizi alıp farklı farklı dünyalara doğru götürüyor.


   “ Bir insan düşünün, güzel bir hayat yaşarken bir gün kaderin cilvesi olarak hayatının altüst olmasını, işlerinin kötüye gitmesini… Bu insanın yaşadığı aklınıza gelemeyecek onlarca olumsuzlukları ve öyle olumsuzluklar ki ardı astarı kesilmeden üst üste gelen,  depresyona sürükleyen,  öldürmeyip süründüren cinsten hem de…  İflaslar, icralar, tutuklanmalar, kovulmalar, parasızlıklar, açlıklar vs. ile hayatı zindan olan bir insan… 

    Ve tüm bunlara rağmen kızı ve kendisi için verdiği yaşam mücadelesini,  hayata tutunma çabasını hep canlı tutan ve bir gün kurtulacağına olan inancını asla kaybetmeyen bir koca yürek macerası…


     Yaşadığı olumsuzluklar neticesinde, her karşılaştığı ağır, yorucu, bunaltıcı hatta intihara sürükleyecek kadar zorluklardan dersler çıkaran ve her defasında gerçeklerle yüzleşen,  defaatle yaşadığı hayatı sorgulama fırsatı bulan,  etrafındaki aslında kan emici dost sandıklarıyla gerçek dostlarının farkına varan ve onca yaşadıklarından sonra 'Gerçek  Hayatın' tanımını  acı şekilde tecrübe ederek öğrenen  diri bir kişilik…

    Ve tüm bunları yaşarken gerçekten varış noktasının “Allah’tan asla ümidini kesmeden ve O’na olan inancını hiçbir zaman sarsmadan,  tereddütsüz bir imanla “ çalışmak olduğunu da aklından biran çıkarmayan, ne yaşarsa yaşasın “Umudunu Asla Kaybetmeyen”  bir sevgi adamının hikayesiydi “Ölünceye Kadar Ölümsüzsün”  bir kurtuluş bir çıkış bir azmin hikayesinin adıydı…


     Bilirsiniz dünyaca ünlü Jack Londan’ın “Martin Eden” adında bir romanı vardır. Bu romanı yıllar önce okumuş olmama, üzerinden uzunca yıllar geçmesine rağmen hafızamda hala canlıdır. 


      Şükürler olsun ki bu romandan yıllar sonra okuduğum “Ölünceye Kadar Ölümsüzsün”  kitabı,  bana tekrardan aynı duyguları aynı heyecanı yaşattı.  Her anında, tamam bu sefer mutlu son olacak dediğimde,  kitap beni şaşırtmayı sabırla kendisini okutmayı başardı.  Merakla ve heyecanla kitabın sayfalarını çevirdiğim,  samimi muhteşem bir hikaye,  çok başarılı bir çalışma, eğitici öğretici, bol tecrübeli örnek bir yapıt… Mutlaka herkese ulaşabilmeli, mutlaka herkes okumalı okutmalı…


      Kitap hayattır ve her kitap bizi farklı hayatlara doğru götürür.  Bazen o hayatlarda kendimizi bulur, bazense o anlatılan hayatlardan dersler alır hayatımızı şekillendiririz.


    Her ne olursa olsun okumaktan, kitap okumaktan asla vazgeçmeyelim. Okudukça göreceğiz ki her şey değişecek. Hayata bakışımız, düşüncelerimiz hep tazelenecek. Kitap olan eller ne kadar fazlalaşırsa şiddete kalkan eller o kadar azalacaktır unutmayalım. 

    Kitapta özellikle altını çizdiğim,  kitabın 263. sayfasındaki şu çarpıcı cümleler ile yazımı nihayete erdireyim.


… “ İnsan son nefesini vermeden ben öldüm dememeliydi. Dünya üzerinde ölüm bir kez olurdu. İkicisi olmazdı. Ya ölüsündür ya da yaşıyorsundur.  Eğer hala nefes alıyorsam demek ki ne kadar olay yaşarsam yaşayayım nefesim kesilmediği sürece yaşayacaktım.  Yani  “ölünceye kadar ölümsüzdüm.” Önemli olan aldığım her nefesin yeni bir hayat olduğunu bilmekti”…
Sevgilerimle…

                                                                                                                                            

Güzel bir yazı

Ramazan
22 Kasım 2014 Cumartesi 20:37

Kaleminize sağlık serkan Bey

3 Beğendim
0 Beğenmedim
 
Yanıtla
TÜM YORUMLARI GÖRÜNTÜLE

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET