• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

SAMSUNSPOR GEMİSİNİ BATIRIYORSUNUZ

09 Aralık 2011 Cuma 13:08


 
Beyler, sezon başından bu yana Samsunspor’un futbol mantalitesinin kesinlikle süper ligin yapısı ile uyuşamayacağı ve geçen günlerde de bu mantalitenin üzerine çıkılamayacağı belli idi.

Taraftar gördü. Yerel medya’da spor yazarı olarak görev yapan arkadaşlarımızın tamamı gördü. Her Pazartesi AKS TV’de Pazartesi akşamları değerli basın mensubu arkadaşlarımız Yusuf Ziya Çakır ve Hakkı Yeşilyurt ile hocalarımız Ali Kemal ve Fedai bey’lerin yapmış olduğu programlarda takımın teknik ve idari yapısı masaya yatırılarak aksaklıklar kamuoyu ile paylaşıldı.
 
Ancak kim göremedi. Öncelikle bu takımın teknik ve idari kadrosunu oluşturan arkadaşlarımız göremedi. Kusura bakmasınlar ama bu noktada vebali olan kişilerin başında Suat Çakır, Tahsin Kosif ve Cevat Öncü gelmektedir. Teknik kadronun ve futbolcu transferleri bu arkadaşlarımızın insiyatifi ile gerçekleşmiştir.
 
Pek çok arkadaşımız ilk etapta alınan kötü sonuçlardan sonra beni telefon ile arayarak, “bu futbolcuları ve hocayı nereden buldunuz, çok mu aradınız” şeklinde sitemlerde bulunmuşlardır. Oysa resmi yönetici sıfatı taşımamakla birlikte sezon öncesi takımın teknik ve idari kadrosunun yapılanmasındaki görevimi, yine resmi yönetici sıfatı taşımayan ancak genel kurulda mevcut yönetim listesinde yer alan Suat Çakır, Tahsin Kosif ve Cevat Öncü’ye devir ettim. Kendilerine de anlaştığımız teknik direktörün yanı sıra prensipte anlaştığımız futbolcular ile ilgili bir rapor sunmuştum.
 
Samsunspor’un bugün içinde bulunduğu durum ile ilgili sorumluları aramak gerekir ise, başkan Kazım Yılmaz’ı ayırmak gerekir. Çünkü öncelikle yönetim kurulu listesinin teşekkülündeki payı % 40 idi. Nitekim istifalar bu görüşümüzü teyit etmiştir. Üstelik kendisi başkanlık koltuğuna futbol dünyasının içinden gelen birisi olarak oturmamıştır.
 
Geriye kalan değerli arkadaşlarımızın ise hepsi kendi iş alanlarında önemli kişilerdir. Ancak futbol takımı yöneticiliği ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur. En azından şahsen 15 yıllık aktif yöneticilik hayatımda önemli bir bölümünü spor dünyasının içinde hiç görmedim.
 
Sezon başında Süleyman Hurma beni arayarak, “ağabey süper ligin yapısı eskisi gibi değil, bir dost olarak sizi uyarıyorum, teknik kadro ile alınacak futbolcular konusunda çok dikkatli olun, yoksa ilk devreyi bulmadan küme düşmeye en yakın aday olursunuz” şeklinde uyarılarda bulunmuştu. Lig sıralamasındaki yerimize bakınca Süleyman’a “hay şom ağızlı” demekten kendimi alamıyorum.
 
İşte spor adamlığı böyle bir şeydir. Teknik kadroyu oluşturmak için futbol dünyası ile haşır neşir olmalısınız. Bu ilişkiler de 1 veya 2 yılda kurulmaz. Eğer bu alemin içinden gelen biri değilseniz biraz abartılı olacak ama sarışını boyayarak size zenci diye yuttururlar. Tıpkı elimizde patlayan yabancı transferler gibi. Tıpkı Petkoviç gibi.
 
Futbolcu tercihlerinde dümeni tamamen teknik kadronun eline vermeyeceksiniz. Skaut ekiplerinizin hazırladığı listeyi hocanın önüne koyarak, mevcut listeden takımı oynatacağı şablona göre transfer politikasını belirleyeceksiniz. Bunun da anahtarı elbette sezon başında heyecanla hedef olarak belirlenen kurumsallaşmaktır.
 
Bu arada Petkovic’i de kınamamak gerekir. Türkçemizde güzel bir sözümüz vardır. “At sahibine göre kişner” Eğer siz hocanın fikirleri karşısında “Evet, haklısın, doğru diyorsun, öyle mi tamam hocam, doğru diyorsun,” kelimelerinin dışında bir fikir üretemiyor iseniz, daha 14 yaşında iken bir Serhat Akın, Erol Bulut, Ertuğrul, İlhan Mansız, Tümer gibi yıldızları keşfedemiyor iseniz ve bünyenizden yeni Serkan ve Celil’ler yetiştirecek alt yapı organizasyonunu sağlayamıyor iseniz, bence asli işinize dönün. Çünkü spor adamlığı sadece “yönetici” kimliğine sahip olmak değildir.
 
Bu arada yine bir anekdotu konu ile ilgili olduğu için paylaşmak istiyorum. İlhan ile Tümer ‘in BJK kulübüne transferleri ile ilgili bir toplantı esnasında, BJK transfer bedeli olarak bir iki futbolcu önermekte idi. O dönem futbol şubesi sorumlusu olan Tarık Darende “Ali Cansun’u” telafuz etti. Yıldırım Demirören o dönemde Beşiktaş futbol şubesi sorumlusu olarak görev yapıyordu. Sinan BJK yöneticiler bir anda gözlerini Sinan’a çevirerek, “kim bu çocuk” diye sordular.
 
Sinan Engin’in halinden futbolcuyu tanımadığı belli. Ama o ortamda da futbolcuya tanımadığını belli etmemek adına “aşağıdan bir çocuk” şeklinde olayı geçiştirdi. Benzer olay FB ile Celil transferinde yaşandı. Aziz Yıldırım’dan transfer bedeli dışında Semih ve Adem’i talep etmiştik. Her 2 futbolcu da alt yapıda oynuyordu. Aziz Yıldırım “ben prensip olarak alt yapıdan oyuncu vermem” şeklinde cevap verdiği için Semihi alamamıştık.
 
Yani bu futbolcuları tespit eden o dönemlerde takımımızı çalıştıran teknik direktörler değildi. Onların haberleri dahi yoktu. Ancak yönetici arkadaşlarımızın önemli bir bölümü futbol dünyasını içerde ve dışarıda çok iyi takip ediyorlardı.
 
Dün öyle idi, bugün böyle meselesi ile olayı geçiştirmemek gerek. Ben yine iddialarımı tekrarlıyorum. Sezon sonunu beklemeden olağanüstü kongreye gidilmeli. Yönetim Kurulu ise futbol dünyasının içinden gelenlere emanet edilmeli. Deneyimli eski yöneticiler ile dirsek temasına geçilmeli. Küskünlükler giderilmeli. Çünkü hepimiz aynı gemideyiz. Gemi şimdilik su alıyor. Ama daha can simidi takacak duruma gelmedik. Yani sular tamamen güverteyi doldurmadı.
 
Bir kriz masası oluşturulmalı. Bu masada eski yeni ayırımı yapılmadan herkes elinden geldiğince bilgi ve birikimlerini paylaşmalı. Ortak akıl üretilmeli. Hocanın pasaportu, sezon sonunu beklemeden eline verilerek kendisine yapamadığı hizmetler için teşekkür edilerek uğurlanmalı. (Kriz masası oluştuğunda masanın kenarında oturan kişilerden biri olmaya adayım,)
 
Sezon ortasında nasıl bulunacak ise aksayan bölgelere kaliteli isimler monte edilmeli. Bu isimlerin tespitini de bu saatten sonra Petkoviç’in insiyatifine bırakmak bana göre Samsunspor’un geleceğine ihanet etmektir.
 
Bu takımın golcü hüviyetinde görünen ve taraftarın sevgilisi olan Zenke için sezon başında anlaştığımız Couserio’nun bir tespiti ile yazımı bitirmek istiyorum. Hoca takımımızın oynadığı maçları izlerken futbolcularımız ile yapmış olduğu tespitleri bizler ile paylaşıyordu. Zenke’yi sorduk. “Süper Lig kalitesinde bir oyuncu olması için bu arkadaşa özel bir terapi ve çalışmaya tabi tutmamız gerekir, bu lig’de oynayamaz” şeklinde bir rapor vermişti. Sadece hatırlatmak istedim. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET