• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

SAMSUNSPOR’DA NELER OLDU ?

11 Kasım 2011 Cuma 15:01



Sezon başından bu yana Samsunspor konusunda yaşananlar tüm kamuoyunun gözleri önünde cereyan etmektedir. Konu ile ilgili,  uzun süreden bu yana Halk Gazetesindeki köşe yazılarımı sonlandırdığımdan görüş ve düşüncelerimi paylaşamamakta idim.  

Başlangıçta kısa süreli de olsa çorbada tuzum bulunduğundan neler düşündük, neler oldu ve neden olmadı sorularına açıklık getirmeyi uygun görmekteyim.
 
Bilindiği üzere Galip Öztürk’ün başlatmış olduğu Samsunspor’un şirketleşmesi çalışmaları içinde yer alarak, kamuoyunu bilgilendirme toplantısında, sportif olarak projelerimiz hakkında bir sunum yapmış idim. Bu sunumda öncelikle üzerinde durduğum konu alt yapı çalışmalarının önemi, alt yapıda görevli olan veya olmayan Samsun’lu teknik direktör ve antrenörlerimizin yurt dışı takımlarında eğitim yapabilecek imkanların sağlanması gibi konular idi.
 
En önemli beklenti ise elbette transferler ve teknik direktör konuları idi. Bu konularda kulübün transfer komitesi oluşmadan bir çalışma yapmış idik. Yerel basınımızda ise her gün doğal olarak gündemde olan veya olmayan pek çok isimler Samsunsporumuz için zikredilmekte idi. 
Transfer komitesi oluşmadan, (Suat Çakır, Cevat Öncü, Tahsin Kosif) yapmış olduğumuz ve prensipte anlaştığımız bazı isimlerden hiç biri bugün ne yazık ki takımımızda yer almamaktadır. Şöyle ki; O dönemde İlk etapta yapmış olduğumuz çalışmalarda Teknik direktör olarak Ankara’da eski TFF yönetim kurulu ve Samsunspor yöneticisi Galip Asal’ın işyerinde Jose Coucerio ile anlaşmış idik. Masaya oturduğumuzda şahsi düşünce olarak yerli bir teknik direktörden yana olduğumu, ancak kendisini dinledikten sonra bu fikrimin değiştiğini ifade etmiştim.
 
Çünkü Couserio, Türk futbolunu iyi biliyordu. Öncelikle yerli futbolculardan yana tercihimizi kullanmamız gerektiğini, alamayacağımız yerli oyunculara alternatif olarak diğer yabancı oyuncular ile görüşmemizin doğru olduğunu ifade etti. Hoca ile anlaştığımız rakam ise 400.000 Euro idi. Talebi elbette bu değildi. 700.000 Euro’dan kapı açmıştı. Ancak Galip Asal’ın işyerinin kapısından çıktığında rakam yarı yarıya inmişti.
 
Couserio, hedefimizi ve bütçemizi sordu. Asal “arkadaşlar kulüp yönetiminde olacak” diyerek sözü bana verdi. Bende hoca’ya “hocam sizde iyi bilirsiniz ki ilk yıl lige çıkan takımlar için en zor yıldır. Gerçekçi olmak gerekir. Bana göre Samsunspor İlk yıl ilk 10 sırada bitirebilecek bir kadro oluşturulmalıdır. Bilgi ve tecrübelerimize göre de bu rakam 15 trilyon civarındadır. (şu anda mevcut bütçenin nerelere  ulaştığını telafuz etmek istemiyorum)  Bu rakama mevcut oynayan oyuncuların transfer bedellerinin iyileştirilmesi dahildir”  Galip Asal ve Necmi Hatipoğlu ile birlikte hocamız ile bu şekilde mutabakata vardık ve kulübü Sporting Lizbon ile görüşmek üzere kendisini uğurladık. 
 
Kendisi ile birlikte birkaç isim tespit etmiş idik. İlk etapta Süleyman Hurma’yı devreye sokarak, Mehmet Eren ile görüştük. Mehmet Eren’in dışında, Mechur Çolak’ı da devreye sokarak (borsa operasyonu dosyasında polis tape’lerine giren konuşma) Bilica konusunda Aykut hocanın düşüncelerini öğrenmek istedik. Bilica’nın takasta kullanılacağını ancak futbolcu ile görüşüldüğünde kendisi ile anlaşma yapılabileceğini öğrendik. Bilahare Couserio’da bu futbolcu ile görüşüp anlaşmış idi. Ayrıca Önder Turacı, Holosko, Nobre, BJK ‘ın o dönemdeki kalecisi Hakan Arıkan, Mustafa Sarp (listede yer alan ve alınan tek futbolcudur) gibi futbolcular ile anlaşma zeminini hazırlamıştık. 
 
Süleyman Hurma ile sürekli irtibatta olduğumuzdan bana “adaş bilirsin ben  sizi çok seviyorum, artık süper lig eskisi gibi değil, çok dikkatli olun, doğru transfer yapmalısınız, bende elimden geleni yaparım, hatta gelin size Moritz’i vereyim” şeklinde yardımda bulunmaya çalışıyordu. Hurma’nın dışında da spor camiasında Samsunspor’u seven pek çok futbolcu ve teknik adam başta Galip Asal olmak üzere bizlerle sürekli istişare halinde idiler. 
 
Bu arada mevcut futbolcularımız ile görüşmelerimiz sürmekte idi. İlk olarak Murat Yıldırım ile anlaşmıştık. Taban 400.000 TL. Tavan ise 600.000 TL olarak belirlemiştik. Bu rakam ekstra oyuncularda elbette değişebilirdi. Ama hiçbir zaman 2,5 veya 3 trilyona mal olabilecek futbolcu aklımızın köşesinden dahi geçmedi. 
 
Hatta Kaleci Ahmet Şahin kardeşim o dönemde bana sitem etti. Çünkü kendisi İstanbul’dan Ankara’ya 5 saat araba yolculuğu yapmıştı. Galip Asal’ın ofisinde kendisinden talebini sorduk. 1,5 trilyon istedi ve bende kendisine taban fiyatı  ifade ettim. “Ağabey taban 400 tavan 600 diyorsun, bana taban fiyat öneriyorsun bu nasıl iş, ben böyle paralara oynayacak futbolcumu yum” diyerek masadan 10 dakika sonra kalktı ve gitti. Oysa benim kendisine bilahare önereceğim rakam 600.000 olacaktı.  Çünkü kendisinin bu takımda emeği çoktu. Süper lige elleri ile takımını taşımıştı. Ancak sabredemeden masadan kalkıp ayrıldı ve gazetecilere de “Süleyman ağabey beni bu fiyata layık gördü, o kadar yol gittim çay bile söylemeden benimle 10 dakika konuştular” şeklinde demeçler verdi. 
 
Yine bir diğer örnek ise, transfer görüşmeleri yaptığımız dönemde Galip Öztürk beni arayarak “şu anda Serdar Adalı yanımda, Kemal için ne kadar para isteyelim” şeklinde bir soru yöneltti. Bende kendisine “Kemal’in fiyatı 5 trilyon” deyince, telefondan kulağıma , Öztük’ün Adalı’ya “bakın yönetici arkadaşın kafasındaki rakam bu, benim kafamdaki rakam da bu” şeklinde sesler geldi Ama hangi Kemal. Dünün Türkiye’nin mevcut stoperlerinin saltanatını rafa kaldırma kapasitesinde futbol becerisine sahip olan, ancak bugün Petkoviç’in yaratmaya çalıştığı mevkiine adapte olmaya çalışan ancak yine de bu takımın en iyisi konumunda olan Kemal’di konuştuğumuz isim. 
 
Bu örnekleri  vermemdeki amaç şudur.  Samsunspor’un ilk hazırlık maçını İstanbul’da izlediğimde  (İBB)kendisi hakkında eski bir yönetici olarak Halk Gazetesinde bir yazı ile hatta İngilizce başlık kullanarak bu sistem ve futbolcular ile sıkıntılar yaşayacağımızı ifade etmiş idim. Daha henüz işi başı bile değildi. Görünen köy hiçbir zaman kılavuz istemez. 
Teknik direktörler ve yöneticiler “Aşı tutmadı”, “iyi futbol oynuyoruz sonuca yansımıyor” “kadromuz çok kaliteli” , “gelecek günler için ışık göründü” benzeri laflar ile günü kurtarmaya çalışırlar. Dere dolana kadar kurbağanın gözünün çıkmaması için yapılması gereken yine kentte oluturulması gereken birliktelik ruhudur.
 
Eleştirmek en kolay yoldur. Hatalar yapılmıştır veya yapılmamıştır. Bunu bugün tartışmanın anlamı yoktur. Petkoviç  “istifayı düşünmüyorum”  şeklinde açıklamalar yapmaktadır. Elbette kendine göre haklı sebepleri vardır. Tazminat olarak sözleşmesine koymuş olduğu rakamı tabii ki elinin tersi ile itmez. Çünkü bana göre böylesine astronomik bir rakamı başka bir takımda elde etmesi mümkün değildir.
 
Bibliyografisinde sadece FB’yi elemesinin dışında, olumlu bir çizgi bulunmayan hocamızın kesinlikle devre arasında gönderilmesi gerekir. Taraftar, yönetici, futbolcu kısaca tüm Samsun şu an itibariyle aynı akort ile tam anlamı ile birlik ve beraberlik içinde kenetlenmelidir.  Futbolcuları menfi platformlara sürüklemenin zararını hep birlikte çekeriz. 5 yıl yaşadığımız azap hafızalarımızdadır. 
 
Dünün 30 trilyonluk borçlu Samsunspor’u, yarın Allah göstermesin çok daha büyük rakamlar ile arzu edilmeyen noktalara gelebilir. Devre arası çok iyi değerlendirilmelidir. Yöneticiler aklı selim davranmalıdır.  Olayın vebali elbette yöneticilerin üstündedir. Gün eleştirmek, takımın bugünden “küme düşer” psikolojisine sokmak günü değildir. Takımda hangi sistem ile oynayacağı konusunda 10 haftadır bir şablon oluşmamış ve oluşturulamamış ise, sorumlu sadece teknik direktör değildir. Bu nedenle herke üzerine düşen sorumluluğun bilincinde hareket etmelidir. Türkiye’ye örnek olan muhteşem taraftarlarımıza bu konu da çok büyük görevler düşmektedir. 
 
Bu konuları açık bir biçimde yazmamın nedeni, öncelikle başkanın ve yönetim kurulu üyelerinin özellikle maddi anlamda ve teknik konularda neleri yapmalı ve neleri yapmamaları gerektiği konularında yardımcı olmak amacını taşımaktadır. Bizim yönetim kurulu oluşmadan oluşturduğumuz program ile bugün yapılanlar arasındaki değerlendirmeyi okuyucularımıza ve Samsunspor’lulara bırakıyorum. Belki biz de o günkü planlama ile  yanlış yapmakta idik. Ama bugün gelinen nokta ve lig sıralamasındaki yerimizden daha iyi yerde olacağımız muhakkak idi. Çünkü şu anda takımda bulunan yabancıların bana göre hiç biri bizim gençlerimizden daha yetenekli görünmüyorlar.

İyi de verilen milyonlara yazık değil mi beyler.  Reçete ise, mevcut yabancı futbolcuların bir ikisi hariç hepsi gönderilmeli, nokta transferler yapılmalı ve geminin dümenine ise prensipli bir yerli kaptan oturtulmalıdır. Bugünkü tablo budur. Çünkü hoca Türk mantalitesini öğrenene kadar su dereye inecek ama kurbağaların gözü çıkmış olacaktır. 
 
 
 
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET