• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

THY UÇAĞINDA YAŞANAN REZALET

17 Aralık 2011 Cumartesi 17:53

 

 
 
Bugün sizlerle,  THY'nın 16.12.2011 Cuma günü  Istanbul Selanik hattında bizat yaşadığımız bir rezaleti paylaşmak istiyorum. Sabah 10.25 TK 1881 sayılı uçak ile Selanik'e gitmek üzere check- in işlemlerimizi  yaptırdık. Pasaport kontrolü ve ardından kemer ve laptop çıkarma faslının ardından uçaga binmek üzere beklemeye koyulduk. 
 
"THY TK 1881 sayılı Selanik uçagı 25 dakikalık bir gecikme ile hareket edecektir." anonsunun ardından 2. kez ilan edilen bu rötar saatine bir yarım saat daha eklendi. 3. kez hoparlörlerden 1 saatlik bir rötar sesi daha yankılandı. THY bu  4'lemeden kalır mı. Bir anons daha yapıldı,
bir saat daha gecikme olacağı duyuruldu. Böylece 3 saatlik bir rötar oluştu.
 
Yolcuların bir bölümü Papaz'dı. Grup olarak Istanbul'da bir toplantıya katıldığını
öğrendik. Görevliler ile gecikmeden dolayı bir tatışma ortamı doğdu. Insanlar uçağın rotar
yaptığına değil, belirsizliğe isyan ediyorlardı. Görevliler gerekçe olarak bir istasyon-
dan uçağın sis nedeni ile kalkamadığını ve doğal olarak bu gecikmenin tüm uçak ha-
reket saatlerini etkilediğini ifade ediyorlardı.
 
Yolcular arasında 4 engelli bulunmakta idi. 51 yolcu içinde Türk yolcu olarak 3 kişi idik.
Yunanlı vatandaşlar görevliler ile tartışırken,  aynı mağduriyeti yaşadığımız halde, 
şoven yapımızdan taviz veremiyor ve  Aslanlar gibi Yunanlılara karşı  THY'nı savunur cümleler sarf etmeye çalışarak ortamı yumuşatmaya çalışıyorduk. Yani, Yunan'lılar bizim memleketimizde başında "Türk"ibaresi bulunan bir kuruma nasıl hakaret ederler modunda idik. 
 
Ben görevlilere, "arkadaşlar, engelliler ve çocuklar var, hiç olmazsa bir ikramda bulu-
nun da insanların gerilen sinirleri biraz yumuşasın" diye bir teklifte bulundum.
Hay ! bulunmaz olaydım. Benim bu teklifim üzerine bir telsiz trafiği oluştu ve ardından operosyan şefi olan kızımız "THY'nın yemek ikramı var, yemek isteyenler bizimle dışarı çıkıp ikramlarımızdan istifade edebilirler" şeklinde bir çağrı yaptı. Yolcuların önemli bir bölümü 
bu davete icabet etti.
 
Bu arada Yunanlı Yolculardan birini ise zaptedebilmek mümkün değildi. Sanırım akrabalarının pekçoğunu  İzmir körfezinin sularında kaybetmişti. Çünkü nerede ise görevlilere tekme tokat saldıracak halde idi. THY'nın genel müdüründen başlayıp, perondaki görevlilere kadar herkesin birinci sınıf akrabaları ile çok samimi ilişkiler kurmak istediğini Ingılızce ve Yunanca haykırıp duruyordu.
 
Üç Türk olarak adamı dikkatle izliyorduk. Öyle ya, "ben bu Türk'lerin! diye bir cümle ile
başlayıp sonunu getirmeye kalkar ise, konu herhalde Uluslararası mahkemelere kadar
taşınan bir sürece girebilirdi. "Her an 3 Türk olarak ağzımızdan "Allah, Allah" nidaları
sarf etmeye hazır halde beklemekte idik.
 
Latife bir yana, hepimiz  elektronik kontrol panelinin dışına çıkarak yaklaşık 300 mt'lik
mesafeyi ellerimizde yüklerimiz ile birlikte görevlilerin peşinden yürüyüp Lokantanın
önünde karavana kuyruğuna girdik. Görevliler de lokantanın önüne bir masa koyarak
ellerimizdeki biniş kartlarını imzalamak üzere bir masa ve sandalye organizasyonu yaptılar
 
Engelli Yunan vatandaşlarına,  papazlar grubuna (bizde imamların elbette böyle bir hakı 
yok) ve çocuklu hanımlara sıra önceliği verilerek, yemek kuyruğuna girdik. Ancak 
tam bu esnada kulaklarımızda  Aziz Nesin'lik bir anons yankılanmaya başladı.
"TK 1881 sayılı THY Selanik uçağı yolcularının uçağa binmek üzere güvenlik kontrolünden geçmeleri vs." 
 
Bu kez Yunan'lılarda ipler tamamen koptu. Kimi İngilizce, kimi Yunanca pek hoş sözler 
sarf etmiyorlardı. Ancak yapılacak bir şey yoktu. Yine o dış hatların 300 mt'lik yolu arşınla-
narak 303 no'lu perona gitmek üzere pasaport ve kimlik  kontrolünün ardından elektronik
giriş paneline gelindi.
 
Bir curcuna da burada koptu. Çünkü insanlar bir kez daha kemerlerini ve ayakkabılarını
çıkarıp kontrol panelinden içeri girmek zorunda idiler. Aşırı gergin olan grubun "en sinirli
adamı" kimliğine yakışır bir eylemleayakkabılarını çıkartıp panelin arkasına doğru fırlattı.
 Diğer yolcularda doğal olarak bu tahriğe değişik tarzdaki  eylemleri ile destek verdiler.
 
Bu tantanalar arasında uçağa nihayet binildi. Tamamı tamamına 3 saat 15 dakika rötar
ile uçağa nihayet binilmiş idi. Insanlar söylenerek koltuklarına yerleştiler ve uçağın hare-
ket saatini beklemeye başladık. Kabus sona erdi diyosunuz ama bitmedi değeri okuyucularımız. Bu kez pilot; 'Değerli yolcularımız, karşı istasyondan uçağın geç gelmesi nedeniyle geciktiğimiz için özür dileriz, kalkışta 27. sıradayız, yaklaşık 1 saat sonra kalkış noktasında olacağız" anonsu ile, uçağın içinde resmen koltuklar kemirilmeye başlandı.
 
Gülme krizine girenler, koltukları yumruklayanlar bir yana, olayın başından bu yana
"en sinirli adam" rolündeki Yunanlı vatandaş kendini uçağın koridorlarına atarak nerede
ise sinirinden amuda kalkacak tarzda yerde tepinip duruyordu.
 
10.25 de kalkacak uçağımız 14.15'de havalandığında, protestonun şekli yerini alkışlı prtestoya
bıratı. Doğal olarak Yunanlı'lar THY'nın bu rezaleti karşısında yol boyunca hanımlarımızla akrabalık ilişkilerini güçlendirecek sözler sarf ederek, Selanik havaalanına indiler yani indik. Ancak bu arada bir Yunanlı hanım, elinde bir A4 kağıdına, THY'nı protesto etmek adına ilgili mercilere iletilmek üzere yolculardan imza topladı.

Ben şahsen Yunanlılar ile işbirliği yapmamak adına bu kağıda imza atmadım. Acaba hata mı yaptım. Sizce..
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET